|
HİPOGONADOTROPİK
HİPOGONADİZİM
Erkek
infertilitesinde endokrin nedenler sıklıkla pretestiküler
nedenler olarak tanımlanır. Bu olgularda fertilitenin
bozulması ya hormon yetmezliğine ya da aşırı salgılanmasına
bağlıdır.
Hipofiz
Hastalıkları
Hipofiz
fonksiyonları hipofiz ameliyatları, infarktüs, tümör,
radyasyon ya da enfeksiyon hastalıklarından etkilenebilir.
Hipofizer hastalığın puberte öncesi dönemde başladığı
hastalarda, genellikle fertilite değerlendirmesinden
önce büyüme geriliği, gecikmiş puberte ya da adrenal
ve tiroid yetmezliği nedenleriyle tanı konulur.
Hipofiz
tümörü bulunan erişkin hastalarda önde gelen belirtiler
infertilite, erektil fonksiyon bozukluğu, görme alanı
bozuklukları ve şiddetli başağrısıdır. Hipofizer hastalığın
puberteden sonra başladığı hastalarda normal erkek sekonder
seks karakterleri genellikle mevcuttur. Konjenital hipofiz
hastalığı olan erkekler, birlikte adrenal yetmezliği
yoksa, ergenliğe girerler ve az miktarda düz pubik kıllanma
görülür.
Fizik
muayenede küçük, yumuşak testisler gösterilebilir. Bu,
tubüler ve peritubüler skleroz gelişmiş, testislerin
küçük ama sert olarak palpe edildiği primer testiküler
yetmezlikli olgulardaki durumun tersidir.
Hipofizer
hastalıklı çoğu erkekte tipik olarak plazma testosteron
seviyeleri düşük ya da alt sınıra yakın, gonadotropinler
ise düşük bulunur. Ancak, gonadotropinler için normal
değer, özellikle LH için, oldukça düşüktür. Bu nedenle,
serum testosteronunun çok düşük olduğu normal LH düzeyine
sahip olgular şüpheyle karşılanmalı ve hipofiz-gonad
aksının daha ileri incelemesi yapılmalıdır.
Normal
ya da düşük LH ile birlikte görülen sınırda serum testosteron
değeri normal de olabilir, çünkü testosteron pulsatil
salgılanır ve düşük görülen değeri aslında en alt değerini
ifade etmektedir. Diğer hipofizer hormonların ve endokrinolojik
fonksiyonların, adrenal ve tiroidin değerlendirilmesi
eğer klinik bulgular spesifik bir endokrinopatiyi düşündürüyorsa
yapılmalıdır.
İzole
Hipogonadotropik Hipogonadizim
Diğer
hipofiz fonksiyonlarının normal olduğu durumlarda gonadotropin
yetmezliği görülebilir. Bu durum Kallmann sendromu (anosmia
ile birlikte seyreden konjenital hipogonadotropik hipogonadizim)
ya da idiyopatik hipogonadotropik hipogonadizime bağlı
olarak ortaya çıkabilir. Kallmann sendromu genetik olarak
heterojen bir hastalık olup, X'e bağımlı, otozomal dominant
ya da otozomal resesif geçiş gösterir.
En yaygın
olanı, LH salgılatıcı hormon sekrete eden nöronların
medial bazal hipotalamusa göçünü yönlendirmekten sorumlu
olduğu düşünülen bir nöron adezyon molekülünü kodlayan
KAL1 genine haritalanmış, X'e bağımlı formdur. Hastalıkla
uyumlu olarak komplet ya da parsiyel anosmia bulunur.
İnmemiş testis ve jinekomasti sıktır, ve etkilenen erkeklerin
yaklaşık %50'sinde mikropenis görülür.
Esas hormonal
bozukluk, sekonder testiküler yetmezliğe neden olan
hipotalamustan GnRH sekresyonundaki yetersizliktir.
Kraniyofasiyal asimetri, yarık damak, tavşan dudak,
renk körlüğü, konjenital sğırlık ve böbrek anomalileri
gibi diğer konjenital multipl anomaliler ile birlikte
bulunabilir.
Pubertal
gelişimin gecikmesi sendromun esas bulgusudur ve hastanın
medikal değerlendirmeye başvurmasının en yaygın nedenidir.
İnmemiş testis ve mikropenis varsa, bazen çocukluk çağında
da tanı konabilir. Epifiz plaklarının androjen-bağımlı
kapanmasında gecikme olması nedeniyle, kol ve bacak
boyları vücut boyundan daha uzun olabilir. Ayrıca, testisler
prepubertal görünümde olup genellikle boyları 2 cm'den
daha küçüktür.
Puberte
öncesi erkeklerde Kallmann sendromunu seksüel maturasyon
gecikmesinden ayırt etmek zor olabilir. Ailede Kallmann
sendromu hikayesi bulunması ya da somatik orta hat defektleri
ve/veya anosmia varlığı, puberte öncesi tanıda yardımcı
olur. Pubertenini ilk belirtisi testislerin büyümesidir.
Eğer testis büyümüşse, hastada hipogonadotropik hipogonadizim
değil, gecikmiş puberte söz konusu demektir.
Gecikmiş
puberte bulunan normal erkelerde, sık kan örnekleri
alındığında pulsatil LH salınımının varlığı ortaya çıkar.
Kallmann sendromlu hastalarda böyle pulsatil salınım
görülmez. Böyle hastalarda GnRH stimülasyon testinde
gonadotropinlerde ya hiç yükselme olmaz ya da anlamsız
bir yükselme izlenir. Ama tekrarlayan GnRH enjeksiyonları
hipofizi çalıştırmaya başlatarak her iki gonadotropinde
de yükselmeyle sonuçlanır. Benzer yanıt şekli puberte
öncesi erkek çocuklarda da bulunur.
Son olarak,
5000 IU hCG'yi takiben, prepubertal ve pubertal çocuklarda
testosterondaki yükselme Kallmann sendromu bulunan hastalara
göre daha fazla artış gösterir. Testosteron ile androjen
replasmanı, Kallmann sendromlu genç erkeklerin virilizasyonu
için yeterli tedaviyi sağlar. Ancak, tedavide dışarıdan
androjen verilmesi intratestiküler testosteron üretimini
baskılar. Dolayısıyla, bu tedavi şekliyle spermatogenez
ve testiküler büyüme uyarılamaz. Önceden androjenlerle
tedavi verilmiş olması, daha sonra yapılacak gonadotropin
tedavisine yanıtı bozmaz.
Androjen
tedavisi en sık testosteron enanthate veya cypionate
şeklinde parenteral yolla uygulanır. İki hafta aralıklarla
IM 200 mg enjeksiyonlar, çoğu hastada virilizasyonun
tamamen gelişmesi için yeterli uyarıyı sağlar. Her ne
kadar fluoxymesterone ve 17-methyltestosterone şeklinde
oral androjenler de bulunmaktaysa da, bunların potensleri
daha düşüktür ve düzensiz emilimleri ve karaciğerde
metabolize olmaları nedeniyle daha sık olarak karaciğer
bozukluğuna yol açabilirler. Plazma transaminazları,
laktat dehidrogenaz ve bilirübinde yükselmeyle sonuçlanan
geçici intrahepatik kolestaz görülebilir. Cilde yapıştırılan
transdermal testosteron yamalarıyla tedavi etkin bir
alternatif olmakla beraber, maliyeti çok daha fazladır.
Ayrıca bazı yama çeşitleri ciddi dermatit riski taşırlar.
Yüzeyel jel kullanımıyla, bu risk anlamlı derecede azalmıştır.
Transdermal testosteron preparatlarının avantajı, iki
hafta aralıklarla yapılan depo enjeksiyonlardaki gibi
siklik yükselme-düşmeler yerine daha sabit bir serum
testosteron düzeyi sürdürülmesini sağlayabilmeleridir.
Spermatogenezin
başlatılması için gonadotropin tedavisi gerekir. Haftada
üç kez ciltaltı yolla 2000 IU verildiğinde, hCG kazanılmış
hipogonadotropik hipogonadizimli çoğu olguda spermatogenezi
başlatır. Ancak, konjenital hipogonadotropik hipogonadizim
bulunan hastalarda spermatogenezin tamamlanabilmesi
için genellikle FSH'nın da eklenmesi gerekir. FSH, her
ampülünüde 75 IU FSH ve 75 IU LH bulunan insan menopozal
gonadotropini (hMG) formunda verilebilir. hMG'ye alternatif,
pür FSH aktivitesine sahip rekombinan insan FSH'sıdır.
hCG tedavisinden 3-6 ay sonra başlanılan haftada üç
kez IM 37.5 IU (1/2 ampul) veya 75 IU (1 ampul) FSH,
genellikle spermatogenezin tamamlanmasıyla sonuçlanır.
Testislerin
FSH ve LH ile uyarılması, her ne kadar sonuçta volüm
normalin altında kalmaktaysa da, testislerde büyüme
sağlar. Semen motilite ve morfoloji değerleri oldukça
iyileşmekle beraber, genelde sperm sayısının 10 milyon/ml'nin
altında kaldığı oligospermi görülür. Sperm sayıları
20 milyon/ml'nin altında ve sıklıkla infertil olan idiyopatik
oligospermili hastaların aksine, hipogonadotropi hipogonadizim
tedavisi gören hastaların çoğu sperm yoğunlukları çok
düşük de olsa gebelik sağlayabilmektedirler.
Hipofiz
bezi sağlam hipogonadotropik hipogonadizimli hastalarda
gonadotropin tedavisine alternatif olarak, subkutan
enjeksiyonlar yoluyla ya da pulsatil infüzyon pompası
ile 90 dakika aralıklarla verilerek GnRH da kullanılmaktadır.
GnRH tedavisi sadece hipofiz bezi doğuştan sağlıklı
hastalarda etkili olur, çünkü GnRH sonuçta hipofiz bezinden
gonadotropin salgılanmasına dayanan bir tedavi yöntemidir.
Bu nedenle, hipofiz tümörleri, hipofiz ameliyatları
ya da travmalarının neden olduğu kazanılmış hipogonadotropik
hipogonadizimli hastalarda GnRH tedavisi kontrendikedir.
Çalışmalarda GnRH'un pulsatil infüzyonunun aralıklı
enjeksiyonlarına göre daha üstün olduğu gösterilmiştir.
Ama GnRH sürekli-infüzyon tedavisi ile gonadotropin
tedavisi direkt karşılaştırıldığı zaman, GnRH tedavisinin
yüksek maliyeti ve uygulama rahatsızlığını haklı çıkaracak
anlamlı bir fark gösterilememiştir. Daha önce testosteron
tedavisi yapılmış olması sonraki tedavi sonuçlarını
etkilemez, ve tedavi sonucunu belirleyen en önemli gösterge
testis volümüdür. Genellikle önce hCG ile tedaviye başlayıp,
sonra rekombinant insan FSH'sı eklenir. İnfüzyon pompa
tedavisini buna yeterli yanıt alınmayan hastalarda kullanılması
önerilir.
Fertil
Önük Sendrom
FSH seviyesi
normal olan bazı hastalarda nadir de olsa izole LH yetmezliği
görülmektedir. Bu erkeklerde değişik derecelerde önük
vücut yapısı, büyük testisler ve içerisinde çok az spermatozoa
taşıyan ejakulat volümünde azalma vardır. Plazma testosteron
ve LH seviyeleri düşük, ama FSH normal sınırlardadır.
Testis biyopsisi germinal epitel maturasyonunu gösterir.
Ancak, LH uyarısındaki yetmezlik nedeniyle, Leydig hücreleri
belirgin olmayabilir. hCG tedavisinden sonra serum testosteronunda
yükselme olması, böyle hastalarda Leydig fonksiyonunun
normal işlediğini dökümante eder. Minimal derecede spermatogenezi
desteklemeye yetecek kadar intratestiküler testosteron
üretilebilmektedir. Ama periferal androjen düzeyindeki
yetersizlik nedeniyle, virilizasyon gelişmemektedir.
İzole
Follikül-Stimüle edici Hormon Eksikliği
Bu nadir
hastalıkta testis volümleri, virilizasyon gelişimi,
LH ve testosteron seviyeleri normaldir. Ama FSH eksikliğinden
dolayı oligospermi ya da azoospermi ortaya çıkar. Böyle
olgularda hMG verilmesinin spermatogenezi etkin biçimde
uyardığı gösterilmiştir. Günümüzde tercih edilen tedavi
rekombinant insan FSH'sıdır.
Diğer
Konjenital Sendromlar
Prader-Willi
sendromu; obezite, kaslarda hipotoni, mental retardasyon,
el ve ayaklarda küçüklük, boy kısalığı ve hipogonadizim
içerir. Ailevi eğilim vardır. Prader-Willi sendromunun
lokusu kromozom 15q11-q13'de lokalizedir. Nedeni delesyon
ya da uniparental dizomidir. Tanıda PW71 DNA probu kullanılır.
Prader-Willi sendromlu hastalarda GnRH salgılanmasındaki
eksiklik nedeniyle LH ve FSH yetmezliği ortaya çıkar.
Tedavisi
Kallmann sendromundakine benzer. Böyle hastalarda çok
sayıda anomali bulunması nedeniyle, klinik olarak infertilite
sıklıkla bir problem oluşturmaz).
Benzer
tablo Laurence-Moon-Bardet-Biedl sendromunda
da bulunur. Bunlarda hipogonadotropik hipogonadizim,
retinitis pigmentoza, polidaktili ve hipomnezi görülür.
Hormonal
değerlendirim için daha geniş bilgi alabilirsiniz.
Hipogonadotropik
Hipogonadizim Tedavi
|