|
ÜYT Uygulamaları Sırasında Erkeğe ait Acil Durumlar
Üremeye
yardımcı tekniklerin uygulandığı merkezlerde karşılaşılan
en önemli sorunlardan bir diğeri ise inseminasyon ya
da oosit toplanması sırasında erkeğin ejakulat verememesi
ya da ejakulatta yeterli kalite ve kantitede sperm bulunamamasıdır.
O zamana kadar kadına hormonal stimülasyon yapılmış
hatta oositleri toplanmış olabilir. Daha önce ejakulat
spermi kullanılarak yapılmasına karar verilmiş ve hazırlıkların
buna göre yapılmış olduğu olgularda, bunun mümkün olmaması
istenmeyen bir durumdur. Ancak, gerekli girişimlerle
uygulamanın başarılı bir şekilde tamamlanması mümkündür.
Aşağıda bu konuda karşılaşılan güçlükler ve tedavileri
açıklanmıştır.
1.
Ereksiyon olmaması:
Penil ereksiyon, sinir sistemiyle (santral, sistemik,
periferik) lokal faktörlerin (sinüzoidal düz kaslar
ve endotel) arasındaki etkileşimler sonucunda gelişen
hemodinamik bir olaydır (54). Normal bir ereksiyonun
olabilmesi iki fonksiyonun birlikte çalışması ile mümkündür:
1) Kavernozal arter ve trabeküler düz kasların tam gevşemesiyle
sinüzoidal boşluklara kan girişinin artması ve 2) Genişleyen
sinüzoidal boşlukların tunika albuginea altındaki subtunikal
venülleri sıkıştırması ve fibroelastik tunikayı gererek
arasından geçen emisser venleri komprese etmesi. Bu
mekanizmanın işleyebilmesi spinal ve supraspinal nörojenik
iletimin sağlamlığına bağlıdır. Supraspinal mekanizmalar
ise medulla, pons, diensefalon, korteks ve talamusu
ilgilendirmektedir. Supraspinal merkezler üzerine kişinin
psikojenik durumunun etkisi ereksiyonun gelişmesinde
en önemli faktörlerden birisidir.
Normal
bir cinsel işlev için ereksiyonu sağlayan organik komponentler
sağlam olmalı, görme, işitme, koku, dokunma yahut imajinasyon
şeklinde yeterli ve uygun bir cinsel uyarı olmalı ve
pozitif bir cinsel bilgilendirimi bulunmalıdır. Bazı
inhibitör faktörler organik hiçbir sorunu bulunmayan
kişilerde psikojenik impotansa yol açabilir. Psikojenik
nedenli impotansın iki mekanizması olabilir: 1) spinal
ereksiyon merkezinin beyinden kaynaklanan nedenlerle
suprasakral inhibisyonunda artma olması ve 2) periferal
kotekolaminlerde artış (55). Bu faktörler arasında stres,
anksiyete ve depresyon değişik mekanizmalarla yeterli
ereksiyon gelişmesini önleyebilirler. Psikojenik empotansın
terminal etkisi ise muhtemelen sempatik tonüs artımına
yol açan mediatör değişiklikleridir. Bunlar penisteki
düz kas tonusunu artırarak, ereksiyon için gerekli yeterli
sinüzoidal relaksasyonun gelişmesini önlerler.
ÜYT uygulanacak
bir erkekte sperm vermek bazen stresli bir hal alabilir.
Burada uzun süren hazırlık aşamaları, hastane koşulları,
çevresel faktörler ve erkeğin kendini sperm çıkarmaya
zorunlu hissetmesi, sperm verememe korkusu ve bunun
stresi yeterli bir ereksiyon gelişmesini önleyebilir.
Kendi olgularımız arasında da önemli sayıda erkekte
bu şekilde bir sorunla karşılaşmaktayız. Eğer hasta
daha önceki muayenelerinde ereksiyon ile ilgili bir
problemi olduğunu belirtmişse bunun nedenleri araştırılıp,
tedavi edildikten sonra ÜYT denenebilir. Önceden böyle
bir yakınması olmamışsa, bir fosfodiesteraz inhibitörü
olan sildenafil 50-100 mg tek doz verilerek, 1 saat
içinde uygun bir uyarım da sağlanılarak denenir. Ya
da, bir düz kas dilatatörü olan papaverin HCl veya PGE1
intrakavernozal olarak düşük dozda yapılabilir ve ereksiyonun
gelişmesini takiben yine sperm çıkarması istenilir.
Gerekirse, hastaya spermisit etkisi bulunmayan, bu amaçla
yapılmış, prezervatifler verilerek koit sırasında spermin
bunun içinde toplanması sağlanılır. Eğer ICSI yapılması
planlanmışsa ve bu uygulamalarla da sperm elde edilememişse,
testislerden küçük bir doku alınarak içinde matür sperm
hücresi elde edilmeye çalışılır (TESE). Önceden ejakulatında
yeterli spermatozoa görüldüğü için, bunlarda küçük bir
parça doku çıkarılması yeterlidir.
2.
Ejekulatta veya TESE sırasında doku ekstraksiyonunda
sperm bulunamaması:
İleri derecede oligozoospermisi bulunan bazı olgularda,
ICSI yapılacağı gün ejakulatta hiç spermatozoa bulunamıyabilir
veya tamamı immotil olabilir. Ejakulatta sperm hücresi
bulunamaması durumunda; 2 ml'lik fraksiyonlara ayrılan
ejakulat 2 ml medium ile karıştırılarak 5dk 1400 rpm'de
santrifüj edilir ve pellet tekrar incelenir. Bu durumda
da spermatozoa görülemiyorsa, oluşan süspansiyon bir
petri dish'ine yayılır ya da damlacıklar halinde yerleştirilir,
ve üzeri mineral oil ile kaplanarak inversiyon mikroskopu
altında araştırmaya geçilir. Bu şekilde, daha önce spermatozoa
görülemeyen olgularda hücre bulmak mümkündür. Bulunan
spermatozoalar mikroenjeksiyon pipetine çekilerek ICSI
yapılmak üzere ICSI dish'ine taşınır.
Tamamı
immotil spermatozoa bulunması durumunda ise şu seçenekler
uygulanabilir:
1.
Sperm inkübasyon mediumunda bir süre inkübe edilerek
motilite kazanması beklenilebilir.
2.
İmmotil hücreler ile ICSI'ye gidilir, ama ICSI dish'i
üzerine steril distile laboratuvar suyu 1:1 volümde
medium ile karıştırılarak immotil spermler önce bunun
içine alınır. Bu hipoozmolar ortamda kuyrukları şişen
hücreler (HOS testi) canlı olarak kabul edilerek, yıkandıktan
sonra ICSI'de kullanılabilir (Vanderzwalmen P, kişisel
görüşme).
3.
Hastaya ikinci kez ejakulasyon yaptırılır. Bu durumda
motil sperm bulmak mümkündür (36).
4.
TESE yapılabilir. Ejakulatta motil hücre bulunmayan
olgularda TESE ile motil hücre bulmak mümkündür. Çalışmalar
göstermiştir ki, testisten elde edilen spermatozoalarda
vitalite ejakulat sperminden daha iyidir (56).
Tournaye,
ejakulasyon sperminin kullanılması planlanmış 5380 ICSI
siklusunda bu siklusların %93.7'sinde tek bir ejakulattan
elde edilen spermatozoaları kullanarak ICSI yaptığını
bildirmiştir (57). %4.8'inde ise ancak birkaç adet motil
spermatozoa bulurken, %0.2'sinde hiç motil hücreye rastlanılmamış.
Siklusların %4'ünde ikinci kez alınan ejakulattaki spermler
ile ICSI'ye geçilebilmiş ama bunlarında %5'inde sadece
immotil spermatozoa tespit edilebilmiş. Geri kalan %10'unda
ise her iki ejakulatta da azoospermi olması ya da tamamının
immotil olması nedenleriyle TESE yapılmış. Toplam siklusların
% 1.4'ünde metafaz-II oosit bulunamaması veya yeterli
spermatozoa bulunamaması nedeniyle ICSI yapılamamış.
Sonuçta, immotil spermatozoa ile yapılan işlemlerde
%19.8 oranında fertilizasyon elde edilirken hiç gebelik
sağlanılamamış. Oysa TESE yapılan böyle olgularda fertilizasyon
oranı %63.6, doğum oranı ise %23 olarak bildirilmiştir.
ICSI
sırasında fertilizasyon başarısızlığının nedeni esasen
yetersiz oosit aktivasyonudur (58). Bunlar arasında
fertilizasyon yetmezlikli siklusların %49' unda immotil
spermler ya da akrozomsuz spermler (globozoospermi)
gibi spermle ilgili faktörler söz konusudur (59). İmmotil
spermler ile fertilizasyon oranları %10.1'e kadar düşebilmektedir
(60). Bu nedenle, immoilizasyon
yapan patolojiler yeterli bir androlojik
muayene ile tam olarak araştırıldıktan sonra ICSI yapılması
başarıyı artıracaktır. Burada sorumlu olabilecek faktörler
şunlardır (57):
a)
Fonksiyonel kuyruk defekti
Aksonem defekti (İmmotil silia sendromu, vb)
Enzimatik defektler (protein-karboksil metilaz yetmezliği,
vb)
Enfeksiyon (E.coli)
Antisperm antikorlar
Aksesuar seks gland enfeksiyonu (kronik prostatit, vb)
Epididim veya ejakulatör kanallarda parsiyel obstrüksiyon
b)
Absolut nekrozoospermi
Yukarıda
belirtilen ayrımı yapabilmek için gerekli olgularda
vitalite boya testleri, genital enfeksiyon araştırması,
antisperm antikor tayini, transrektal ultrasonografi
ya da elektron mikroskopik incelemelerle spermde aksonemin
araştırılması istenmelidir. Globozoospermili olgularda
akrozom bulunmaması nedeniyle normal sperm-oosit etkileşimi
olmayacağından çözüm ICSI iledir. Ama bunlarda da başarı
oldukça düşüktür. Örneğin, 8 globozoospermili erkekte
fertilizasyon oranları %20.3 bulunurken sadece iki çiftte
gebelik elde edilebilmiştir (61). Globozoospermi olgularında
oosit aktivasyonunda bir defekt söz konusu olabileceği
düşünülerek, bunlarda recombinant oscillin ile artifisyal
oosit stimülasyonu yapılması, yakın gelecekte bir tedavi
alternatifi olarak görülmektedir (36).
Kaynaklar
|