|
PROSTAT BÜYÜMESİ
Prof.Dr.
Kaan AYDOS
Prostat
hastalığı tanısı sık olarak konulmaktadır. "Prostatım
var" kavramı olarak genelde prostat büyümesi
anlaşılır. Ama 50 yaş altında belirti verebilecek bir
BPH son derece nadirdir. Oysa bir de "kronik prostatit"
tanısı var ki, birbirlerinden tamamen farklıdırlar.
Bu nedenle; 50 yaş altında erkeklerde "kronik
prostatit", 50 yaş üzerindekilerde ise "BPH
(beniğn prostat hiperplazisi)" tanısı düşünülmelidir.
BPH;
erkeklerde en sık rastlanılan iyi huylu tümördür.
Yaşla birlikte sıklığı ve rahatsızlığı da artar. 40-50
yaş arasında %20, 50-60 arasında %50 ve >80 olanların
%90'ında görülür. Prostat hemen mesanenin ağzında yer
alır. İçerisinden idrar kanalı (uretra) geçer. Büyüdüğü
zaman, içerisinden geçen idrar kanalını sıkarak daraltır.
Buda idrar akımını güçleştirir, mesane tam boşalamaz,
içerisinde idrar birikir. Başlangıçta hastalar ıkınarak
ya da mesanenin üzerine elleri ile bastırarak idrarlarını
yapabilirler. Ama ileri dönemlerinde artık mesane tam
boşalamaz, tuvaletten çıktıktan sonra tekrar idrar hissi
ile tuvalete geri dönülür. Dar yerden geçtiği için idrarın
çapı ve gücü azalmıştır. İdrar bittikten sonra damla
damla gelmeye devam eder. Zamanla mesanede biriken idrar
taşma tarzında, istemeden kaçmaya başlar. Mesanede biriken
idrar daha sonra geriye doğru basınç yaparak, böbreklerin
de bozulmasına yol açabilir, ve tedavi edilmezlerse
böbrek yetmezliği gelişebilir.
Nedeni;
hormonal uyarılardaki değişikliklerdir. Genetik
geçiş de önerilmektedir. Eğer birinci dereceden yakınlarından
biri 60 yaşının altındayken prostat nedeniyle ameliyat
edilmiş ise, bu şahısta da BPH görülme riski normalin
4 katı fazladır.
Genelde
50 yaşından sonra semptom vermeye başlar.
Belirtileri:
· İdrara
geç başlama
·İdrar
akımının gücünde azalma, idrarın ince çıkması. İdrar
uzağa atılamaz, hemen ayaklarının dibine akar.
· İdrar
bittikten sonra, hala idrar varmış gibi hissedilmesi
· Gece
ve gündüzleri sık sık idrara çıkma
· İdrar
yaparken zorlanma, idrar bitiminde damlama.
· Birden
idrar var hissi ile tuvalete koşulması
Tanı
konulması: Yukarıdaki yakınmaları olan bir erkekte
önce makattan parmakla muayene yapılır (rektal tuşe).
Burada prostatın ne kadar büyüdüğü ve kanser olup olmadığı
konusunda fikir edinilir. Aynı zamanda kanda PSA
tayini de yapılır. Tuşede şüphe edilmesi ya da PSA'nın
yüksek çıkması durumunda, kanser kanısıyla makattan
ultrasonografi yapılır ve birlikte biyopsi alınır.
Bunların dışında duruma göre böbreklerin ilaçlı filmi
(IVP) ve mesane boynunun gözle muayenesi (sistoskopi)
de istenilebilir.
Ancak
unutulmamalıdır ki, yukarıdaki belirtileri başka
hastalıklarda da görebiliriz. Örneğin idrar yollarının
darlığı, mesane taşı, prostat kanseri, idrar yolu iltihapları,
mesane sinirlerine air bozukluklar (nörojenik mesane)
bunlar arasında sayılabilir. Ama en korkulanı prostat
kanserinden ayırt edilmesidir. Bunun için 45 yaş
üzeri her erkekte mutlaka yılda bir kez rektal muayene
ve kanda PSA ölçümü yapılmalıdır. Çünkü, 40 yaş
altında bir erkekte prostat kanseri gelişme riski 1/10000;
40-60 arasında %1; 60-80 arasında ise %12 civarındadır.
Tedavi:
BPH'nın tedavisi cerrahi olarak prostatın çıkarılmasıdır.
Ama fazla belirti vermiyorsa ameliyat gerekmez. Ancak,
iki kez idrar tıkanıklığı gelişmiş ve katater ile boşaltılması
gerekmişse, idrar yollarında sık tekrarlayan iltihap
yapıyorsa, kanama yapıyorsa, taş ya da böbrek yetmezliği
gelişmesine neden olmuşsa, veya mesanenin yapısını bozmuşsa,
artık ameliyat şart duruma gelmiş demektir.
1. Eğer
prostat bir miktar büyümüş ama belirtileri hastayı rahatsız
etmiyorsa ve idrar yollarında bir bozukluk da yapmamışsa,
bir tedavi verilmeyebilir. Zamanla belirtiler tamamen
kaybolabilir.
2. Ama
belirtileri hastayı rahatsız edecek derecedeyse fakat
henüz idrar yollarını bozacak kadar da fazla büyümemişse,
alfa blokürler veya finasterid gibi ağızdan alınacak
ilaçlar denenebilir. En sık alfa blokürler grubundan
ilaçlar tercih edilmektedir. Bu ilaçların tansiyon düşüklüğü
ve meninin mesaneye geri kaçması (retrograd ejakulasyon)
gibi bazı yan etkileri görülebilir. Yeni jenerasyon
ilaçlarda bu etkiler oldukça nadirdir.
3. Eğer
prostat büyümesi idrar yollarına da zarar vermeye başlamışsa,
bu durumda ameliyatı gerekir. Daha az kullanılan başka
teknikler de mevcut olmakla birlikte, en çok tercih
edilen ameliyat yöntemleri şunlardır:
· Prostatın
açık cerrahi yöntem ile çıkarılması: Prostat çok
büyümüşse yapılır. Artık günümüzde açık prostat ameliyatlarına
gereksinim oldukça azalmıştır, çünkü erken tanı konulup,
diğer az travmatik yöntemler uygulanabilmektedir. Göbek
altından bir kesi ile girilir, mesane açılır ve parmakla
prostat çıkarıldıktan sonra, dokular dikilerek işlem
tamamlanır. Yaklaşık 6-9 gün idrar yollarında katater
bırakılır. Daha sonra katater çıkarılır ve cilt dikişleri
alınır. Bazen aşırı kanama görülebilir; nadir de olsa
idrar kaçırma, idrar yollarında darlık, iktidarsızlık
gibi yan etkileri vardır. Hastaların büyük kısmında
meninin mesaneye geri kaçması ortaya çıkar.
· Transuretral
prostat rezeksiyonu (TURP)/vaporizasyonu (buharlaştırılması):
En sık kullanılan tedavi yöntemidir. İdrar yolundan
(uretra) bir cihazla (rezektoskop) girilerek, dürbününden
prostat gözle görülür. Daha sonra elektrik akımı kullanılarak
prostat dokusu kesilerek çıkarılır. Tamamen temizlenene
kadar işlem devam eder. Yaklaşık 30-45 dakika sürer.
3-5 gün idrar yolunda katater tutulur. Dikiş yoktur.
Tecrübeli hekimlerce yapıldığında en etkili tedavidir.
Uzun yıllardır denendiği için, yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nadiren kanama, idrar kaçırma, idrar yollarında darlık,
TUR sendromu, iktidarsızlık ortaya çıkabilir. Hastaların
%75'inde meni geri kaçması gelişir.
· Lazer
tedavisi: Lazer enerjisi ile prostat dokusunun bir
çeşit yakılıp, ortadan kaldırılması. Bunun bir çeşidi
de "green-light; yeşil-ışık" adı verilen lazer
tekniğidir. Diğer yöntemlere göre kanama çok az görülür.
Daha kısa süreli katater takılması gerekir. Hastanede
kalış süresi 1-3 gündür. Ama büyük prostatlarda etkinliği
düşer. Genellikle küçük prostatlarda tercih edilir.
Henüz çok yaygınlaşmış değildir. Eğer tecrübeli hekimlerce
yapılırsa, yan etkileri oldukça azdır.
|