|
Yaşlanan
Erkekte
Testosteron Replasman Tedavisi
Dr.Kaan
AYDOS
Yaşam
süresindeki dramatik artış, bir yandan insanın yaşlanmasına
bağlı intrensek faktörler diğer yandan ise bunun neticesinde
ortaya çıkan sağlıkta bozulma ile önemli ölçüde kısıtlanmaktadır.
Erkekte yaşlanma ile birlikte libidoda azalma, potensin
düşmesi, kemik kaybı, kas kitlesi ve gücünde azalma,
iştah azalması, hafıza bozuklukları ile psikolojik değişiklikler
gibi özellikle hipogonadizimde görülen bazı belirtiler
ortaya çıkar (1). Diğer yandan, yaşlanmaya paralel olarak
serum androjenlerinde de düşüş olduğu açık olarak gösterilmiştir.
Testosteron konsantrasyonu her dekad için yaklaşık 100
ng/dl düşer (2). 25 ile 75 yaşları arasında serum serbest
testosteronu %50-60 oranında düşerek, 430 ± 100 pmol/l'den
220 ± 80 pmol/l'ye iner (3).
İleri
yaş erkeklerde önemli bir morbidite nedeni olan kemik
kırıklarının da testosteron düşüşü ile ilişkili olabileceği
ileri sürülmektedir. Kalça kırığı sıklığı 65 yaş üzeri
erkeklerde 4-5/1000 oranında görülürken, vertebra kırıklı
erkeklerin %20'sinde ise hipogonadizm bildirilmektedir
(4). Yaşlı erkeklerde hipogonadizim ile birlikte ortaya
çıkan klinik belirtiler bir çok derlemede geniş olarak
incelenmiştir. Bütün bu veriler, bahsedilen belirtilerden
testosteronun eksikliğinin sorumlu olabileceği ve testosteron
replasman tedavisi ile belirtilerin geciktirilebileceği
ya da önlenebileceği kanısını uyandırmıştır. Aşağıda,
yaşlı hipogonadal erkeklerde testosteron kullanılarak
yapılan hormon replasman tedavileri (HRT) konusunda
literatür bilgileri değerlendirilmiştir.
Optimal
HRT
İdeal
bir hormon replasman tedavisi i) kanda fizyolojik düzeyde
testosteron konsantrasyonu oluşturabilmeli (sabah saat
08.00 - 12.00 arasında alınan kanda 400 - 700 ng/dl
olacak şekilde); ii) günlük testosteronun salınım ritmini
oluşturabilmeli; ve iii) normal DHT/testosteron ve östradiol/testosteron
oranlarını koruyabilmelidir (5). Bunların yanısıra fiyatı,
ilk metabolizasyonunun karaciğerde olmaması, uygulandığı
yerde lokal iritasyon yapmaması, çevre kirliliğine yol
açmaması, yan etkisi görüldüğü zaman derhal kesilebilir
olması ve kişisel kullanım gizliliğini sağlamaya uygun
olması da diğer koşullarıdır.
Testosteron
kullanımı için günümüzde çok sayıda ürün mevcuttur.
1.
İntramuskuler yolla kullanılan testosteron esterleri
(testosteron enanthate, propionate, cypionate):
Vücutta günde yaklaşık 7 mg testosteron yapılmaktadır.
Bu da dışarıdan intramuskuler yolla iki hafta aralıklarla
200 mg testosteron verilmesiyle sağlanılabilir. Bu dozda
daha seyrek enjeksiyonların yapıldığı hastalarda son
enjeksiyondan önce semptomlar yeniden ortaya çıkabilmektedir
(6). Dozun tamamının vücuda girdiğinden emin olunması
en önemli avantajıdır. Ancak, enjeksiyonu takiben ilk
3-5 gün süresince kandaki konsantrasyonu fizyolojik
sınırların çok üzerinde kalır. Birinci saatteki konsantrasyonunun
normalden 100 kat fazla olduğu gösterilmiştir (5). 8
ve 10. günlerden sonra ise hızla düşerek, fizyolojik
sınırların altına iner. Buda hastanın psikolojik durumunun
bozulmasına ve enerji eksikliği duygusunun ortaya çıkmasına
neden olabilir. Ayrıca, serum düzeyleri testosteronun
salınım ritmine de hiç uymaz. Maliyetinin düşük olması
tercih nedeni olabilir. Enjeksiyonların ağrılı olması,
2 hafta aralıklarla enjeksiyon yapılmasının gerekmesi
ise sınırlayıcı faktörleridir.
2.
Subkuten implante edilen testosteron pelletleri ve uzun
etkili testosteron esterlerinin enjeksiyonu (Testosterone-bucyclate,
testosterone undecanoate): Bunlar da optimal fizyolojik
replasman şartlarını sağlamazlar. Testosteron konsantrasyonu
daha uzun süreli fizyolojik limitler içerisinde kalsa
bile, günlük salınım ritmini oluşturamamaktadır. Sabah
kan düzeyi normal olmakta ama öğleden sonra ve akşam
konsantrasyonları fizyolojik sınırları aşmaktadır. Diğer
yandan, yan etkisi görüldüğünde ya da başka bir hastalık
ortaya çıktığında hormonun etkilerini kesmek kısa süre
içerisinde mümkün olmamaktadır.
3.
Oral preparatlar (Mesterolon ve testosteron undecanoate):
Yeterli etkiyi sağlamak için yüksek dozda kullanılmaları
gerekir. Bu amaçla günde yaklaşık 160 mg testosteron
undecanoate tavsiye edilir (6). Serum testosteron düzeyi
çok değişkenlik gösterir ve takibi güçtür. Günlük fizyolojik
salınım ritmine uymaz. Serum DHT/testosteron oranı normalde
%15 olması gerekirken, bunlarda sıklıkla %50'nin üzerinde
kalır. Testosteron undecanoate değil ama mesterolon'nun
karaciğer üzerinden metabolizasyonu da önemli bir sakıncadır.
4.
Skrotal ve skrotal olmayan transdermal testosteron uygulanımı:
Gün içi fizyoloji salınım ritmine daha çok uyarlar.
Ancak oldukça pahalıdırlar. Plastik yamaların atıldıkları
zaman çevreyi hormon ile kirletmeleri sakınca oluşturur.
Gerçekten de testosteronun sadece %20'si emildiği için
geri kalan %80'i etrafa atılmaktadır (5). Skrotum dışında
cilde uygulanan yamalarda traş yapılması gerekmemekle
birlikte, bunların rahatsız edici ölçüde irritasyon
yaptıkları bildirilmektedir. Her iki uygulamada da beklenilen
kan düzeylerini tahmin etmek mümkün değildir. Özellikle
skrotal uygulamalarda DHT/testosteron oranı normalin
çok üzerinde kalabilmektedir. Uygulanım rahatlığı ve
enjeksiyon gerektirmemesi avantajlarıdır. Pahalı olmaları,
skrotal yüzeyin dar olması durumunda uygulanım güçlüğü
oluşturması, düşebilmesi, skrotum dışı uygulananlarda
çoğunlukla 2 yamanın yapıştırılması gereği ise dezavantajlarıdır.
5.
Ağız mukozasına uygulanan bukkal testosteron tabletleri:
Emilim oldukça hızlıdır. Bu nedenle ilk birkaç saat
boyunca fizyolojik konsantrasyonun üzerine çıkar ve
arkasından çok düşer (7). Bu tip uygulamalar yönünde
ileriye yönelik başka çalışmalar da yapılmaktadır. Bunların
hepsi de yukarıda sayılan ideal şartları sağlamaya yönelik
olarak gerek uygulanım gerekse doz ayarlanımı bakımından
kabul edilebilir bir ürünü ortaya çıkarmaya yöneliktir.
Testosteron
ile yapılan HRT'nin etkileri
Psikolojik
fonksiyonlar ve hafıza üzerine etkisi
Optimal
testosteron replasmanı yorgunluk, depresyon ve uyku
bozuklukları üzerinde hızlı bir düzelme sağlamaktadır.
Ayrıca, hafıza testleri de kısa sürede düzelmektedir.
Bu mental değişikliklerin, nöron dendritlerinin hem
boylarının uzaması hem de fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesiyle
veya santral seratonin nörotransmisyonunda androjenik
uyarıma bağlı olarak meydana geldiği eksperimental ve
klinik çalışmalarda gösterilmiştir (8). Testosteronun
Alzheimer's hastalığını önleyici etkisi üzerinde çalışmalar
vardır. Testosteronun glia hücreleri ve astrositler
gibi androjen-duyarlı nöronlar üzerinde lokal nitrojen
oksid sentezini artırarak inflamatuvar interlökin-6
yapımını azalttığı gösterilmiştir. Buda, beyinde Alzheimer's
hastalığının gelişiminden sorumlu erken evre diffüz
plak gelişimini azaltmaktadır (9).
Cinsel
fonksiyonlar üzerine etkisi
Yaşlı
erkeklerde androjen replasmanı yapılmasının libido ve
cinsel fonksiyonlar üzerine etkileri açık değildir.
Değişik çalışmalarda gerek ögonadal gerekse hipogonadal
erkeklerde penil rijiditenin ve/veya cinsel performansın
düzeldiği bildirilmiştir (10). Ancak ereksiyon bozukluklarının
sadece androjen eksikliğinden kaynaklanmadığı göz önüne
alınırsa, seçilmemiş hastalarda testosteron kullanılmasından
bir fayda beklenmemesi gerektiği de unutulmamalıdır.
Vücut
kompozisyonu üzerine etkisi
Testosteronun
yağ dışı vücut kitlesini (lean body mass; LBM) artıracak
şekilde vücut ve organlara ait yağ miktarını azaltıcı
etkisi bulunmaktadır. Plasebo kontrollü çalışmalarda
testosteron replasmanının LBM'i arttırdığı gösterilmiştir
(11). Snyder ve ark, skrotal yama kullanarak testosteron
replasmanı yaptıkları ve 36 ay izledikleri plasebo kontrollü
bir çalışmalarında LBM'de ortalama 1.9 kg artış, yağ
kitlesinde ise 3 kg düşme bildirmişlerdir (11). Ancak
LBM'de görülen bu artış kas kuvvetindeki artışla birlikte
olmamıştır. Yağ kitlesindeki azalmanın ise özellikle
kol ve bacaklarda, cilt altı dokularda görülürken, metabolik
bakımdan daha önemli olan organlara ait yağ dokusunda
belirgin olmaması, bu konuda başka çalışmalara da ihtiyaç
olduğunu düşündürmektedir. Diğer yandan, tedavi süresi
uzadıkça, yağ kitlesindeki azalma da belirgin hale gelmektedir
(12).
Kas
kuvveti üzerine etkisi
Testosteronun
kas gücünü artırıcı etkisi bulunmaktadır. Hipogonadal
erkeklerde testosteron tedavisini takiben kas kontraksiyonundan
esas sorumlu protein olan miyozin ağır zincir (MHC)
konsantrasyonunda %46 artış gözlenmiş olması, bunun
kas protein sentezinde uyarıcı etkisi bulunduğu şeklinde
de yorumlanabilir (13). Ancak, değişik hasta gruplarında
alt ve üst ekstremitelerde kuvvet testleri yapıldığı
zaman alınan sonuçlar farklılık göstermektedir. 12 aylık
bir çalışmada, yaşlı hipogonadal erkeklerde testosteron
replasmanı yapılmış ve el kavrama kuvvetinde plaseboya
göre anlamlı bir artış saptanmıştır (12). Bunların aksini
gösteren çalışmalar da bildirilmiştir (14). Alt ekstremitelerde
yapılan çalışmalarda da çelişkili sonuçlar bildirilmektedir
(11,15). Urban ve ark, testosteron replasmanı ile kas
kitlesinde ve kuvvetinde artış geliştiğini bildirmiş
olmakla birlikte (15), 3 yıl süreyle testosteron replasmanı
yapılan erkeklerde ise kas kuvvetlerinde subjektif anlamlı
artış gözlemlenirken, bulgular objektif kriterlerde
elde edilememiştir (11). Terstosteron replasmanının
kas kuvveti üzerine etkilerinde değişik sonuçların bildirilmiş
olması, çalışmaların kısa süreli ve kısıtlı hasta gruplarında
yapılmış olmasının yanı sıra, kuvvet ölçümlerinin teknik
olarak güçlüklerinin de bulunmasına bağlanılabilir.
Kemikler
üzerine etkisi
Uzun süreli
testosteron tedavileri kemik dansitesini düzelterek
normal kemik kitlesini yıllarca sürdürebilir. Değişik
derlemelerde, osteoporoz bulunan yaşlı erkelerde HRT'nin
kalsiyum retansiyonu yaptığı ve kemik kaybını azalttığı,
spinal kemiklerde de mineral yoğunluğunu arttırdığı
bildirilmiştir. Testosteron replasman tedavisi ayrıca
kemik rezorpsiyon markırlarında (hidroksiprolin) azalma
ile yapım markırlarında (osteokalsin) artma meydana
getirmektedir (14). Sih ve ark, ise kontrollü çalışmalarında
bu sonuçları desteklememektedirler (12). Testosteron
özellikle lumbar vertebralarda olmak üzere, kemik mineral
dansitesini düzeltir ve bu düzelme testosteronun < 200
ng/dl olduğu erkeklerde daha belirgin olur (16).
Lipidler
ve kardiyovasküler sistem üzerine etkileri
Testosteronun
lipid profili üzerine etkileri ilk zamanlarda 17-alkalize
steroid formları kullanılarak yapılmış (metiltestosteron,
fluoksimesteron gibi) ve düşük dansiteli lipoprotein
(LDL) kolesterolü yükseltip yüksek dansiteli lipoprotein
(HDL) kolesterolü düşürdüğü, trigliseridleri artırarak
insüline direnci ve karbonhidrat intoleransı yarattığı
ileri sürülmüştür. Ancak daha sonra anlaşılmıştır ki,
yukarıda bahsedilen negatif etkilere aromatizasyona
uğramayan steroidler sahiptirler.
Gerçektende,
testosteronun kendisi ile yapılan çalışmalarda serum
trigliseridlerini azalttığı ve hem total hem de LDL
kolesterolü düşürdüğü, HDL/LDL kolesterol oranını değiştirmeden
total kolesterolde %9, trigliserid konsantrasyonunda
ise %20 azalma yaparak lipid profilini düzelttiği, neticede
vasküler atherom riskini azalttığı bildirilmiştir (17).
Bu değişikliklerin 12 aylık testosteron replasman tedavisi
süresince devam ettirilebildiği ve tedaviyi kestikten
sonra 3 ay içerisinde tekrar kaybolduğu gösterilmiştir
(5). Testosteronun HDL kolesterol üzerinde bir değişiklik
yapmadığını gösteren başka çalışmaların yanısıra, düşürdüğü
ya da yükselttiği konusunda bildiriler de olmuştur (18).
Ancak, anjiografi ile koroner arter hastalıkları değerlendirildiğinde
ileri derecede koroner hastalığı olan erkekler koronerleri
daha az daralmış olanlara göre daha düşük testosteron
düzeyine sahip olma eğilimi göstermektdirler. Başka
araştırıcılar da testosteronun insülin direnci ve hipertansiyon
üzerine faydalı etkilerini bildirmiş ve lipsentezi azalttığını,
abdominal yağlarda ise lipolizisi arttırdığını göstermişlerdir
(19). Berglund ve ark, orkiektomi yapılan erkekte yüksek
doz testosteron kullanılarak, koroner kalp hastalığı
için bir risk faktörü olarak bilinen lipoprotein-a'nın
redüksiyonunun arttırılabildiğini gözlemlemişlerdir
(20).
Sonuç
olarak, testosteron kardiyak durum üzerine negatif bir
etkiye sahip olmayıp aksine koruyucu bir etkiye sahip
olarak da görülmektedir. Yine de kısa süreli kullanımlarında
gözlenen bu faydalı etkisinin uzun süreli kullanımlarda
da devam edip etmediği kesin olarak ortaya konmuş değildir.
Kan
pıhtılaşma mekanizması üzerine etkisi
Testosteronun
kan pıhtılaşma mekanizması üzerine olumsuz bir etkisi
olduğu bildirilmemiştir. Endojen testosteron seviyesinin
fibrinolizisin ve doku plazminojen aktivitörlerinin
uyarılmasıyla paralellik gösterdiği, neticede fibrinolitik
aktiviteyi artırarak ve fibrinojeni düşürerek koroner
arter hastalıklarını azalttığı ileri sürülmektedir (21).
Androjen
replasman tedavisi ve prostat
Yaşlanan
erkekte testosteron kullanılarak yapılan HRT'nin en
önemli tartışması, prostat üzerine olabilecek istenmeyen
etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Prostat kanseri
saptanmış bir erkekte testosteron tavsiye edilmesi genelde
kabul edilen bir görüş değildir ve HRT başlamadan önce
bunun elimine edilmesi için her türlü gayret sarf edilmelidir
(22). Bunun yanı sıra, tedavi sürecinde PSA değerleri
sürekli olarak takip edilerek, gizli kalmış bir prostat
kanserinin olası aktivasyonunun erken dönemde saptanması
da sağlanılmalıdır.
Önemli
olan soru, testosteron tedavisi yapılan erkeklerde prostat
kanseri gelişme riski yapılmayanlardan daha mı fazladır?
Çoğu çalışmada, testosteron tedavisi alan erkeklerde
ne PSA artışı ne de prostat volümünde klinik olarak
anlamlı değişmelerin meydana geldiği gösterilememiştir
(23). Testosteron replasmanı yapılmış hipogonadal erkelerin
ve kontraseptif amaçlı testosteron kullanan erkelerin
prostat volümleri ve PSA değerlerinin de normal erkeklere
göre anlamlı bir farklılık göstermediği ortaya konulmuştur.
Hatta prostat volümü ile serum testosteron konsantrasyonu
arasında ters bir ilişki bulunduğu bile gösterilmiştir
(24). Gerçekten de, BPH'nın özellikle prostatın stromasında
östrojen/androjen oranındaki artış ile ilgili olduğu
düşünülmektedir. Comhaire, bir derlemesinde kendi gözlemlerine
göre erkeklerde HRT uygulamasının PSA'da anlamlı bir
düşüş yaptığını bildirmekte ve HRT'nin BPH'ya neden
olmayacağı ya da ilerletmeyeceği görüşünü savunmaktadır
(5). Parenteral testosteron kullanan ve 2 yıl takipleri
yapılan yaşlı erkeklerde hiçbir olguda mesane çıkımı
obstrüksiyonuna ait belirti ortaya çıkmamıştır (23).
Prostat
kanserinin hem androjen bağımlı hem de androjen bağımsız
komponenti vardır. Agresif antiandrojen tedaviye rağmen
büyüyebilir ve metastaz yapabilir. Diğer yandan, testosteronda
yaşa bağlı düşme ile paralel olarak prostat kanseri
gelişme riskinin arttığı da göz önüne alınarak, androjenlerin
prostat kanserine yol açmalarının sonradan testosteron
verilmesine değil, ancak hayatın erken dönemlerinden
beri androjenlere maruz kalınmasıyla mümkün olacağı
ileri sürülmüştür (25). Bununla uyumlu olarak, testosteron
tedavisinin prostat kanseri gelişimini başlattığına,
mevcut kanseri stimüle ettiğine ya da endojen testosteron
seviyesi ile BPH arasında bir ilişki bulunduğuna dair
kesin kanıtlar yoktur (26). Gerçekten de, erkeğin yaşamında
testosteronun düşmeye başladığı dönem ile aynı zamanda
olmak üzere prostat kanseri sıklığı da artmaktadır,
ve genç erişkinlerde testosteron seviyesinin yükselmesi
ile prostat kanseri riskinin artmadığı ortaya konulmuştur
(27).
Çoğu çalışmada
da hipogonadal erkeklerde yapılan testosteron replasman
tedavisinin prostat kanseri gelişim riskini arttırmadığı
bildirilmektedir (28). Snyder ve ark, skrotal testosteron
yaması kullanarak uzun süre takip ettikleri yaşlı erkeklerde
ne prostat kanseri ne de idrar akım hızları bakımından
bir fark olmadığını göstermişlerdir (29). Diğer yandan,
gerek cerrahi gerekse LHRH agonistleri ile yapılan kastrasyonun
veya antiandrojenlerin metastatik prostat kanserinin
agresivitesini geçici de olsa azalttığı şüphesizdir.
Ancak bu, testosteron verilmesinin prostat kanserini
provake edeceği anlamına da gelmemektedir. Bir çalışmada
vücut geliştirmek amacıyla diğer ilaçların yanı sıra
yüksek doz testosteron kullanan bir erkekte prostat
kanseri geliştiği bildirilmiş, ama böyle kanser gelişimini
uzun süreden beri alınan diğer ilaçların yanında sadece
testosterona bağlamanın da doğru olmayabileceği ifade
edilmiştir (30).
Serum
androjenleri ile prostat kanseri arasında kesin bir
ilişki gösterilmemiştir. Yüksek testosteron konsantrasyonu
ile artmış prostat kanseri riski arasındaki ilişki olasılıkla
androjen reseptörleri aracılığı ile meydana gelmektedir
(5). Bu reseptörde normalin altında C-A-G tekrarlarına
neden olan genetik bir mutasyonun gelişmiş olması, transkripsiyonel
aktiviteyi artırır. Buda, artmış prostat kanseri prevalansı
ile birlikte görülen hücresel seviyede androjenik aktivitenin
artımı ile sonuçlanır (31). Demek ki, prostat kanseri
gelişiminde testosteronun direkt etkisinden çok, androjen
reseptörünün moleküler yapısı önem kazanmaktadır. Diğer
yandan, prostat hücrelerinin sirkülasyondaki yüksek
miktarda testosterona uzun süreli maruz kalmalarının,
genetik olarak androjen reseptörleri normal bile olsa
prostat kanseri gelişimini kolaylaştırabileceği de akılda
tutulmalıdır.
Yanıt
arayan bir diğer konu ise prostat kanseri için prekürsör
lezyonların HRT ile klinik hastalık düzeyine stimüle
edilip edilmeyeceğidir. Eksperimental çalışmalarda,
spontan prostat kanseri gelişim sıklığının, tedavi edilmeyen
kontrollerle karşılaştırıldığı zaman androjen verilmesi
ile yarıya indiği gözlenmiştir (32). Hücre kültürü ile
yapılan deneysel ortamlarda testosteron kullanılarak
prostat kanseri gelişimi inhibe edilebilmiştir (33).
Zhau ve ark, androjen eksikliğinin in vitro şartlarda
androjene bağımsız prostat kanserinin gelişimini hızlandıracağını
göstermişlerdir (34). Ayrıca, prostat kanseri gelişimi
riskinde esas olan periferik kandakinden çok prostat
dokusu içerisindeki testosterondur. Kastre edilmiş yaşlı
ratlarda dışarıdan testosteron verildiği zaman, testosteron
konsantrasyonunun prostat dokusunda periferik kana göre
daha düşük kaldığı da bulunmuştur (5). Dışarıdan testosteron
verdiğimizde, bu testosteronun testislerde Leydig hücrelerinden
salgılanan testosteronu baskılaması ile deferensial
venler ya da Santorini pleksusu vasıtasıyla prostata
testosteron girişinin azalarak prostat içi testosteron
konsantrasyonunun, periferde yüksek olsa bile, düşürülebileceği
görüşü ileri sürülmüştür (5). Bütün bunlar, periferik
kandaki testosteron düzeyinin tek başına, prostat içi
efektif androjen konsantrasyonunun tahmin edilmesinde
yetersiz kalacağını ortaya koymaktadır.
Yine de,
bu güne kadar yapılmış olan araştırmalar güven verse
bile, yaşlı erkeklerde HRT'nin prostat üzerine olan
olası etkilerinden emin olmak için uzun süreli çalışmalara
ihtiyaç olduğu şüphesizdir. Kesin olan şu ki, bilinen
prostat kanserli olgularda testosteron başlanılması
kontrendikedir. BPH testosteron replasmanı için bir
kontrendikasyon değildir, ama tedavi sırasında miksiyon
güçlüğünün artmasının androjenik stimülasyona bağlı
olabileceği düşünülerek BPH'ya spesifik tedavilerin
de eklenmesi, doz azaltılması ya da tedavinin kesilmesi
düşünülebilir (35). Keza meme kanseri bulunan erkeklerde
de testosteron kontrendikedir, çünkü östrojene çevrilerek
meme kanseri gelişimini artırabilir.
Testosteron
tedavisinin diğer etkileri
Testosteronun
östrojene çevrilmesi ile hafif ya da orta derecede jinekomasti
gelişebilir ve bazen ağrılı da olabilir. Testosteronun
akne gelişimini artırıcı özelliği de vardır. Sıvı ve
yağ-dışı vücut kitlesindeki artışa bağlı olarak, erkekte
kilo artımı görülebilir (36). Her ne kadar testosteronun
hipertansiyonu artırabilecek, periferik ödeme yol açabilecek
hatta konjestif kalp yetmezliğini uyarabilecek şekilde
sıvı retansiyonu yapacağı düşünülse de, bu güne kadar
bildirilen çalışmalarda böyle bir etkisi bildirilmemiştir.
Testosteron
gece uykularında apne nöbetlerini de uyarabilir. Yaşlılarda
subklinik koroner arter hastalığı riski fazla olacağından,
testosteron kullanılması neticesi obstrüktif uyku apnelerinin
gelişmesi desaturasyon yapan ve hayatı tehdit edebilen
aritmilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Testosteron
kullanılan bir erkekte solunum yollarında kollaps geliştiği,
tedavinin kesilmesini takiben düzeldiği bildirilmiştir
(37). Diğer yandan, transdermal testosteron yaması kullanılan
erkeklerde plasebo ile karşılaştırıldığında respiratör
distres indekslerinde herhangi bir fark bulunmamıştır
(29).
Eritropoetin
uyarıcı etkisinden dolayı hemoglobin, eritrosit ve hematokrit
düzeyleri bazen aşırı yükselebilir (23). Yaşlı hipogonadal
erkeklerde HRT'ni takiben polistemi gelişme sıklığı
%7'dir (38). Hematokritin %51'e ulaşması durumunda dozun
azaltılması, %54 olduğunda ise tedavinin kesilmesi önerilmektedir.
Koroner arter hastalığı varsa, hematokritin %50'nin
üzerine çıkması durumunda tedaviyi bırakmak daha güvenli
olacaktır. Testosteron dozu azaltılmasına rağmen hemoglobin
konsantrasyonu düşmez ise flebotomi bile gerekebilir.
Testosteron replasmanına bağlı polistemi başka çalışmalarda
da bildirilmiştir. Polisteminin hiperviskozite sendromuna
yol açarak, kalp yetmezliği ve ani bayılmalara neden
olması ya da uykuda apne nöbetlerini artırması mümkündür.
Özellikle parenteral uygulamalarında erken dönemde bu
yükselme ile karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle doz
azaltarak ya da transdermal yamalar ile uygulama yapılarak
polistemi önlenilebilir. Bununla birlikte yaşlı erkeklerde
hemoglobinin hafif yükselmesi faydalı da olabilir. Anemisi
bulunan erkeklerin %50'sinde HRT'ni takiben anemi düzelmektedir
(29).
Uzun süreli
testosteron kullanımı testislerde atrofi ve spermatogenez
bozukluğuna yol açabilir.
HRT
yapılan hastaların takibi
HRT yapılacak
hastaların prostatizm semptomlarındaki değişikliklerin
izlenmesi bakımından 6 ila 12 ay aralıklarla kontrolü
uygun olur. Tedavini ilk yılı içerisinde 2 veya 3 kez,
daha sonra ise her yıl rektal prostat muayenesi ve PSA
ölçümü mutlaka yapılmalıdır (6). Tedaviden önce hematokrit
ve lipid profilleri tayin edilmeli, 3 ay sonra, arkasından
da yılda iki kez tekrar edilmelidir.
Ancak
önemli bir nokta da çalışmaların çoğunlukla sağlıklı
hipogonadal yaşlılarda yapılmış olmasıdır. Bu nedenle,
zayıf bünyeli ve beraberinde başka sistemik hastalıkların
da bulunduğu erkeklerdeki sonuçların nasıl olacağı,
yeni gözlemlerin bildirilmesini beklemektedir.
Kaynaklar
1.
Morley JE, Perry HM. Androgen deficiency in aging men:
role of testosterone replacement therapy. J Lab Clin
Med, 135: 370, 2000.
2.
Morley JE, Kaiser FE, Perry HM et al. Longitudinal changes
in testosteronei luteinizing hormone, and follicle-stimulating
hormone in healthy older men. Metabolism, 46: 410, 1997.
3.
Vermeulen A, Kaufmann JM, Giagulli VA. Influence of
some biological indices on sex hormone binding globulin
and androgen levels in aging and obese males. J Clin
Endocrinol Metab, 81: 1921, 1996.
4.
Sternbach H. Age-associated testosterone decline in
men: clinical issues for psychiatry (review). Am J Psychiatry,
155: 1310, 1998.
5.
Comhaire FH. Andropause: hormone replacement therapy
in the aging male. Eur Urol, 38: 655, 2000.
6.
Bain J. Andropause: testosterone replacement therapy
for aging men. Can Fam Physician, 47: 91, 2001.
7.
Dobs AS, Hoover DR, ChenMC, Allen R. Pharmacokinetic
characteristics, efficacy, and safety of buccal testosterone
in hypogonadal males: a pilot study. J Cli Endocrinol
Metab, 83: 33, 1998.
8.
Meisel RL, Luttrell VR. Estradiol increases the dendritic
length of ventromedial hypothalamic neurons in female
Syrian hamsters. Brain Res Bull, 25: 165, 1990.
9.
McCarty MF. Vascular nitric oxide, sex hormone replacement,
and fish oil may help to prevent Alzheimer's disease.
Med Hypotheses, 53: 369, 1999.
10.
Arver S, Dobs AS, Meikle AW et al. Improvement of sexual
function in testosterone deficient men treated for one
year with a permeation enhanced testosterone transdermal
system. J Urol, 155: 1604, 1996.
11.
Snyder JP. Effect of testosterone treatment on body
composition and muscle strength in men over 65 years
of age. J Clin Endocrinol Metab, 84: 2647, 1999.
12.
Sih R, Morley JE, Kaiser FE et al. Testosterone replacement
in older hypogonadal men: a 12-month randomized controlled
trial. J Clin Endocrinol Metab, 82: 1661, 1997.
13.
Brodsky IG, Balagopal P, Nair KS. Effects of testosterone
replacement on muscle mass and muscle protein synthesis
in hypogonadal men: a clinical research center study.
J Clin Endocrinol Metab, 81: 3469, 1996.
14.
Morley JE, Perry HM, Kaiser FE et al. Effects of testosterone
replacement therapy in old hypogonadal males: a preliminary
study. J Am Geriatr Soc, 41: 149, 1993.
15.
Urban RJ. Testosterone administration to elderly men
increases skeletal muscle strength and protein synthesis.
Am J Physiol, 269: E820, 1995.
16.
Snyder PJ, Peachey H, Hannoush P et al. Effect of testosterone
treatment on bone mineral density in men over 65 years
of age. J Clin Endocrinol Metab, 84: 1966, 1999.
17.
Zgliczynski S, Ossowski M, Slowinska-Srzednicka J et
al. Effect of testosterone replacement therapy on lipids
and lipoproteins in hypogonadal and elderly men. Atherosclerosis,
121: 34, 1996.
18.
Katznelson L, Finkelstein JS, Schoenfeld DA et al. Increase
in bone density and lean body mass during testosterone
administration in men with acquired hypogonadism. J
Clin Endocrinol Metab, 81: 4358, 1996.
19.
Marin P, Holmang S, Jonsson L et al. The effects of
testosterone treatment on body composition and metabolism
in middle-aged obeseb men. Int J Obesity, 16: 991, 1992.
20.
Berglund L, Carlstrom K, Stege R et al. Hormonal regulation
of serum lipoprotein (a) levels: effects of parenteral
administration of estrogen and testosterone in males.
J Clin Endocrinol Metab, 81: 2633, 1996.
21.
Glueck CJ, Glueck HI, Stroop D et al. Endogenous testosterone,
fibrinolysis, and coronary heart disease risk in hyperlipidemic
men. J Lab Clin Med, 122: 412, 1993.
22.
Prehn RT. On the prevention and therapy of prostate
cancer by androgen administration. Cancer Res, 59: 4161,
1999.
23.
Hajjar RR, Kaiser FE, Morley JE. Outcomes of long-term
testosterone replacement in older hypogonadal males:
a retrospective analysis. J Clin Endocrinol Metab, 82:
3793, 1997.
24.
Meikle AW, Stephenson RA, Lewis CM, Middleton RG. Effects
of age and sex hormones on transition and peripheral
zone volumes of prostate benign prostatic hyperplasia
in twins. J Clin Endocrinol Metab, 82: 571, 1997.
25.
Jin B, Turner L, Walters WAW, Handelsman DJ. Androgen
and estrogen effects on the human prostate. J Clin Endocrinol
Metab, 81: 4290, 1996.
26.
Bhasin S, Bagatell CJ, Bremner WJ et al. Issues in testosterone
replacement in older men. J Clin Endocrinol Metab, 83:
3435, 1998.
27.
Prehn RT. On the prevention and therapy of prostate
cancer by androgen administration. Cancer Res, 59: 4161,
1999.
28.
Gooren L. A ten years safety study of the oral androgen
testosterone undecanoate. J Androl, 15: 212, 1994.
29.
Snyder PJ, Pechey H, Hannoush P et al. Effect of testosterone
treatment on body composition and muscle strength in
men over 65 years of age. J Clin Endocrinol Metab, 84:
2647, 1999.
30.
Roberts T, Essenhigh D. Adenocarcinoma of prostate in
a 40 year old body builder. Lancet, 27: 742, 1986.
31.
Yon EL, Lim J, Qi W et al. Molecular basis of androgen
receptor diseases. Ann Med, 32: 15, 2000.
32.
Pollard M. Dihydrotestosterone prevents spontaneous
adenocarcinomas in the prostate-seminal vesicle in aging
L-W rats. Prostate, 36: 168, 1998.
33.
Joly-Pharaboz MO, Soave MC, Nicolas B et al. Androgens
inhibit the proliferation of a variant of the human
prostate cancer cell line LNCaP. J Steroid Biochem Mol
Biol, 55: 67, 1995.
34.
Zhau HY, Chang SM, Chen BQ et al. Androgen-repressed
phenotype in human prostate cancer. Proc Natl Acad Aci
USA, 93: 15152, 1996.
35.
Bain J. Andropause: testosterone replacement therapy
for aging men. Can Fam Physician, 47: 91, 2001.
36.
Schow DA, Redmon B, Pryor JL. Male menopause: how to
define it, how to treat it. Postgrad Med, 101: 62, 1997.
37.
Cistulli PA, Grunstein RR, Sullivan CE. Effect of testosterone
administration on upper airway collapsibility during
sleep. Am J Respir Crit Care Med, 149: 530, 1994.
38.
Tenover JS. Testosterone replacement therapy in older
adult men. Int J Androl, 22: 300, 1999.
Bu yazı Üroloji Bülteni'nde 13;5, 2002'de yayınlanmıştır.
|