Untitled Document
Örnek Olgular
Mitolojide Androloji
Sanat ve Androloji
Basından Haberler

Tüm sorular ve danışmak istediğiniz konular için tıklayınız

BİTKİLERİN VE HAYVANLARIN ORTAK PAYDALARI: ÜREMEK

Yeryüzüne ait ekosistem içerisinde hemen hemen tüm yaşamlar fotosentez nedeniyle sonuçta bitkilere muhtaçtır. Diğer yandan hayvanlar ise, bir çiçekten diğerine polen taşıyarak çoğu bitkinin varlığını sürdürmesini sağlarlar. Özellikle arılar önemli bir polen taşıyıcısıdırlar ve çoğu bitki türüne ait poleni depolarında saklarlar. Çiçekli bitkilerin çoğu üreyebilmek için sağlıklı polen taşıyıcı hayvanlara muhtaçtırlar. Avrupa bal arısı Apis mellifera çiğdem, yonca gibi bir çok çiçek açan bitki türünde polen taşıyıcılığı yapan bir hayvandır. Avrupalılar bu arıları 1621 yılında Amerika'da Viriginia'ya yerleştirmişlerdir. Bu arılar bitkilerin nektarlarını, yani polen taşıyıcı hayvanları kendilerine çekmek için bitkilerin salgıladıkları tatlı maddeyi, özellikle çok sevdiklerinden yaşadıkları bölgenin çoğu bitkilerini büyük bir hırsla ve iştahla ziyaret ederler ve bu sırada polenlerini de alarak diğer bitkilere taşırlar. Dolayısıyla, kısa sürede o bölgede eskiden beri yaşayan doğal bal arısı populasyonunun yerine geçerek, bunların ortadan kalkmasına yol açmışlardır. Sonuç olarak, 1947 yılı itibarıyla yaklaşık 6 milyon koloni ile doruk seviyeye erişmişlerdi.

Çoğu adaptasyon şartları bal arılarının çoğalmalarına yardımcı olmuştur. Örneğin, gelişmiş duyu sensörleri ile çorak alanlardaki nadir çiçekleri bile diğer rakiplerinden daha kolay tespit edebilirler. Bal arıları, bozuk sahalar da bile her buldukları anjiosperm türüne hücum ederlerken, diğer arılar sadece belirli çiçek türleri bulmak için aranırlar. Diğer yandan, bal arıları aslında polen dağıtımında çok da etkin değildirler, çünkü böylesine geniş bir "tat" sevgisi, bunların çok sayıda çiçeğe gitmelerine ve neticede bir türden aldıkları polenleri farklı türlerdeki bitkilere taşımalarına yol açmaktadır. Yine de bal arıları, çiçek açan çoğu bitki popülasyonunun varlıklarını sürdürmelerinde bir gereksinimdir. Bal arıları hem tahılların hem de çiçek açan vahşi bitki türlerinin üremelerinde önemlidir. Ancak ne yazık ki, bal arıları her geçen gün sayıca azalmaktalar. Kuzey Amerika'da tarımda böcek ilaçlarının geniş çapta kullanılması, 1972 yılında 1 milyondan fazla sayıda koloninin ortadan kalkmasına neden olmuştur.

Meksika ile Arizona sınırı arasında yaşayan Cereus kaktüsleri üzerinde yapılan bir çalışma, bu tür ilaçların arı yuvalarını tamamen temizlediğini açığa çıkarmıştır. İlaç kullanıldığı zaman izlenen bitkilerin sadece %27'si polen saçabilmekte ve yine sadece %5'i meyve verebilmekteyken, ilaç kullanılmadığı zaman polen verme oranı %60-100'e, meyve açma ise %75-100'e çıkmaktaydı.

Güve ve keneler de arılar için tehdit oluştururlar. Daha büyük balmumu güve (Galleria mellonella) parazitleri arının kovanında tünel açarak içeri girer ve peteği, polenleri ve kozaları yerler. Tracheal keneler Florida'da ilk olarak 1984 yılında arı kolonileri içinde belirdiler ve hızla ülkeye yayılarak, kovanlardaki arıların yaklaşık yarısını öldürdüler. Bir diğer kene türü olan Varroa da benzer şekilde 1987 yılında Wisconsin'de yayılmaya başladı ve bal arısı kolonilerinin yarısının ortadan kalkmasına neden oldu. Nihayet 1980'lerde, Afrika arıları bölgeyi istila edince, diğer öldürücü kenelerin de bal arısı kovanlarına taşınmasına neden olmuşlardır.

Uzmanlar arı populasyonundaki azalmanın beraberinde tahıl eldesini de etkileyeceği görüşündedirler. Arıların yaşaması için doğal bitki örtüsünün korunmasına dikkat çekmektedirler. Konunun önemini vurgular nitelikte bir örneği Staten adası üzerinde yaşananlar gözler önüne serebilir. Bu ada üzerine toprak atılarak zamanla verimsiz ve çorak bir duruma gelmişken, ekolojistler adanın belirli bölgelerinde doğal ağaç ve çalılık yetişmesini sağladılar. Gördüler ki, kısa süre içerisinde bal arıları ve diğer tip arılar geri geldiler ve yeni bitkilerin tohumlanmasını sağladılar. Ağaçlık alanlar arttıkça daha fazla arı da toplanarak, bitkilerin artması ve neticede bizlerin yaşamının daha sağlıklı hale gelmesi mümkün olacaktır.

Kaynak: Lewis R, Gaffin D, Hoefnagels M, Parker B. Life, p. 549, McGraw-Hill Co., NY, 2004.



ANA SAYFA | HASTALAR İÇİN | ÖRNEK OLGULAR | KLİNİK ANDROLOJİ | YAŞLANAN ERKEK - ANDROPOZ
AKADEMİK DOSYALAR | DERS NOTLARI | BİLİMSEL TOPLANTILAR | MİTOLOJİDE ANDROLOJİ
SANAT ve ANDROLOJİ | BASINDAN HABERLER | MAKALE TARAMA | DERGİLER | DİĞER SİTELER | İLETİŞİM