|
SPERM
MORFOLOJİSİNİN ÜREMEYE YARDIMCI TEKNİKLER UYGULANACAK
ÇİFTLERDE ROLÜ
İnfertilite
yakınması ile gelen çiftlerde üremeye yardımcı teknikler
(ÜYT) uygulanmasına karar verildiğinde, bunun başarısını
önceden tahmin ettirecek kanıtlanmış bir test yoktur.
Klinisyenin en büyük sorunu da zaten tüp bebek girişiminin
başarısını tayin ettiren böyle bir laboratuvar testinin
bulunup bulunmadığıdır. Bu sorunun çözümü basit değildir.
Günümüzde uygulanmakta olan laboratuvar testlerinin
değeri hakkında kesin bir fikir birliği bulunmamaktadır.
Sperm
morfolojisi ve bunun ÜYT üzerine etkileri konusunda
literatür bilgileri
Sperm-oosit
etkileşimini ve fertilizasyon şansını en iyi gösteren
muayene hiç kuşkusuz invitro fertilizasyon (IVF) olmakla
birlikte, bunun rutin bir tarama testi olarak kullanılması
mümkün değildir. Maliyeti, zaman alması ve etik nedenler
IVF ve sperm fonksiyon testlerinin rutinde kullanımını
sınırlamakta, bu nedenle doğru bir şekilde yapılmış
temel semen analizi erkek infertilitesinde faydalı bir
tanısal test olma özelliğini korumaktadır.
Daha önce
yapılan çalışmalar motil sperm konsantrasyonu ve morfolojisinin
IVF ile anlamlı uyum gösterdiğini ortaya koymuştur.
Ancak bu testlere ait, özellikle motilite ve konsantrasyon
ele alındığında, fertilite ve infertilite arasındaki
sınırı gösteren kesin eşik değerler tam anlamıyla tanımlanmamıştır.
Ama sperm morfolojisi için böyle bir eşik değer son
yıllarda Kruger tarafından önerilmiştir (Kruger'in kesin
kriterleri, Kruger 1986).
Bu konuda
yayınlanmış literatürlerin yaklaşık %80'i akrozomal
morfolojiyi de içine alan bir sperm morfoloji değerlendirmesinin
normal gelmesinin erkeğin fertilite potansiyelini belirlemede
önemli bir rol oynadığını savunmaktadırlar.
Kruger'in
kesin kriterlerine göre %5 değerinin eşik olarak kabul
edilmesinin, fertilizasyon ve gebelik şansını değerlendirmede
uygun olacağı kanısı edinilmiştir. Bu değerin kullanıldığı
çalışmaların büyük kısmında gerek fertilizasyon ve gerekse
gebelik için pozitif tahmin etme sonuçları bildirilmiştir.
Eşik değerin %14 olarak alınmasını kabul eden klinikler
de bulunmaktadır. Subfertil bir erkeğin sperm analizinde
%4 veya altında normal morfoloji bulunmuşsa, bunlarda
fertilizasyonun başarılamayıp embriyo transferi yapılamayan
olgu sayısı %24'dür. Oysa %4'ün üzerinde normal morfoloji
bulunanlarda bu oran %7.4'e düşmektedir.
Oysa WHO
kriterlerine göre sperm morfolojisi değerlendirildiğinde,
fertilizasyonu tahmin etmede anlamlı sonuçlar verirken,
gebelik için istatistiksel anlamlı bir değeri olmadığı
ileri sürülmüştür. Ancak bunlar kabul edilen bazı parametreler
dikkate alınarak değerlendirilmiş analiz sonuçlarıdır.
Genel
olarak değerlendirirsek, çalışmaların %92'si sperm morfolojisi
ve IVF başarısı arasında pozitif bir uyum olduğunu göstermektedir.
Bazı çalışmalarda morfolojik değerlendirim sonucunun
diğer semen parametrelerinden bağımsız olduğunu vurgulanmaktadır.
Kruger'in
kesin kriterleri 1986 yılından beri bir çok klinik tarafından
kullanılmış ve standart bir değerlendirim metodu haline
gelmiştir. Buna göre normal morfolojili spermatozoa
bulunma oranı %4 ve altındaysa kötü prognoz; %5 ile
%14 arasındaysa iyi prognoz; %14'ün üzerindeyse normal
olarak kabul edilmektedir. Kesin kriterlerin faydası
anlaşıldıkça, WHO'nun morfoloji kriterleri de daha detaylı
olacak şekilde modifiye edilmektedir. Halen dünyada
2 metod kullanılmaktadır: Kruger tarafından tanımlanan
kesin kriterler ve WHO kriterleri.
İnfertilite
tedavisinde ICSI kullanımı genişledikce, en uygun maliyette
tedaviyi tamamlamak için hastaların daha doğru sınıflandırılmaları
gereği ortaya çıkmıştır. Şiddetli erkek faktörü infertilite
olgularında ICSI ile fertilizasyon oranları %50-70 arasında
değişmektedir. Bu nedenle erkeği o şekilde değerlendirmeliyiz
ki, doğru ICSI kararı verebilelim, yada en azından oositleri
yarı yarıya ICSI ve IVF'e alarak tanısal bir siklus
uygulayabilelim.
Standart
semen analizinde morfolojik değerlendirimin klinik önemi
açık olarak ortaya konmuştur. Doğru olarak yapıldığı
takdirde sperm morfoloji değerlendirimi klinikte günlük
takiplerde kolaylıkla uygulanabilir bir tanısal araçtır.
Sperm
morfolojisinin değerlendirilmesinde yeni yöntemler
Sperm
morfolojisinin değerlendirilmesinde standardizasyon
eksikliğinden dolayı kompüterize otomatik sperm morfoloji
analiz yöntemleri geliştirilmiştir (ASMA: automated
sperm morphology analysis). Bunlar objektif, tekrar
edilebilir ve kantitativ sonuçlar vermekle birlikte,
henüz klinik değerleri kanıtlanmış değildir.
Sperm
fonksiyon testlerinin morfoloji sonucu ile korelasyonu
Hemizona
testi (HZA)
Teratozoospermik
erkeklerden alınan spermatozoalar kullanılarak IVF yapıldığında
spermin zona'ya bağlanması ve devamında fertilizasyonun
bozulabileceği bilinmektedir. Morfolojisi bozuk spermatozoaların
zona'ya bağlanmaları, normal morfolojili olanlarınkinden
daha farklı bir seviyede gerçekleşmektedir. HZA yapıldığında,
IVF ile fertilizasyon sağlananlarda zona'ya bağlanan
spermatozoa sayısı ortalama 36 iken, fertilizasyon olmayanlarda
bu sayı 10'da kalmaktadır. Her teratozoospermik erkekte,
zona'ya bağlanması gereken normal sayıyı sağlayabilmek
için gerekli bir eşik spermatozoa konsantrasyonu değeri
vardır. Zaten bu nedenle, şiddetli teratozoospermi olgularında
insemine edilecek spermatozoa sayısı 50 000 /ml'den
500 000/ml'ye çıkarılmakla, fertilizasyon oranının da
arttığı görülmüştür.
Günümüzde
spermatozoanın zona'ya bağlanma potansiyelini değerlendiren
2 test kullanılmaktadır: HZA ve kompetetiv intakt-zona
bağlanma testi (Oehninger, 1998). Her ikisi de invitro
fertilizasyonda anlamlı prediktif öneme sahiptir. Yani
sperm-zona bağlanma testleri (hemizona indeksi yada
sperm-zona bağlanma oranı olarak ifade edilirler) fertilizasyon
oranları ile anlamlı bir korelasyon göstermektedir.
Hatta bir çalışmada HZA'nin sperm morfolojisinden daha
fazla olarak fertilizasyon olan ve olmayan olguları
ayırd edici öneme sahip olduğunu ortaya koymuştur.
Akrozom
reaksiyonu
Akrozom
reaksiyonu, spermin plazma membranı ile dış akrozom
membranının füzyonu neticesi gerçekleşen ve bu sırada
akrozomal enzimlerin dışarıya çıktığı bir proçestir.
Sadece akrozom reaksiyonunu tamamlamış spermatozoa zona
pellusida'yı geçebilir. Kesin kriterler kullanılarak
değerlendirilen sperm morfolojisinde bozukluk oranı
arttıkça, spontan akrozom reaksiyonu oranı da düşmekte,
progesteron ile uyarılmış akrozom reaksiyonu da azalmaktadır.
İnsan
zona pellusidasına karşı spermatozoaların akrozom reaksiyonlarını
değerlendirmek üzere 29 denek üzerinde bir araştırma
yapılmış. Kesin kriterler ile değerlendirilen sperm
morfolojisinin akrozom reaksiyonu gelişmesi ile pozitif
ve yüksek oranda anlamlı korelasyon verdiği gözlenmiştir.
Morfolojide %4 eşik değerinin, zona pellusida ile uyarılmış
akrozom reaksiyonu gelişmesinde en yüksek prediktivite
değerine sahip olduğu bulundu. İlginç olanı spontan
ya da kalsiyum iyonofor ile uyarılmış akrozom reaksiyonlarının
sperm morfolojisi ile bir ilişki göstermemesi olmuştur.
Sonuç olarak, sperm morfolojisinin spermin spesifik
fonksiyonel özellikleri için bir markır olduğu ileri
sürülebilir. Ayrıca, morfoloji ile karşılaştırmada akrozom
reaksiyonu testleri yapılırken, zona pellusida ile uyarılmanın,
diğer yöntemlere göre daha üstün olduğu da anlaşılmaktadır.
Bir çalışmada
(Liu 1994) zona pellusida bulunan ortama konan ileri
derecede teratozoospermili hastaların spermatozoalarının,
yetersiz akrozom reaksiyonu yapabildikleri gösterilmiştir.
Bunlarda in vitro fertilizasyon şansları da haliyle
düşük olacaktır.
Kreatin
kinaz
Kreatin
kinaz sperm kalitesini gösteren bir hücresel markırdır.
Enerji transport faktörlerinin sentezinde anahtar rol
oynayan bir enzimdir. Konsantrasyonunun yüksek bulunması
spermin sitoplazmik ekstruzyonlarında bir defekte işaret
eder. Oligozoospermik semenler swim-up ile hazırlandıklarında,
kreatin kinaz konsantrasyonlarının hazırlama öncesi
değerlere göre anlamlı derecede düştüğü görülmektedir.
Oligozoospermik hastalara IVF yapılacağı zaman sperm
kreatin kinaz aktivitelerine bakılarak sonuçta fertilizasyonun
sağlanıp sağlanamıyacağı tahmin edilebilir. Ancak bu
testin klinik kullanımda rutine girebilmesi için daha
geniş çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır.
İmmünositokimyasal
yöntemler ile kreatin kinaz işaretlenerek gösterildiğinde,
immatür boyanma gösteren spermatozoaların oosite bağlanmalarının
bozuk olduğu anlaşılmıştır. Bu da morfolojisi düzgün
spermatozoaların morfolojisi bozuk olanlara göre oosite
bağlanma kapasitelerinin daha iyi olduğu yönündeki çalışmaları
destekler nitelikte bir gözlemdir. Ayrıca, kreatin kinaz,
lipid peroksidasyon ve anormal sperm morfolojisi arasında
anlamlı bir ilişkinin bulunduğu diğer çalışmalarda da
ortaya konmuştur.
Rolf (1998)
ise total kreatin kinaz aktivitesi ve kreatin izoenzim
dağılımı ile IVF sonuçları arasında bir ilişki bulunmadığını
bildirmiş olmakla birlikte, kreatin kinaz değerleri
ile sperm morfolojisi arasında anlamlı bir ilişki olduğuna
dikkat çekmiştir.
Buğday
(wheat) germ aglutinin (WGA) bağlanma
bölgeleri
Sperm
başı üzerinde gösterilen WGA reseptörleri, androlojik
tanısal araştırmalarda önemli bir keşif olmuştur. Spermatozoanın
ekvatoral segmentindeki bu reseptörler ile semen parametreleri
arasında, özellikle morfolojide, anlamlı bir ilişki
bulunmuştur (Gabriel, 1994).
Kötü
morfoloji ve nuklear DNA ilişkisi
Son yıllarda
bu konu üerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Sperm
morfolojisi, spermin zona pellusidaya bağlanması ve
invitro fertilizasyon sonuçları ile sperm nuklear normalliği
arasında anlamlı bir korelasyon bulunmaktadır. Invitro
fertilizasyonun sonucu üzerinde önceden tahmin ettirici
en önemli parametreler olarak zona pellusidaya bağlanan
spermatozoa sayısı, normal morfolojili spermatozoa yüzdesi
ve normal DNA taşıyan spermatozoa yüzdeleri gösterilmektedir.
Nuklear maturitenin Acridine Orange ile boyama yapılarak
gösterildiği olgularda, normal sperm morfolojisi ile
nuklear maturite arasında anlamlı bir ilişkinin bulunduğu
kanıtlanmıştır (Claassens, 1992). Ancak, sperm morfolojisinin
invitro fertilizasyonun sonucunu tahmin etmede Acridine
Orange testine göre çok daha üstün olduğu da bildirilmiştir.
Son bir çalışmada ise sperm morfolojisinin nuklear protein
maturasyonu hakkında fikir vermede anlamlı bir öneme
sahip olduğu ortaya konmuştur (Angelopoulos, 1998).
Aynı çalışmada Acridine Orange testinin IVF sonucunu
önceden tahmin ettirme konusunda anlamlı bir test olmadığı
da vurgulanmaktadır.
Bütün
bunlar değerlendirildiğinde, sperm morfolojisinin spermatozoanın
fonksiyonunu değerlendiren bir parametre olduğu kanısı
edinilmektedir. Kesin kriterlere dayanılarak morfoloji
analizi, yapılması, ucuz, basit bir yöntem olup günlük
klinik değerlendirmelerde hekime son derece yardımcıdır.
Dr. Kaan AYDOS
Kruger
TF; Hum Reprod, 5: 172-8, 1999'dan özetlenmiştir.
|