|
Vazoepididimostomi
Kaan
AYDOS
Epididimlerde
tıkanıklık; vazektomiye bağlı olabileceği gibi, seminal
kanalların konjenital yokluğu ya da hipoplazisi, enfeksiyon,
cerrahi travma ya da idiyopatik etyolojide olabilir.
İnfertilite nedeniyle incelenen erkeklerin yaklaşık
%3-6'sında epididim seviyesinde bir obstrüksiyon bulunmaktadır.
Tanı sıklıkla anamnezde enfeksiyon hikayesinden ya da
fizik muayene sırasında epididim üzerinde nodüler sertliklerin
palpe edilmesiyle konulur. Kesin tanı, skrotal eksplorasyon
sırasında konulur.
Testislerinde
normal spermatogenezin devam ettiği azoospermik erkeklerde,
vazal aspirasyonda ya da skrotal eksplorasyon yapılırken
vazotomi sırasında vaz deferensler içerisinde sperm
görülemiyorsa epididimlerde bir obstrüksiyondan şüphelenilerek
vazoepididimostomiye karar verilir. Benzer şekilde,
vazektomi sonrası yeniden rekonstrüktif anastomoz yapılırken
eğer testis tarafında vazdan sperm içeren sıvı gelmiyorsa
yine vazoepididmostomi yapılır. Enteresan olarak, vazektomi
sonrası vazovazostomi yapılacak erkeklerde, vaz kesildiği
zaman testis tarafından sıvı ya da sperm gelmese bile
vazovazostomi yapılan olguların %80'inde ejakulatlarında
sperm çıkmaya başladığı gözlemlenmiştir (Sharlip 1996).
Vazoepididmostomi
yapılırken testislerde aktif spermatogenezin varlığından,
vaz deferensin açık olduğundan ve epididmlerde bir tıkanıklık
bulunduğundan emin olunmalıdır. Epididimde bir tıkanıklık
olduğu her zaman anamnezden anlaşılmayabilir veya muayene
sırasında vaz deferes agenezi ya da epididimlerde sertlik
de hissedilmeyebilir. Ancak eksplorasyon sırasında epididmde
ya da tunikasında skar dokusu anlaşılabilir. Buda genellikle
önceden geçirilmiş inflamasyonlara bağlıdır.
Operasyon
genel anestezi veya epidural/spinal anestezi altında
yapılmalıdır. Uzun süren olgularda lokal infiltrasyon
anestezisinin etki süresi her zaman yeterli olmayabilir.
Operasyonun
başlangıcında testislerde spermatogenezin normal olduğundan
emin olmak için küçük bir parça biyopsi alınarak lam
üzerinde taze sürtme preparatı incelenebilir veya frozeen
section yapılarak spermatogenez gösterilebilir. Ayrıca
fikse edilmek üzere bir parça da uygun solüsyona aktarılır.
Eğer vazoepididmostomi yapılmayıp sadece biyopsi alınması
planlanmış ise, artık vazların açık olup olmadığı kontrol
edilmez, çünkü bu işlem için vazın kesilmesi gerekir
ve travmatize olan vazda ileride anastomoz yapılırken
güçlükle karşılaşılabilinir. Vazın açıklığı 30g iğne
ile lümenine girilerek kontrol edilir. Bu sırada 10-15
ml salin enjekte edilir. Zorlanmadan infüzyon gerçekleşiyorsa
vazın açık olduğu anlaşılır. Bu sırada %50 dilüe 5-8
ml kontrast madde de enjekte edilerek rontgen filmleri
çekilebilir ve vazın açık olduğu gözle görülebilir.
Vaz açıksa,
artık anastomoz hazırlıklarına başlanılabilir. Vaz,
epididimden itibaren ileri doğru mümkün olduğunca serbestleştirilerek
anastomoz sırasında gerilme olması önlenmelidir. Epididimin
de kuyruk ve mümkünse orta bölümleri yeteri kadar serbestleştirilmeye
çalışılmalıdır. Vaz çekilerek epididimin lateral yüzüne
doğru yaklaştırılır. Daha sonra epididim kuyruğuna yakın
lokalizasyondan ama tıkanıklığın distalinden vaz transvers
planda kesilir. Testis tarafında kalan ucu 6-0 naylon
sütür ile bağlanır. Diğer ucu ise açık bırakılır ama
damarları bağlanılır. Vazın kesik ucundan bir 6-0 naylon
sütür geçirilerek, epididme yaklaştırılmasında kolay
manipülasyon olanağı sağlanılır. Anastomozun sağlam
olması, vaz ve epididim arasında aşırı gerginlik olmamasına
bağlıdır. Bu nedenle dokular mümkün olduğunca serbestleştirilmeye
çalışılmalıdır.
Vazoepididimostomide
iki teknik uygulanır: "uç-uç" ve "uç-yan". Ancak sıklıkla
tercih edilen teknik "uç-yan; end-to-side" anastomozdur.
Uç-uca anastomoz özellikle tıkanıklığın distal epididimde
olduğu olgularda tercih edilir. Çünkü distalde epididim
tubülleri çevresinde daha bol kas dokusu bulunur ve
bu haliyle vazovazostomiye benzer bir anastomoz görünümü
verir. Eğer proksimalde epididim başı hizasında belirgin
dilate epididim tubülü görülür ise "uç-yan" anastomoz
yapılmalıdır. Uç-yan anastomoz sırasında epididimin
kanlanmasının bozulma riski çok daha azdır.
"Uç-yan"
anastomoz tekniğinde başlangıçta vaz deferens izole
edilir ve vazotomi yapılır. Testis tarafından sperm
içeren sıvı gelip gelmediği kontrol edilir. Vazın distal
bölümünün açık olup olmadığı ise vaz lümeninden içeri
salin veya metilen mavisi verilerek kontrol edilir.
Bu sırada kontrast madde verilerek de lümenin açıklığı
radyolojik olarak kontrol edilebilir. Ama kontrast maddelerin
vaz lümenine zarar verme riski nedeniyle bu uygulama
önerilmemektedir. Vazoepididimostomi yapılmasına karar
verilirse epididim ameliyat mikroskopu altında incelenir.
Obstrüksiyon nedeniyle dilate olmuş tubüller, içi boş
tubüllerden kolayca ayırt edilebilirler. Eğer belirgin
bir obstrüksiyon bölgesi lokalize edilemez ise kuyruk
bölümünden başlayarak epididimin başına doğru spermatozoa
aramaya devam edilir. Bu sırada epididim iki parmak
arasında sıkıca tutularak tunikası gergin hale getirilir.
Yuvarlak uçlu bir mikrocerrahi bistüri ile tunika açılır.
Bu açıklıktan dilate bir tubül dışarı doğurtulur (Şekil
1).
Şekil
1. Epididim tunikası üzerine yapılan 0.5 cm'lik
bir kesiden, dilate tubül dışarı doğurtulur (A). Daha
önce hazırlanmış vaz deferensin muskuler tabakasından
geçen bir sütür, epididim tunikasına dikilerek vazın
sabitlenmesi sağlanılır (B). Anastomoz işlemine bundan
sonra devam edilir.
Dışarı
doğurtulan tubül, civar dokulardan künt diseksiyonla,
mikroskop altında serbestleştirilir. Dilate tubül üzerinden
bir mikrocerrahi bistürisi ya da makası kullanılarak
0.5-1.0 mm'lik açıklık oluşturulur. Dışarı çıkan sıvı
24g anjiokatater yardımıyla aspire edildikten sonra
steril bir lam üzerine alınır, bir damla salin ile karıştırılarak
mikroskopta sperm varlığı araştırılır. Sperm görülmezse
ya da sadece sperm başı veya parsiyel kuyruklu sperm
görülürse epididimdeki kesi 0.5-1 cm daha proksimale
kaydırılarak kuyruklu, motil sperm bulunana kadar işleme
devam edilir. Eğer sperm görülürse tubül üzerinde oluşturulmuş
olan açıklığın kenarlarından karşılıklı olarak 3-4 adet
10-0 naylon sütürler geçilerek (dıştan içe doğru) açıklık
kontrol altına alınır (Şekil 2).
Şekil
2. Dilate tubül üzerinde oluşturulan açıklığın
arka kenarından geçirilen 10-0 naylon sütürler, vazın
lümeninde mukoza ve bir miktar da muskularisinden alacak
şekilde yerleştirilir (C). Mukoza anastomozu tamamlandıktan
sonra vaz duvarının muskuler tabakası ve adventisyasından
geçirilen 9-0 naylon sütürler epididm tunikasındaki
açıklığın kenarlarına dikilirler. Böylece anastomoz
üzerinde bir gerginlik oluşması önlenilir (D).
Vaz deferensin
ucu epididime doğru yaklaştırılarak, vazın muskuler
ve adventisiya tabakalarından geçen 9-0 naylon bir ya
da 2 adet sütür ile epididim üzerindeki açıklıkta tunikanın
kenarına sabitleştirilir. Böylece anastomoz yapılırken
vaz sabit biçimde ve epididime yakın pozisyonda kalarak
anastomozda bir gerginlik oluşması önlenilmiş olunur.
Ancak burada önemli olan nokta, bu son sütürlerin dilate
tubül daha açılmadan önce yerleştirilmiş olmasıdır.
Daha sonra epididimin açılmış tubülünün kenarlarına
konulmuş olan 10-0 naylon sütürler içten dışa olacak
tarzda vaz lümeninin mukozasından, birazda muskularisinden
geçecek şekilde yerleştirilir. Toplam 6 sütür koymak
yeterlidir. Sütürler seri halde bağlanırlar. Mukoza
anastomozu tamamlandıktan sonra, vaz duvarı ve epididim
tunikası 9-0 naylon destek sütürleriyle birbirlerine
dikilir. Böylece vaz sıkıca epididime tutturulmuş olunur.
Ayrıca vazın avasküler kısımlarından geçirilen 2-3 adet
9-0 naylon sütürlerle vaz epididimin parietal tunikasına
dikilir. Bu sütürlerin faydası, testisin skrotum içine
yerleştirilmesi sırasında anastomozun bozulmasını önlemeye
yöneliktir. Anastomoz tamamlandıktan sonra testis tunika
vajinalis içerisine yerleştirilerek 4-0 krome kat-gut
ile tunika kapatılır.
Bunun
dışında "uç-uca; end-to-end" anastomoz tekniği
de tanımlanmış olmakla birlikte, burada epididimin transseksiyonunun
gerekmesi ortamın daha fazla kanlı olmasına yol açarak,
anastomozu güçleştirebilir. Oysa uç-yan anastomoz epididimin
kan dolaşımına bir zarar vermemektedir. Diğer yandan
uç-uca anastomozda içinden sıvının boşaldığı tek bir
epididim tubülünün ağzının ayırt edilerek izolasyonu
oldukça güçtür. Ayrıca uç-yan anastomoz tekniğinde vazın
epididim tunikasına sabitleştirilmesi de daha rahat
olmaktadır. Bu nedenle sıklıkla uç-yan anastomoz önerilir.
Şekil
3. Triangulasyon tekniğine göre yapılan vazoepididimostomi.
Önce dilate epididim tubülü üzerine bir kesi yapmadan
3 adet 10-0 naylon sütür üçgenin köşelerini oluşturacak
şekilde yerleştirilir (A). Arkasından bu sütürlerin
tam ortasından tubül duvarı kesilerek bir açıklık oluşturulur.
Daha önce konulan sütürlerin her iki ucundaki iğneler
ile vaz lümeninden girilerek mukoza ve bir miktar musküler
tabakayı içine alacak şekilde vaz tabakaları geçilerek
dışarı çıkarılır. Sütürler çekildiğinde tubül de vaz
lümeninden içeri girerek invajine olur (B). Arkasından,
vazın adventisyası epididim tunikasına dikilerek sabitleştirilir
(C).
Bir diğer
tercih edilen teknik de tubülün vaz içerisine çekildiği
"triangulasyon" uygulamasıdır (Berger
RE: Vasoepididymostomy triangulation pull-through technique.
Atlas Urol Clin North Am 7: 91, 1999) (Şekil
5). Sütür sayısını azaltmakta ve operasyon süresini
kısaltmaktadır. Ayrıca teknik olarak da diğer yöntemlerden
daha kolaydır. Burada yukarıda tanımlandığı şekilde
epididim üzerinde dilate bir tubül bulunarak dışarı
doğurtulduktan sonra, yine vazın muskuler tabakası ve
adventisiyasından geçirilen 9-0 naylon sütürler ile
vaz epididim üzerinde açılmış olan tunikanın kenarlarına
sabitleştirilir. Epididim tubülünü açmadan, 10-0 naylon
3 adet sütür tubül duvarından dikkatlice geçirilir.
Daha sonra bu üç sütürün arasından tubül açılır. Çift
iğneli sütürlerin her iki iğnesi de vazın lümeninden
sokularak muskuler tabakasından çıkacak şekilde geçirilir.
Sütürler dikkatlice bağlanırlar. Bu şekilde epididim
tubülü vazın içerisine invajinasyon tarzında çekilmiş
edilmiş olunur. Takiben, vaz duvarı epididim tunikasının
kenarlarına 9-0 sütürlerle sabitleştirilir.
Vazoepididmostomiyi
takiben olguların %50-80'inde ejakulatlarında sperm
çıkmaya başlamaktadır. Gebelik oranları ise %13-56 arasındadır.
Ancak, 14 ay sonra olguların %25'inde tekrar tıkanıklık
gelişebilmektedir (Matthews GJ, McGee
KE, Goldstein M: Microsurgical reconstruction following
failed vasectomy reversal. J Urol 157: 844, 1997).
Bu nedenle operasyon sırasında elde edilen ya da daha
sonra ejakulattan çıkan spermlerin dondurularak saklanması
önerilir.
Mikrocerrahi
anastomoz uygulamalarında ortaya çıkabilecek komplikasyonlar;
hematom, skrotal şişlik ve enfeksiyondur. Genelde yara
yerine dren yerleştirilmesi gerekmez. Sızıntı varsa
küçük bir dren bırakılabilir ama ertesi gün alınır.
Sıklıkla antibiyotik kullanımı gerekmemektedir. İnternal
spermatik arter travmatize olmuşsa testiste atrofi gelişebilir.
Nadiren görülür ve özellikle sekonder olgularda rastlanılır.
Operasyon sırasında bipolar koter kullanılmasıyla dikkatli
bir hemostaz yapılarak hematom, kanama ve testiküler
arterin travması önelenilebilir. Geç dönemde olguların
%5'inde anastomoz yerinde granülom, darlık ve obstrüksiyon
gelişebilir. Başlangıçta kanal açıklığı temin edilmiş
olsa bile 14 ay sonra vazovazostomilerde %12, vazoepididimostomiler
de ise %25 olguda geç dönem darlıkları ortaya çıkmaktadır.
Vazovazostomi yapıldıktan sonra ejakulatta ilk sperm
çıkışı 6 aya kadar gecikebilir. Bu süre beklenmeden
başka bir tedavi uygulamasına başlanılmamalıdır.
|