|
TESTİS
BİOPSİLERİNDE İNFERTİLİTE DEĞERLENDİRİLMESİ
Doç.Dr.
Diclehan Orhan
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Testis
biyopsi endikasyonları
İnfertilite
değerlendirilmesi, vaskülit tanısı, torsiyonda viabilite
saptanması, malignite riski fazla olan kişilerde malign
germ hücrelerinin araştırılması ve kemoterapi alan hastalarda
lenfoma hücrelerinin varlığının aranmasıdır. Her infertilite
hastasında testis biopsisi artık gerekli değildir. Önceden
azoospermik hastalarda testis biopsisi sadece tanısal
amaçlı yani testiküler yetmezliği (non-obstrüktif azoospermiyi)
duktus obstrüksiyonundan ayırdetmek için yapılmaktaydı.
İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) yapılmaya
başlandığından bu yana son yıllarda testis biyopsi endikasyonları
genişlemiştir. ICSI'de sadece tek bir oosit ve tek bir
canlı spermatozoa gerektiğinden testis biyopsi materyeli
dahil her kaynaktan elde edilebilecek sperm ICSI'de
kullanılabilmektedir. Bu nedenle testis biopsisinin
artık hem tanısal hem de terapötik önemi vardır. Şu
anda tanısal biopside amaç normal spermatogenezi hipospermatogenezden,
matürasyon arrestinden ve Sertoli-cell-only sendromundan
ayırdetmektir. Önceden non-obstrüktif azoospermisi ve
normalin 3 katı serum FSH düzeyi olan hastaların tedavi
şansı olmadığı için tanısal biopsiye de gerek duyulmamakta
idi. Ancak bugün bu hastaların TESE ve ICSI ile tedavi
şansları olduğundan ICSI planlanan azoospermisi olan
testiküler yetmezlikli hastaların hepsine testis biopsisi
önerilmektedir.
Testis
biopsisinin boyutu
Normal
spermatogenez olan bir testiste küçük bir örnek almak
yeterlidir. Ancak spermatogenez heterojendir. Yani bir
seminifer tübülüsün uzunluğu boyunca değişik matürasyon
aşamalarında germ hücreleri bulunduğu gibi aynı tübülüsün
bir kesitinde değişik matürasyon a?amaları da bulunabilir.
Ayrıca biopsinin büyük bir kısmı Sertoli-cell-only sendromu,
fokal, küçük bir alanda spermatogenez bulunabilir. Her
iki testisten birden fazla biyopsi alınması bu intratestiküler
histolojik değişkenlik nedeniyle başarılı örnekleme
şansını arttırmaktadır.
Biopsinin
Tespiti
Rutin
patolojik incelemelerde kullanılan %10'luk formalin
solüsyonu ile yapılan tespitte nükleuslarda büzüşme,
kromatinde dens görünüm, tübüler sınırların düzensiz
hal alması, tübüler büzüşme ve interstisyel alanda genişleme
izlenmektedir. Bu nedenle testis biopsilerinin hücresel
detayın çok daha iyi izlenmesini sağlayan, interstisyel
distorsiyon ve artefaktın az görüldüğü bir tespit solüsyonu
olan Bouin solüsyonu içinde patoloji laboratuarına gönderilmesi
tercih edilmelidir.
Biopsinin
değerlendirilmesi
İnfertilitede
histolojik bulgular:
1. Seminifer
tübülüs yapısındaki değişiklikler,
2. Seminifer
tübülüsün hücresel elemanları,
3. İnterstisyum,
4. Dejeneratif
değişiklikler ve anormal hücreler açısından değerlendirilir.
Seminifer
tübülüs yapısındaki değişiklikler
Tübüler
Hipoplazi: Seminifer tübülüs küçüktür, spermatogonia
ve immatür Sertoli hücreleri ile döşelidir. Hipogonadotropik
hipogonadizmde görülebilir.
Bazal
membran kalınlaşması: Seminifer tübülüs iç bazal
membran tabakasında hyalin, fibröz, eozinofilik materyel
ile konsantrik kalınlaşma görülür. Hematoksilen-Eozin
boyalı kesitlere ek olarak Masson Trikrom boyası ile
bu kalınlaşma daha net görülebilir (Resim 1).
Resim
1: Tübüler bazal membran kalınlaşması, Masson Trikrom,
X20
Tübüler
Skleroz (şiddetli diffüz hyalinizasyon): . Hipergonadotropik
hipogonadizm, hipogonadotropik hipogonadizm veya ekzojen
östrojen kullanımı gibi hormonal bozukluklara sekonder
olabilir (Resim 2).
Resim
2: Tübüler skleroz, X40
Peritübüler
Fibrosis: Tunika proprianın myofibroblast tabakasının
fibröz kalınlaşmasıdır. Alkol kullanımı, toksinler ve
interstisyumun inflamatuar durumlarında gözlenir.
Seminifer
Tübülüsdeki Hücresel Elemanların Anormallikleri
Seminifer
Tübülüsün hücresel elemanları
Sertoli
Hücresi: Normal erişkin testisindeki Sertoli hücreleri
bölünmeyen kolumnar hücrelerdir. Tübüler hücrelerin
%10-15 kadarını oluşturur. Bu kolumnar hücreler tübüler
bazal membran üzerinde yerleşir ve germ hücrelerinin
etrafına sitoplazmik uzantılar yollarlar. Sertoli hücresi
irregüler şekilli çentikli bir nükleus ve belirgin nükleol
içerir. Sitoplazmada lipid vakuolleri ve/veya granüler
eozinofilik materyel bulunabilir. Sertoli hücresi tarafından
fagosite edilen materyelin çoğunluğu spermatidlerin
rezidüel cisimciklerinin artıkları veya daha immatür
germ hücrelerinin dejenere halleridir. Sertoli hücresi
mezenşimal kökenli olup adult Sertoli hücresi vimentin
eksprese eder. Prepubertal ve embryonik Sertoli hücresi
sitokeratin 8, 18, 19 içerir. Sitoplazmada Charcot-Böttcher
kristaloidleri bulunur, genellikle ultrastriktürel incelemede
görülen bu kristaloidler inmemiş testiste ve Sertoli-cell-only
sendromunda sayısı artar.
Germ
Hücreleri: Yolk saktan köken alırlar.
Spermatogonium
Tübül
bazal kısmında yer alır ve prolifere olur. Hücrenin
bir kısmı tübüler bazal membran ile ilişki halindedir.
Nükleus denstir, kromatin homojen dağılmıştır ve kolayca
farkedilebilen nükleolü vardır.
Primer
spermatosit
Spermatogenezin
ilk mayotik bölünmesini gerçekleştirir. Primer spermatositlerin
siklusu yaklaşık 24 gün sürer. En erken primer spermatosit
(preleptoten) bazal bölgede yerleşir. Primer spermatositler
nükleer kromatin paternine göre sınıflandırılır:
- Leptoten
spermatosit: ince filamentöz kromatin içerir.
- Zigoten
spermatosit: kromatin filamanları daha kaba granüler
hal alır ve nükleus içinde ekzantrik yerleşim gösterme
eğilimindedir.
- Pakiten
ve diploten spermatositler: en kolay tanınan primer
spermatositlerdir, çünkü büyüktürler, kromatinleri kalın
ve kısa filamanlar şeklindedir.
Sekonder
spermatosit
Primer
spermatositin mayotik bölünmesi sonucu oluşur, yarı
ömrü çok kısadır, tübül içindeki hücrelerin küçük bir
kısmını oluşturur. Nükleusları primer spermatositlerinkinden
daha küçüktür, ince granüler kromatin paterni vardır,
erken spermatidlere benzerler. Sekonder spermatositler
ikinci mayotik bölünmeye girerek haploid spermatidleri
oluşturur.
Spermatid
Spermatidlerin
matür spermatozoaya differansiasyonu (spermiogenez)
sırasında a. round spermatid, b. elongating spermatid,
c. elongated spermatid, d. geç elongated spermatid aşamaları
oluşur. Round ve elongating spermatidler erken spermatid
olarak anılır ve yuvarlak, koyu granüler kromatinli
nükleus içerirler. Elongated ve geç elongated spermatidler
geç spermatid olarak anılır ve nükleusta bir değişiklikle
karakterlidirler. Nükleus önce oval ve kondanse kromatin
içerir hal alır, daha sonra uzar ve en sonunda matür
spermatozoon oluşur.
Testiküler
dokudaki patoloji multipl olabilir ve kesin sınıflama
her zaman kolay değildir. Testis biopsilerinde, genellikle
aşağıdaki tablolar tek veya birlikte gözlenir:
1. Normal
spermatogenez
2. Hipospermatogenez
(Germ hücre hipoplazisi)
3. Matürasyon
Arresti (Spermatogenik maturasyon arresti)
4. Germ
Hücre Aplazisi (Sertoli cell-only sendromu)
5. Germ
Hücre Aplazisi ve fokal Spermatogenez
6. Tübüler
Skleroz ve İnterstisyel Fibrozis (End-stage testis)
7. Duktus
Obstrüksiyonu ile uyumlu Aktif Spermatogenez
8. Testiküler
Değişikliğe eşlik eden Karyotipik Anomaliler
NORMAL
TESTİS
Obstrüksiyon
olan veya konjenital epididim, ya da vas deferens anomalili
azoospermik hastalarda bulunur. Nadiren oligozoospermili
erkekler de normal testis gösterebilirler (Resim 3).
Testisin mozaik bir yapısı vardır, her seminifer tübülüs
komplet spermatogenez içermez.
Resim
3: Normal spermatogenez gösteren seminifer tübülüs,
X20
HİPOSPERMATOGENEZ
(Germ Hücre Hipoplazisi)
Seminifer
tübülüs başına düşen germ hücre sayısı azalmıştır. Matürasyon
zinciri normaldir ancak spermatogonyum, spermatositler,
spermatidler ve spermatozoa dahil bütün basamaklarda
orantısal azalma vardır. Sonuç olarak, matür hücre sayıları
çok düşmüştür ve germinal epitel gevşek, incelmiş, çok
az hücreli görünümdedir (Resim 4,5). Çoğu örnekte bir
miktar spermatozoa bulunabilir. Tübülüslerin tunika
propriası genellikle kalınlaşmıştır ve Sertoli, Leydig
hücreleri morfolojik olarak normaldir. Tubulus çapları
normal limitlerdedir. Hastalar ekseri oligozoospermiktir.
Resim
4: Hipospermatogenez, X20
Resim
5: Hipospermatogenez, X40
Bazı tübülüslerde
germinal epitelde üniform bir incelme vardır, santral
lümen genişlemiş ve boştur. Bazı seminifer tübülüslerde
ise tübülüsün bir kısmında spermatogenik hücre varken
bir kısmında sadece Sertoli hücresi vardır.
Hafif
hipospermatogenezde sadece birkaç seminifer tübülüste
germ hücre azlığı, şiddetli hipospermatogenezde ise
hemen her seminifer tübülüste germ hücre azlığı izlenir.
SPERMATOGENİK
MATURASYON ARRESTİ
En sık
oligozoospermide tesbit edilir. Testisler genellikle
küçülmüş boyuttadır. Spermatogenik arrestin kesin nedeni
tam aydınlatılmış değildir. Spermatogenez, erken evrelerden
birinden daha ileri gidememiştir. En sık primer spermatosit
evresinde duraklama olur. Kaide olarak, spermatogonia
normal sayıdadır, primer spermatosite kadar teşekkül
eder. Primer spermatosit sayısı artmıştır fakat ileri
maturasyon evreleri yoktur veya çok azdır (Resim 6,7).
Sertoli veya Leydig hücrelerinde bozukluk yoktur. Tubulus
çapları temelde normaldir. Maturasyon arresti genellikle
komplettir ve tüm seminifer tubuluslar benzer görünümdedir.
İnkomplet maturasyon arrestinde ise primer spermatosit
evresinde duraklama vardır, ancak az sayıda daha matür
hücreler de fokal olarak izlenir.
Resim
6: Primer spermatosit evresinde maturasyon arresti,
X40
Resim
7: Primer spermatosit evresinde maturasyon arresti,
X40
Spermiogenik
arrest
Arrest'in
olduğu bir diğer nokta, spermatid fazında, çok az spermatozoa
olacak şekilde gelişir (Resim 8). Hastalar arrest'in
yaygınlığına göre, klinik olarak, oligo veya azoospermiktir.
Resim
8: Çok sayıda spermatid içeren ancak spermatozoa içermeyen
spermiogenik arrest, X40
GERM HÜCRE
APLAZİSİ (Sertoli Cell-Only Sendromu)
Germ hücre
aplazisi nedeniyle azoospermisi olan erkeklerin testisleri
palpasyonda genellikle normal boyut ve kıvamdadır. Hastalar
ekseri iyi gelişmiş sekonder seks karakterleri gösterir,
tekrarlanan incelemelerde azoospermi kaidedir. Tubulusların
çapı daralmıştır. Genellikle tubuler tunika propria
kalınlaşması, peritubuler fibrozis vardır. Çarpıcı özellik
tubuluslarda komple germinal hücre kaybıdır ki, sadece
Sertoli hücreleri bulunur (Resim 9). Bu Sertoli hücreleri
tübüler bazal membrana dik, birbirlerine paralel yerleşirler
(Resim 10). Bu hücreler genellikle çok sayıda yağ vakuolleri
içerir. Leydig hücreleri genelde normal görünür fakat
bazen artmış bir sayı gösterebilir.
Resim
9: Germ hücre aplazisi (Sertoli-cell-only sendromu),
X20
Resim
10: Tübüler bazal membrana dik yerleşim gösteren Sertoli
hücreleri, X40
GERM HÜCRE
APLAZİSİ ve FOKAL SPERMATOGENEZ
Etyolojisi
bilinmeyen bu durumda, azoospermi vardır. Sertoli-cell-only
sendromlu hastaların %30'unda TESE ile sperm ekstrakte
edilebilir. Hastaların iki grup tubulus içerdiği gözlenir.
Bir grup germ hücre aplazisi gösteren tubuluslardan
oluşur, diğer grup ise, azalmış spermatogenez gösteren
tubuluslardır. Aynı tubulus bu iki tabloyu bir arada
içerebilir. Ayrıca, aynı hastanın bir testisinde germ
hücre aplazisi bulunurken, diğer testisi germ hücre
aplazisi ile birlikte fokal spermatogenez gösterebilir.
TUBULER
SKLEROZ ve İNTERSTİSYEL FİBROZİS
Tubuler
skleroz (Resim 11), inmemiş testis, karyotipik anomali,
akkiz gonadotropin eksikliği ve kronik orşit durumunda
ortaya çıkar. Bilateral tubuler skleroz ve interstisyel
fibrozis vardır, yaygınlığında end-stage testis gelişir.
Resim
11: Hyalinize bantlar halini almış seminifer tübülüsler
(tübüler skleroz), X20
İmmatür
Hücrelerin Dökülmesi
Oligozoospermik
erkeklerin testislerinde immatür hücre dökülmeleri sık
karşılaşılan bir bulgudur. Bu vakalarda, spermatogenezin
düzenli tablosu bozulmuş (kesintiye uğramış) olabilir
ve immatür formlar, bilhassa spermatositler tubulus
lümenlerine dökülür. Seminifer epitel, karışık bir görünüm
alır ve tubulusların çoğu immatür hücre kitleleri içerir.
Ayni zamanda bir derece peritubuler fibrozis de vardır.
Kaba şekilde alınmış biopsilerdeki artefaktla bu durum
karıştırılmamalıdır. Germ epiteli frajildir ve tubuler
duvarlardan ezilme ve ayrılmaları takiben dökülme bulguları
verebilir (Resim 12).
Resim
12: Lümene dökülmüş germ hücreleri, X20
Bu durum
varikosel için karakteristiktir. Progressif dökülme,
seminifer tubulus azalmasına bağlı germ hücre hipoplazisindeki
görüntüyü de oluşturur.
DUKTUS
OBSTRÜKSİYONU İLE UYUMLU AKTİF SPERMATOGENEZ
Bir testis
biopsisinde normal ve aktif spermatogenez, obstrüktif
azoospermiyi telkin eder ve bilateral obstrüksiyonu
veya duktus sisteminin bir kısmının olmadığını gösterir.
Normal boyutta testis içeren bu hastaların bazıları
Young sendrom' ludur. Bu sendrom, Obstrüktif azoospermi
ile birlikte kronik sinopulmoner enfeksiyonunun bulunması
durumudur. Biopsilerde, etiolojiye bakmaksızın, konjenital
veya akkiz duktus obstrüksiyonunun, germinal epitele
veya Leydig hücrelerine ters bir etki içermediği görülür.
Enfeksiyöz obstrüksüyon olanlarda eşlik eden orşit yoksa
germinal epitel muhafaza edilir (Resim 13). Parsiyel
obstrüksüyonda sperm sayısı ile spermatogenez derecesi
arasında uyumsuzluk vardır. Cerrahi vas deferens oklüzyonunda
da testis damarları kesilmiş veya ligasyona uğramış
değilse, germinal epitel etkilenmemiştir ve biopside
aktif spermatogenez görülür.
Resim
13: Aktif spermatogenez, X40
TESTİKÜLER
DEĞİŞİKLİĞE EŞLİK EDEN KARYOTİPİK ANOMALİLER
Klinefelter
sendromu
Hastalar
47XXY karyotipindedir. Testisler küçüktür, serum FSH
ve LH düzeyi yüksektir. Hasta tam olmayan sekonder seks
karakteristikleri gösterir.
Tubuluslarda
hyalinizasyonla birlikte azoospermi olur, Leydig hücreleri
normal veya artmış sayıda görünür. Klinefelter sendromunda
spermatogenezde progressif bozulma, tubuler skleroz
ve Leydig hücrelerinde aşırı artma vardır. En erken
bozukluk, germ hücrelerin giderek kaybına yol açan spermatogenetik
aktivite azalmasıdır. Zamanla germ hücre azalması Sertoli
hücrelerinin atrofisi ve tunika propria kalınlaşması
ile takip edilir (Resim 14). Sonunda, hem germ, hem
Sertoli hücreleri yoktur, tubulus lümenleri kalınlaşmış,
hyalinize ve kontrakte tunika propria ile obliteredir.
Bu olaylar serisinde tubuluslar büzüşmüş, kollajenöz
kordonlara dönüşmüştür. Başta bu değişiklikler tüm tubulusları
eşit etkilememiştir, sendromun erken evresinde, testiküler
tutulma eşit değildir, benekli dağılımdadır. Sonunda
tüm testis sklerozedir. Leydig hücreleri karakteristik
olarak artmış sayıdadır ve ekseri çarpıcı hiperplastik
görünüm vardır (Resim 15). Bu görünüme rağmen Leydig
hücre fonksiyonu bozuktur. Plasma testosteron seviyesi
düşüktür.

Resim
14: Kleinfelter sendromunda skleroze tübüller ve interstisyumda
hiperplazik Leydig hücreleri, X20
Resim
15: Kleinfelter sendromunda skleroze tübüller ve nodüler
Leydig hücre hiperplazisi, X20
GERM HÜCRELERİNİN
KANTİTATİF DEĞERLENDİRİLMESİ
Spermatogenez
derecesi subjektif bir değerlendirmedir. Çeşitli yöntemlerle
hesaplanabilir ve semen analizindeki sperm sayısı ile
iyi korelasyon gösterir. Bu amaçla çeşitli otörler tarafından
aşağıdaki skorlama sistemleri geliştirilmiştir.
Johnsen
Skoru, 1970
Bugün
için rutin uygulamada en yaygın kullanılan skorlama
sistemidir. Biopside izlenen her seminifer tübülüs için
skor verilerek bunların toplamı biopside izlenen seminifer
tübülüs sayısına bölünmelidir.
Germ hücreleri:
10: Germinal
epitel çok sıralı, çok sayıda spermatazoa var
9: Germinal
epitel disorganize ve lümene doğru yığılma, spermatozoa
var
8: Germinal
epitel çok sıralı ancak lümende 10'dan az spermatozoa
var
7: Spermatozoa
yok, çok sayıda spermatid var
6: Spermatozoa
yok, spermatid 10'dan az
5: Spermatozoa
yok, spermatid yok, spermatosit var
4: Spermatozoa
yok, spermatid yok, spermatosit 5'den az
3: Germ
hücre olarak sadece spermatogonia var
2: Germ
hücresi yok, sadece Sertoli hücresi var
1: Seminifer
tubulus içinde hiç hücre yok
Normal
testis için Johnsen skoru ortalaması: 9.39, en az %60
tubulusun skoru 10 olmalı.
Leydig
hücreleri:
L1: Leydig
hücresi yok
L2: Leydig
hücresi az
L3: Leydig
hücresi sayıca normal
L4: Leydig
hücresi artmış
L5: Leydig
hücrelerinde nodüler veya diffüz hiperplazi
Skakkebaek
ve Heller, 1973
Her seminifer
tubulusdaki germ hücrelerinin Sertoli hücrelerine oranını
hesaplamışlardır. Bu oran normalde spermatogonia için
1.8, spermatosit için 2, spermatid için 5.2 bulunmuştur.
Makler
ve Abramovici, 1978
Seminifer
tubulus iç çapı, bazal membran kalınlığı, intratubuler
hücre populasyonu ve spermatogenik matürasyonun derecesi
incelenmiş, her parametre 0-5 skalasında skorlanarak
toplamı (0-20) elde edilmiştir:
Tubulus
iç çapının skoru:
5: Normal:
150-250 um
4: Hafif
azalma: 100-150 um
3: Orta
derecede azalma: 75-100 um
2: Küçük
tubuluslar: 50-75 um
1: Çok
küçük tubuluslar: 25-50 um
0: Oblitere
tubuluslar
Bazal
membran Kalınlığı:
5: Normal:
3um
4: Hafif
kalınlaşma: 3-5um
3: Orta
derecede kalınlaşma: 5-7um
2: Şiddetli
kalınlaşma: 7-10um
1: Aşırı
kalınlaşma: 10-13um
0: Hyalinize
Hücre
popülasyonu: Her seminifer tubulus kesitindeki hücre
sırası sayılarak, aşağıdaki şekilde skorlanmaktadır:
5: 4'den
fazla hücre sırası var
4: 3-4
hücre sırası var
3: 2-3
hücre sırası var
2: 1-2
hücre sırası var
1: 1
hücre sırası var
0: Hiç
hücre sırası yok
Spermatogenik
matürasyon derecesi:
5: Spermatozoaya
maturasyon
4: Spermatide
maturasyon
3: Sekonder
spermatosite maturasyon
2: Primer
spermatosite maturasyon
1: Sadece
spermatogonia var
0: Germ
hücre aplazisi (Sertoli cell-only)
Bu skorlamayı
kullanarak Makler ve Abramovici oligozoospermik (10-20
milyon/ml) erkeklerde skoru 18-18.5 bulmuştur.
Sperm
sayısı 5-10 milyon/ml: skor 12.5
Sperm
sayısı 1-5 milyon/ml: skor 10.1
Sperm
sayısı 1 milyon/ml'den az: skor 8.7
Bu skorlamaya
göre sperm sayısı 12 milyon/ml'den fazla olanlarda testis
biopsisi kullanışlı bilgi vermez.
Sigg,
1979
Anormal
testiküler bulguları 3 gruba ayırmıştır:
1-
Diffüz atrofi: Tüm tubuluslar atrofik
2-
Fokal atrofi: En az 5 tubulus kesiti bir miktar
atrofi göstermekte
3-
Mikst atrofi: Komşu tubuluslarda değişik derecelerde
atrofi bulunmakta
Atrofi
derecesi I-IV skalasında değerlendirilmektedir:
I- Hafif
atrofi: Spermatogenez var ancak tubulus başına 10'dan
az spermatozoa var (spermatozoa sayısı az)
II- Orta
derecede tübüler atrofi: Germinal epitel kalınlığı azalmış,
seminifer tubulus çapı azalmış, bazal membran ve lamina
propria kalınlaşmış
IIa- Spermatid
aşamasında maturasyon arrest
IIb- Spermatosit
aşamasında maturasyon arrest
IIa- Spermatogonia
aşamasında maturasyon arrest
III- Belirgin
tubuler atrofi: Germinal hücrelerin total yokluğu, seminifer
tubulus çapında belirgin azalma, bazal membran ve lamina
propriada kalınlaşma, Sertoli hücrelerinde nadiren dejeneratif
değişiklikler
IV- Sertoli
cell-only sendromu
V- Şiddetli
tubuler atrofi, subtotal veya total hyalinizasyon ve
intratubuler hücrelerin kaybı.
Silber
ve Rodriquez-Rigau, 1981
Seninifer
tubulus başına düşen round spermatidleri saymanın yeterli
olacağını saptamışlardır. Koyu, dens kromatinli matür
spermatid sayısı ile spermiogramdaki sperm sayısının
korelasyon gösterdiği bulunmuştur. Sperm sayısı 10 milyon/ml
olan hastalarda her zaman tubulus başına 20'den fazla
matür spermatid bulunmuş, obstrüksiyon olmayan, 10 milyon/ml'den
az sperm olanlarda, her zaman tubulus başına 20'den
az matür spermatid bulunmuş.
En az
20 tubulus sayarak; tubulus başına geç elonge spermatid
sayısı ile sperm sayısı korelasyon gösterir.
Sperm
sayısı biopsideki spermatid sayısından az ise Parsiyel
Obstrüksiyon Var
Sperm
sayısı biopsideki spermatid sayısı ile uyumlu ise Obstrüksiyon
Yok
İNTERSTİSYEL
DOKU
Yuvarlak
tubuluslar, kan damarlarına ilaveten birkaç lenfosit,
plasmosit ve interstisyel hücre topluluğu içeren az
miktarda bağ dokusu ile birbirinden ayrıdır. İnterstisyum,
Leydig hücreleri, kan damarları, lenfatikler, sinirler,
makrofajlar ve mast hücreleri içerir.
Leydig
hücreleri
20 mikrondan
büyük çapta olan interstisyel hücreler, tek tek veya
gruplar halinde olup, kapillerlere komşudur. Nukleusları
genellikle yuvarlak veya oval vezikülö, bir veya iki
ekzantrik nukleollüdür. Bazıları binukleerdir. Sitoplazmaları
belirgindir, lipoid damlacıklar ve perinukleer granuler
bir zon içerir. Hücrelerin bazıları henüz kesin natürü
bilinmeyen ne melanin, ne kan pigmenti olan sarı-kahverenkli
bir pigment içerir. Belirgin olmayan sitoplazmalarında
bazen ışık mikroskobik düzeyde de görülebilen Reinke
kristaloidleri bulunur. Normalde intratubuler Leydig
hücresi yoktur, ancak skleroze tubuluslarda veya "Sertoli
cell-only" tablosunda bulunabilir. İnterstisyel hücreler,
diğer endokrin strüktürlerin yaptığı gibi epitelyal
bir yüzeyden değil, mezanşimal stromadan gelişen, iyi
vaskularize diffüz tip endokrin bir gland meydana getirir.
DNA FLOW
SİTOMETRİ ve GÖRÜNTÜ ANALİZİ (Image Analysis)
Testis
biopsileri daha çok kalitatif olarak değerlendirilmekte,
kantitatif histolojik değerlendirmeye yönelik pekçok
çalışma olmuş ancak bunların çoğu kabul görmemiştir.
DNA Flow Sitometri ve Image analysis teknikleri testis
biopsilerinde spermatogenezin objektif olarak kantitatif
değerlendirmesinde kullanılmaya başlanmıştır.
DNA
Flow Sitometri: Erişkin testis dokusunun tipik DNA
histogramında 3 pik vardır:
Haploid
(1N): Spermatid ve spermatozoa
Diploid
(2N): Sertoli ve Leydig hücreleri, sekonder spermatositler
ve spermatogonia
Tetraploid
(4N): Myotik bölünme sırasındaki primer spermatositler.
DNA Flow
Sitometrinin dezavantajı spermatid ve spermatozoayı
ayırt edememesidir. DNA Image analysis parafine gömülü,
Feulgen boyalı kesitlerden objektif olarak hücre tiplerinin
kantitatif tayinini yapabilir. Haploid, diploid, tetraploid
hücreleri ayırt edebildiği gibi spermatozoa ve spermatidi
de ayırt eder. Çünkü hem DNA içeriğini hem de hücrenin
morfolojik özelliklerini (alan, şekil, boyut gibi) saptayabilmektedir.
Feulgen
boyası DNA'ya bağlanır, ışık mikroskobunda x400 büyütme
ve bilgisayarlı görüntü analizi sistemi kullanılır.
Sonuçlar spermatozoa, spermatid, 2N ve 4N hücre oranı
olarak ifade edilir.
Sonuç
olarak testis biopsisinin artık sadece tanısal olmadığını
bilmeliyiz. Biopsideki her tübülüs tek tek büyük büyütme
ile incelenmeli ve her tübülüse Johnsen skoru verilmelidir.
Patoloji raporunda spermatozoa varlığı ve yaygınlığı
ile ilgili bilgi verilmelidir. Maturasyon arrestinin
aşaması belirtilmelidir. Morfometrik çalışmalar ise
önümüzdeki yıllarda göreceğimiz gelişmeler için umut
verici görünmektedir.
|