|
SPERM ÇIKMAYAN ERKEKLERDE
MENİ KANALLARININ TIKANIKLIKLARININ TEDAVİSİ
Prof.Dr.
Kaan AYDOS
Çocuk
olmaması yakınması ile gelen erkeklerin bir kısmında
sorun menide sperm çıkmamasıdır. Bunların da bir bölümünde,
meni kanallarının tıkanıklığı söz konusudur.
Meni kanallarındaki tıkanıklıklar, kanalların hemen
testislerden çıktıkları bölümde olabileceği gibi, daha
ileri seviyelerde de bulunabilir. Eğer testislere yakın
bir konumda tıkanıklık varsa, bunların kesin tanısı
ancak ameliyat ile konulabilir.
Tüp bebek uygulamalarının çok yaygın olarak yapıldığı
günümüzde, tüp bebeğin pahalı ve zahmetli olması, sonuçta
ancak olguların yarısında başarılı olunup, geri kalanlarında
gebeliğin sağlanamaması, meni kanallarının açılmasına
yönelik ameliyatları önemli bir duruma getirmiştir.
Ameliyat sonrası olguların tamamına yakınında tıkanıklık
giderilebilmekte, neticede doğal yolla çocuk sahibi
olabilme şansı ele geçirilmektedir. Bu nedenle, menide
sperm hücreleri çıkmayan erkeklerin, tıkanıklık yönünde
araştırılmaları mutlaka gerekir.
Bu tür bir kanal tıkanıklığı saptanmışsa, tedavisi
mikroskop altında tıkanıklığın giderilmesidir. Tıkanıklığın
yerine göre, genelde 2 çeşit ameliyat yapılır: vazovazostomi
ve vazoepididmostomi. Ameliyatlarda
daima mikroskop kullanılır (mikrocerrahi tekniği).
Vazovazostomi; daha çok önceden geçirilmiş doğum
kontrolü nedeniyle yapılmış kanalların bağlandığı erkeklerde,
kanalların yeniden açılması istemiyle yapılır. Bunun
dışında fıtık ameliyatı gibi ameliyatlar sırasında yanlışlıkla
kanalların bağlandığı durumların tedavisinde de uygulanır.
Nadiren, düşme, çarpma gibi nedenler de bu kanallarda
tıkanıklık yapmış olabilir ve tedavide vazovazostomi
gerekir.
Ameliyat,
lokal anestezi altında yapılabilirse de, bazen operasyonun
saatlerce sürmesi gerektiğinde güçlük çıkarabileceği
için genel/epidural/spinal anestezi tercih edilmelidir.
Kanal kesildiği zaman anastomoz yapılacak ucunun kanlanması
olan taze doku içermesi gerekir. Aksi durumda canlı
dokuya rastlayıncaya kadar kanalın anucundan parça çıkarılır.
Kanama kontrolünde gerekirse bipolar koter kullanılabilir.
Uygun lokalizasyonda bulunulduğundan emin olmak için
kanalın testis tarafında kalan kesik ucundan gelen sıvı
lama alınarak mikroskopta incelenir. Distal kanal tarafının
açıklığı ise 2-3 ml salin enjeksiyonu yapılarak kontrol
edilir. Eğer infüzyon rahat oluyorsa kanalın açık olduğuna
karar verilir.
Vazovazostomi tek veya iki tabaka sütür konularak yapılabilir.
Tek tabakalı vazovazostomide
her iki kanal ucu karşılıklı getirilerek, saat 3-6-9
ve 12 hizalarından 9-0 naylon sütürler tek tabaka halinde
konularak yapılır. Aralara sadece kas tabakasından geçecek
şekilde ayrıca destek sütürleri de yerleştirilir. Toplam
8 sütür yeterlidir. Ancak, mukozadaki anastomozun yetersizliği
nedeniyle arada açıklık kalması ve granülom oluşumunun
sık görülmesi nedeniyle, tüm tabakaları içine alacak
şekilde 60o aralıklarla 6 adet sütürün yerleştirilmesi
önerilmiştir. Diğer 6 sütür ise musküler tabakayı içine
alacak şekilde aralara yerleştirilir. Anastomozun tamamlanmasını
takiben, her iki vazın kılıfı 4-0 poliglikolik asit
6-8 adet sütür ile birbirine dikilir.
İki tabakalı vazovazostomi
yapılırken başlangıçta saat 5 ve 7 pozisyonlarında musküler
tabakayı içine alacak şekilde 2 adet 9-0 naylon sütür
konularak, lümen anastomozu yapılırken kolaylık olması
sağlanılır. Arkasından, sadece mukozadan geçen 6-8 adet
10-0 naylon sütürler yerleştirilir (Şekil A). En son
olarak da 12 adet 9-0 naylon sütür sadece muskuler tabakayı
içine alacak biçimde konulur (Şekil B). Başka yazarlar
tarafından bazı değişiklikler önerilmişse de, teknik
temel olarak burada tarif edildiği şekildedir.
Anastomozun başarısı tam karşılıklı gelmiş mukoza-mukoza
anastomozu yapılmasına, anastomozun arada açıklık bırakmayacak
şekilde sağlam yapılmasına, gerginlik olmamasına, arteriyal
beslenmesinin korunmasına, sağlam mukoza ve muskularisin
kullanılmasına ve iyi bir atravmatik anastomoz tekniğinin
kullanılmasına bağlıdır. Bütün düğümlerin kanalın lümeninin
dışında kalmasına dikkat etmek gerekir. Muskülar tabakaya
konan sütürlerin ise kuyrukları kısa kesilerek, lümene
girmeleri önlenmelidir. En önemlisi ise mukozanın bir
duvarından sütürleri yerleştirirken karşı duvardan geçilmemesine
dikkat etmektir.
Goldstein "micro-dot"
tekniği ile kanal üzerine sütür yerleştirilmesinin
daha sağlıklı olacağını göstermiştir. Buna göre, kanal
kesildikten sonra cerrahi işaretleme kalemi ile kanalın
kesik duvarı üzerine, sütürlerin geçeceği noktalar işaretlenir.
Böylece daha muntazam aralıklarla ve düzenli biçimde
sütürler yerleştirilmiş olunur. %99.5 anastomoz sağlamlığı
ve %64 gebelik bildirilmektedir.
Vazovazostomide geniş seriler değerlendirildiğinde
anastomoz sağlamlığı %86-90, bir yıllık gebelik oranları
ise %51-54 olarak bildirilmektedir. Ancak, operasyonu
takiben kanal açıklığı sağlanılmış olsa bile 14 ay sonra
olguların %12'sinde geç obstrüksiyon da gelişebilmektedir.
Vazoepididimostomi
Epididimlerde tıkanıklık; kanalların bağlanmış olmasına
bağlı olabileceği gibi, meni kanallarının doğuştan yokluğu
ya da az gelişmesi, geçirilmiş iltihaplanmalar, cerrahi
travma ya da bilinmeyen nedenlerle olabilir. İnfertilite
nedeniyle incelenen erkeklerin yaklaşık %3-6'sında
epididim seviyesinde bir tıkanıklık bulunmaktadır.
Tanı sıklıkla anamnezde enfeksiyon hikayesinden ya da
fizik muayene sırasında epididim üzerinde nodüler sertliklerin
palpe edilmesiyle konulur. Kesin tanı, ameliyat sırasında
konulur.
Testislerinde normal sperm üretiminin devam ettiği
azoospermik erkeklerde, vazal aspirasyonda ya da skrotal
eksplorasyon yapılırken vazotomi sırasında vaz deferensler
içerisinde sperm görülemiyorsa epididimlerde bir tıkanıklıktan
şüphelenilerek vazoepididimostomiye karar verilir.
Vazoepididmostomi yapılırken testislerde sperm yapımının
devam ettiğinden, ileride kanalların açık olduğundan
ve epididimlerde bir tıkanıklık bulunduğundan emin olunmalıdır.
Operasyon genel anestezi veya epidural/spinal anestezi
altında yapılmalıdır. Uzun süren olgularda lokal infiltrasyon
anestezisinin etki süresi her zaman yeterli olmayabilir.
Ameliyata başlarken meni kanallarının, tıkanıklığın
ilerisinde açık olduğunu anlamak için, 30g iğne ile
kanal içerisine girilerek kontrol edilir. Bu sırada
10-15 ml salin enjekte edilir. Zorlanmadan infüzyon
gerçekleşiyorsa vazın açık olduğu anlaşılır.
Kanalın
açık olduğu anlaşıldıktan sonra, artık anastomoz hazırlıklarına
başlanılabilir. Kanal, epididimden itibaren ileri doğru
mümkün olduğunca serbestleştirilerek anastomoz sırasında
gerilme olması önlenmelidir. Epididimin de kuyruk ve
mümkünse orta bölümleri yeteri kadar serbestleştirilmeye
çalışılmalıdır. Kanal çekilerek epididimin dış yüzüne
doğru yaklaştırılır. Daha sonra epididim kuyruğuna yakın
lokalizasyondan ama tıkanıklığın distalinden kanal transvers
planda kesilir. Testis tarafında kalan ucu 6-0 naylon
sütür ile bağlanır. Diğer ucu ise açık bırakılır ama
damarları bağlanılır. Kanalın kesik ucundan bir 6-0
naylon sütür geçirilerek, epididme yaklaştırılmasında
kolay manipülasyon olanağı sağlanılır. Anastomozun sağlam
olması, kanal ve epididim arasında aşırı gerginlik olmamasına
bağlıdır. Bu nedenle dokular mümkün olduğunca serbestleştirilmeye
çalışılmalıdır.
Vazoepididimostomide iki teknik uygulanır:
"uç-uç" ve "uç-yan". Ancak
sıklıkla tercih edilen teknik "uç-yan" anastomozdur.
Uç-uca anastomoz özellikle tıkanıklığın distal epididimde
olduğu olgularda tercih edilir. Eğer proksimalde epididim
başı hizasında belirgin dilate epididim tubülü görülür
ise "uç-yan" anastomoz yapılmalıdır. Uç-yan
anastomoz sırasında epididimin kanlanmasının bozulma
riski çok daha azdır.
"Uç-yan" anastomoz
tekniğinde başlangıçta kanal izole edilir
ve küçük bir kesi yapılır. Testis tarafından sperm içeren
sıvı gelip gelmediği kontrol edilir. Vazoepididimostomi
yapılmasına karar verilirse epididim ameliyat mikroskopu
altında incelenir. Obstrüksiyon nedeniyle şişmiş tubüller,
içi boş tubüllerden kolayca ayırt edilebilirler. Kuyruk
bölümünden başlayarak epididimin başına doğru spermatozoa
aramaya devam edilir. Bu sırada epididim iki parmak
arasında sıkıca tutularak tunikası gergin hale getirilir.
Yuvarlak uçlu bir mikrocerrahi bistüri ile tunika açılır.
Bu açıklıktan dilate bir tubül dışarı doğurtulur (Şekil
A ve B).
Dışarı
doğurtulan tubül, civar dokulardan mikroskop altında
serbestleştirilir. Dilate tubül üzerinden bir mikrocerrahi
bistürisi ya da makası kullanılarak 0.5-1.0 mm'lik açıklık
oluşturulur. Dışarı çıkan sıvı 24g anjiokatater yardımıyla
aspire edildikten sonra steril bir lam üzerine alınır,
bir damla salin ile karıştırılarak mikroskopta sperm
varlığı araştırılır. Sperm görülmezse ya da sadece sperm
başı veya parsiyel kuyruklu sperm görülürse epididimdeki
kesi 0.5-1 cm daha proksimale kaydırılarak kuyruklu,
motil sperm bulunana kadar işleme devam edilir. Eğer
sperm görülürse tubül üzerinde oluşturulmuş olan açıklığın
kenarlarından karşılıklı olarak 3-4 adet 10-0 naylon
sütürler geçilerek (dıştan içe doğru) açıklık kontrol
altına alınır (Şekil C ve D).
Kanalın ucu epididime doğru yaklaştırılarak, kas ve
adventisiya tabakalarından geçen 9-0 naylon bir ya da
2 adet sütür ile epididim üzerindeki açıklıkta tunikanın
kenarına sabitleştirilir. Böylece anastomoz yapılırken
anastomozda bir gerginlik oluşması önlenilmiş olunur.
Ancak burada önemli olan nokta, bu son sütürlerin dilate
tubül daha açılmadan önce yerleştirilmiş olmasıdır.
Daha sonra epididimin açılmış tubülünün kenarlarına
konulmuş olan 10-0 naylon sütürler içten dışa olacak
tarzda vaz lümeninin mukozasından, birazda muskularisinden
geçecek şekilde yerleştirilir. Toplam 6 sütür koymak
yeterlidir. Mukoza anastomozu tamamlandıktan sonra,
kanalın duvarı ve epididim tunikası 9-0 naylon destek
sütürleriyle birbirlerine dikilir. Böylece kanal sıkıca
epididime tutturulmuş olunur. Ayrıca kanalın avasküler
kısımlarından geçirilen 2-3 adet 9-0 naylon sütürlerle
kanal epididimin parietal tunikasına dikilir. Bu sütürlerin
faydası, testisin skrotum içine yerleştirilmesi sırasında
anastomozun bozulmasını önlemeye yöneliktir. Anastomoz
tamamlandıktan sonra testis tunika vajinalis içerisine
yerleştirilerek 4-0 krome kat-gut ile tunika kapatılır.
Bunun dışında "uç-uca"
anastomoz tekniği de tanımlanmış olmakla
birlikte, burada epididimin transseksiyonunun gerekmesi
ortamın daha fazla kanlı olmasına yol açarak, anastomozu
güçleştirebilir. Oysa uç-yan anastomoz epididimin kan
dolaşımına bir zarar vermemektedir. Diğer yandan uç-uca
anastomozda içinden sıvının boşaldığı tek bir epididim
tubülünün ağzının ayırt edilerek izolasyonu oldukça
güçtür. Ayrıca uç-yan anastomoz tekniğinde vazın epididim
tunikasına sabitleştirilmesi de daha rahat olmaktadır.
Bu nedenle sıklıkla uç-yan anastomoz önerilir.
Bir
diğer tercih edilen teknik de epididme ait tubülün kanalın
içerisine çekildiği "triangulasyon"
uygulamasıdır (Şekil A,B ve C). Sütür sayısını
azaltmakta ve operasyon süresini kısaltmaktadır. Ayrıca
teknik olarak da diğer yöntemlerden daha kolaydır. Burada
yukarıda tanımlandığı şekilde epididim üzerinde dilate
bir tubül bulunarak dışarı doğurtulduktan sonra, yine
kanalın kas tabakası ve adventisiyasından geçirilen
9-0 naylon sütürler ile kanal epididim üzerinde açılmış
olan tunikanın kenarlarına sabitleştirilir. Epididim
tubülünü açmadan, 10-0 naylon 3 adet sütür tubül duvarından
dikkatlice geçirilir. Daha sonra bu üç sütürün arasından
tubül açılır. Çift iğneli sütürlerin her iki iğnesi
de vazın lümeninden sokularak muskuler tabakasından
çıkacak şekilde geçirilir. Sütürler dikkatlice bağlanırlar.
Bu şekilde epididim tubülü kanalın içerisine invajinasyon
tarzında çekilmiş edilmiş olunur. Takiben, kanalın duvarı
epididim tunikasının kenarlarına 9-0 sütürlerle sabitleştirilir.
Vazoepididmostomiyi takiben olguların %50-80'inde
ejakulatlarında sperm çıkmaya başlamaktadır. Gebelik
oranları ise %13-56 arasındadır. Ancak, 14 ay sonra
olguların %25'inde tekrar tıkanıklık gelişebilmektedir.
Mikrocerrahi anastomoz
uygulamalarında ortaya çıkabilecek komplikasyonlar;
hematom, skrotal şişlik ve enfeksiyondur. Genelde yara
yerine dren yerleştirilmesi gerekmez. Sıklıkla antibiyotik
kullanımı gerekmemektedir. İnternal spermatik arter
travmatize olmuşsa testiste atrofi gelişebilir. Nadiren
görülür ve özellikle sekonder olgularda rastlanılır.
Operasyon sırasında bipolar koter kullanılmasıyla dikkatli
bir kanama kontrolü yapılarak hematom, kanama ve testiküler
arterin travması önelenilebilir. Geç dönemde olguların
%5'inde anastomoz yerinde granülom, darlık ve obstrüksiyon
gelişebilir. Başlangıçta kanal açıklığı temin edilmiş
olsa bile 14 ay sonra vazovazostomilerde %12, vazoepididimostomiler
de ise %25 olguda geç dönem darlıkları ortaya çıkmaktadır.
Vazovazostomi yapıldıktan sonra ejakulatta ilk sperm
çıkışı 6 aya kadar gecikebilir. Bu süre beklenmeden
başka bir tedavi uygulamasına başlanılmamalıdır.
Epididimovazostomi ve vazovazostominin ilk tercih olmasının
nedeni başarısının yüksekliğine dayanmaktadır. Ama başarı
oranını etkileyen önemli bir faktörün mikrocerrahinin
yapıldığı merkeze ya da cerrahın tecrübesine bağlı olduğu
da unutulmamalıdır. Tedavi edilen olgu sayısı arttıkça,
elde edilecek başarının da arttığı bir çok çalışmada
ortaya konmuştur.
Eğer meni kanallarında yeterli açılma sağlanamamış
veya anatomik durum nedeniyle mikrocerrahi uygulanamıyor
ise epididimlerden mikrocerrahi yolla sperm aspirasyonu
(MESA) ya da testislerden sperm ekstraksiyonu (TESE)
yapılarak elde edilen spermler ICSI'de kullanılabilirler.
Anatomik yapıdaki olası değişiklikler, artmış travma
ve düşük etkinlikleri nedeniyle testislerden ince iğne
aspirasyonu (TFNA), perkütan biyopsisi veya perkütan
yolla epididmlerden sperm aspirasyonu (PESA) uygulamaları
önerilmekteyse de fazla tercih edilmemektedir.
Hangi yöntem ile olursa olsun, obstrüktif azoospermi
olgularında elde edilen spermin ICSI'de kullanılmasıyla
%24-81 arasında gebelik başarılabilmektedir.
|