|
FSH
ve testosteronun
birlikte uyarılması ile
erkek infertilitesinin spesifik tedavisinde ekonomik
ve etkin bir ilaç:
Tamoksifen Sitrat
Dr.Kaan
AYDOS
İnfertilite
yakınması ile karşımıza çıkan bir erkekte ilaç kullanarak
tedavi etmeye karar verdiğimizde hangi endikasyonla
hangi ilacı tavsiye edeceğimiz çoğu kez düşündürücü
olmaktadır. Her hastalıkda olduğu gibi, ilaç kullanmak
için o ilacın kullanılmasının bir endikasyonu olmalıdır.
Aşağıda da görüleceği üzere, hasta seçimi yapılmaksızın,
körlemesine, ampirik temelle ilaç verilmesiyle alınan
sonuçlar her zaman sabit olmamakta, bazen olumlu bazen
de yararsız şeklinde yorumlanmaktadır. Ama infertil
bir erkekte olguların %20-30'unda da bir neden bulunamamaktadır.
Bunlar idiyopatik infertilite olarak değerlendirilmektedir.
İdiyopatik de olsa bu hastaların içinde bir grup hasta
var ki, bunlar kullanacağımız hormonal stimülasyona
olumlu yanıt vereceklerdir (hormon duyarlı, hormon responder).
Hastaların hormona duyarlı ve duyarsız diye 2 grup halinde
gruplandırılmaları, uzun yıllardır kadınlarda kullanılan
hormonal stimülasyon tedavilerinden kazanılan bir tecrübedir.
Reprodüktif sistemin hormonal regülasyonunda temelde
benzer mekanizmaların söz konusu olması gerçeğinden
yola çıkılarak, olayın fizyolojisi incelenirse kadında
geniş çağta araştırılmış olan hormona duyarlılık kavramının
erkek için de geçerli olacağı anlaşılabilir. Ne yazık
ki bu konuda erkekler üzerinde yeteri kadar çalışma
yapılmamıştır.
Erkekde
hormonal stimülasyonda testislerin uyarılması amacıyla
değişik FSH preparatları denenmiş ve farklı sonuçlar
bildirilmiştir. Burada ampirik amaçla kullanılmış olmaları
sonuçlardaki farklılıkta en önemli etkendir. Antiöstrojenler
ise aynı amaçla kullanılan diğer bir grup ilaçtır. Eğer
pür FSH kullanımıyla benzer sonuçlar elde edilebilirse,
bunların kullanılmasının daha ekonomik ve kolay olacağı
anlaşılabilir.
Avrupada
son 3 dekaddır antiöstrojenler yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bunlar arasında kullanılmaya ilk başlanılanı klomifen
sitrat olmuştur. Tamoksifen sitrat ise son yıllarda
önerilmektedir. Klomifen yerine tamoksifenin önerilmesinin
bir nedeni, klomifenin daha yüksek östrojenik aktivitesi
nedeniyle seks hormon bağlayan globulin (SHBG)'i artırması,
bunun da serum serbest testosteron miktarını düşürmesi
olarak gösterilmektedir (Adamopoulos 1981). Tamoksifenin
böyle bir etkisinin olmaması yanı sıra, erkek genital
sisteminde DHT aktivitesini de düzeltmesi avantaj olarak
düşünülmektedir (Zalata 1995).
Antiöstrojenlerin
etki mekanizması; hipotalamus ve periferik dokularda
östrojen reseptörlerine kompetetif bağlanmaları şeklinde
izah edilebilir. Yani, hipotalamusta östrojenin yerine
dışarıdan verilen antiöstrojen bağlanmakta, böylece
hipotalamusun östrojene bağlı negatif inhibisyonu gerçekleşememekte,
neticede sanki ortamda östrojen yokmuş gibi GnRH salgılanımı
artmakta, bu da hipofizi uyararak FSH ve LH salgılanmasını
uyarmaktadır (Vermeulen and Comhaire 1978). Serumda
artan FSH testislerde Sertoli hücrelerini uyarır, LH
ise Leydig hücrelerini uyararak testosteron yapım ve
salınımını artırır. Gerek testosteron gerekse FSH, seminifer
tubülleri etkileyerek spermatogenezi ve germ hücrelerinin
maturasyonunu stimüle eder. Yapılan çalışmalar bütün
bu faktörlerin infertil çiftlerde gebelik oranlarını
arttırdığını ortaya koymuştur.
Son yıllarda
tamoksifen ile yapılan çalışmalarda sperm parametrelerinde
anlamlı düzelme sağladığı bildirilmiştir (Kotoulas 1994;
Adamopoulos 1997). Bu konuda daha önceki yıllarda yapılan
bazı çalışmalarda bu olumlu etkisi gösterilememiş idi
(Torök 1985; Krause 1992). Gebelik oranlarını düzeltme
durumu incelendiğinde ise odds ratio 2.47 (%95CI; 1.53-3.97)
bulunmuş ve anlamlı bir etkisi olduğu yorumu yapılmıştır.
Ancak meta-analize alınma parametreleri daha kısıtlandığında,
bu etkisi gösterilememiştir (odds ratio 1.27, %95CI;
0.67-2.40) (O'Donovan 1993). Hatta sadece kontrollü
ve belli kriterleri içerecek şekilde 6 çalışmanın sonuçlarını
değerlendiren Kamischke (1999), tamoksifen tedavisi
ile 1 hastada gebelik sağlayabilmek için 29 erkeğin
tedavi edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Benzer
yorumlar diğer araştırıcılarca da bildirilmektedir (Vandekerckhove
1998; Kamischke and Nieschlag 1999). Kotoulas (1994)
ise tamoksifen tedavisinin kesilmesini takiben 3. ayda
sperm değerlerinde anlamlı düzelme gözlemlemiştir.
Aşağıda
bazı çalışmalardan alınan gebelik oranları verilmiştir:
Krause
(1992) günde 30 mg tamoksifen'i 3 ay süreyle kullanmış
ve plasebo ile %8 gebelik elde ederken, tamoksifen grubunda
%13 başarılı olmuştur (anlamlı). Török ise (1985) plasebo
kontrollü çalışmasında 3 ay günde 20 mg tamoksifen kullanmış,
tamoksifen grubunda %33, plasebo grubunda ise %25 gebelik
gözlemiş. Ainmelk (1987), aynı doz tamoksifen kullandığı
16 hastanın 2'sinde tedavinin 1. ayı içerisinde gebelik
bildirmiştir. Breznik (1993) ise 20 mg tamoksifen, 25
mg klomifen ve plasebo kullandığı 3 grup erkekte, 1-7
ay sonunda sırasıyla %31, %15 ve plaseboda %29 gebelik
gözlemişdir. Maier (1990) 33 olguda 30 mg/gün tamoksifen
vererek, 3. ayın sonunda %12'sinde gebelik bildirmiştir.
Genel
olarak değerlendirildiğinde, tamoksifenin idiyopatik
infertilite olgularında sperm değerleri üzerine önemli
etkinliği olan, iyi tolere edilebilen ve özellikle ucuz
kabul edilebilecek bir tedavi alternatifi olduğu kabul
edilmektedir (Adamopoulos 2000). Hatta Comhaire (1995),
1 yıl süreyle tamoksifen ya da IVF ile tedavi ettiği
olgular arasında kümülatif gebelik oranlarını benzer
bulmuştur. Yani, seçilmiş olgularda IVF uygulamadan
önce tamoksifen tedavisine alınması daha mantıklı görülmektedir.
Hatta, WHO'nun 2000 yılında yayınladığı infertil erkeklerin
takibi ve tedavisi adlı kitapta, idiyopatik oligozoospermili
erkeklerde tamoksifen ilk basamak tedavi seçeneği olarak
tavsiye edilmiştir.
Diğer
yandan, idiyopatik oligozoospermik erkeklerde tamoksifen
ile testosteron undekonat kombinasyonu daha etkili bir
alternatif olarak ileri sürülmektedir. Bunun mantığı
ise her iki hormonun da spermatogenezin başlatılması
ve devam ettirilmesinde gerekli oldukları gerçeğine
dayandırılmaktadır. Zaten oligozoospermide önemli bir
neden hormon sekresyonu ve etkileşiminde bazı basamaklarda
bozukluk bulunmasıdır. Buda sonuçta spermatogenezi etkilemektedir.
Santral etkili bir ilaç olan tamoksifen ile testosteronun
periferik etkisi bir araya geldiği zaman androjen sentezi,
metabolizması ve transportu'nun bir göstergesi olan
aksesuvar seks glandlarının fonksiyonlarında belirgin
iyileşme görülmektedir (Glass and Vigersky 1980; Giagulli
and Vermeulen 1988).
Kontrollü
bir çalışmada günde 2 kez 10 mg tamoksifen ve 3 kez
testosteron undekonat 6 ay süreyle kullanılmış. Sperm
parametrelerinde, anilin boyanması ve akrozinde, ilaçların
tek başlarına kullanılmaları ya da plasebo alanlara
göre anlamlı düzelme bulunmuştur (Adamopoulos 1997).
Neticede
bazı merkezlerde, idiyopatik oligozoospermili erkeklerin
tedavisinde tamoksifen + testosteron undekonat kombinasyonunun
ilk basamak tedavisi olarak kullanılması önerilmektedir.
İnfertil
erkeklerde kullanılan ampirik tedaviler ile ilgili olarak
yapılan çalışmaların bir kısmında olumsuz sonuç alınmış
olmasına rağmen, testis fonksiyonları ve spermatogenez
dikkate alındığında hormonların çok önemli biyolojik
tesirleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Burada etki, yükselen
serum FSH ve/veya testosteron düzeyleriyle ilgili olup
neticede spesifik ultrastrüktürel ve biyolojik etkinlik
görülmektedir. Ampirik tedavilerden elde edilen bulgular
aşağıda özetlenmiştir:
- Recombinan-FSH verilmesini
takiben total testis volümü artar (Kamischke and Nieschlag
1998)
- Tamoksifen + Testosteron
undekonat tedavisi ile fonksiyonel sperm fraksiyonu
artar (Adamopoulos 1997).
- Purifiye-FSH, Sertoli
indeksi ve spermatik indeksi önemli derecede düzeltir
(Foresta 1998).
- Rekombinant-FSH tedavisi
ile DNA kondensasyonu düzelir (Kamischke and Nieschlag
1998).
- Tamoksifen + Testosteron
undekonat tedavisi sonrası anilin boyanması ve akrozin
düzelir (Adamopoulos 1997).
- Üriner-FSH kullanılması
sperm ultrastrüktürel yapısını düzeltir (Ben-Rafael
2000).
- Üriner-FSH kullanılan
erkeklerde IVF ile fertilizasyon oranları düzelir
(Ben-Rafael 2000).
FSH'nın
sperm maturasyonu üzerine önemli bir etkisi ise Tesarik
tarafından yakın bir tarihte gösterildi (1998). Testis
biyopsisi ile alınan seminifer tubüller laboratuvarda
rekombinan-FSH ile birlikte inkübe edildiğinde, bazı
sperm parametrelerinde önemli düzelmeler elde edilmekteydi.
Sonuçta,
elde edilen bulgular göstermektedir ki; FSH veya tamoksifen
ve/veya testosteron undekonat'ın infertil erkeklerin
sperm parametrelerinde önemli düzeltici etkisi bulunmaktadır
ve seçilmiş grup erkeklerde olumlu sonuç alınacağına
işaret etmektedir.
Tamoksifenin
tek başına ya da testosteron ile birlikte kullanımı
ise daha ekonomik ve pratik görülmektedir. Ancak başta
da belirtildiği gibi, uygun, hormona duyarlı (hormon
responder) hasta grubunun seçilmesi gerekir. Bu amaçla
elimizde bulunan ve literatürde geçerliliği ortaya konulmuş
parametreler; testosteron / LH oranı (Giagulli and Vermeulen
1988), plazma 17-OH- Progesteron / testosteron oranı
(Smals 1980), hCG testi (Giagulli and Vermeulen 1988)
ve testosteron / östrojen oranları (Pavlovich 2001)
hCG veya testosteron verilmesi için endikasyon olup
olmadığına karar verilmesinde; serum inhibin B'nin FSH
uyarımına bağlı yükselme indeksi (Kapolla 2000), GnRH
ile FSH testi (Glander 1997) ve seminal plazma transferrin
indeksi (Barthelemy 1988) ise FSH kullanımına uygun
olup olmadığına karar vermede kullanılabilecek değerli
parametrelerdir. Bunlarla ilgili çalışmalar yapılıp,
geniş hasta serileri değerlendirildikçe daha kesin sonuçlar
alınabilecektir.
|