|
İMMÜNOLOJİK
İNFERTİLİTENİN TANISI
Antisperm antikor ve Hücresel immünitede
Kaan
AYDOS
Klinik
bulguları ve risk faktörleri
ASA'ya
bağlı infertilitenin patognomik bir klinik göstergesi
bulunmamakla birlikte, bazı durumlarda şüphelenilmelidir.
Obstrüksiyon, enfeksiyon ya da travma gibi bazı durumlarda
ASA gelişerek infertilite nedeni olabilir (Tablo 2).
Bu nedenle, orşit, epididimit, prostatit ya da obstrüksiyon
gibi faktörlerin kanıtlarını saptayabilmek amacıyla
dikkatli bir fizik muayene yapılmalıdır.
Vazektomi
Vaz veya seminal vezikül agenezi
İntratestiküler obstrüksiyon
Vazektomi onarımı
Orşit
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
Prostatit
Varikosel
İnmemiş testis
Travma
Torsiyon
Biyopsi
Genetik (HLA antijenleri)
Koit
Tablo
2. ASA oluşumu için klinik risk faktörleri.
Sperm
analizi sırasında görülen spermlerin kümelenmesi ya
da aglütinasyonuna ASA veya enfeksiyon neden olabilir.
Başka bir neden bulunamıyorsa spermin motilite bozukluğu
ASA'dan kaynaklanıyor olabilir (Jager 1987). Oysa sperm
sayısı ve viabilitesindeki bozukluklar genellikle ASA'dan
kaynaklanmaz. Semen analizinde görülen yuvarlak hücrelerin
imün yanıttan kaynaklanmış lökositler ya da immatür
germ hücreleri olup olmadığının ayrımı ise sadece özel
boyalarla yapılabilir. İmmünolojik infertilite olgularında
serum testosteron ve FSH, LH düzeyleri genelde normal
sınırlar içerisinde bulunur. Postkoital testte spermin
servikal mukusu penetre edememesi veya "shaking"
hareketi göstermesi ASA varlığını düşündürmelidir (Haas
1986). İzah edilemeyen infertilite olguları da ASA'dan
kaynaklanabilir. Aşağıdaki durumlarda ASA ölçümüne yönelik
testlerin yapılması önerilir:
1.
Semen analizinde spermlerin kümeleşmesi ya da aglütinasyonu
2. Yukarıdaki risk faktörlerinden biriyle birlikte sperm
motilitesinde bozukluk bulunması
3. Lökosit konsantrasyonunda artış
4. Sperm-servikal mukus kontakt testinde "shaking"
tarzında sperm hareketi gözlenmesi
5. Postkoital testte spermin servikal mukusu penetrasyonunda
bozukluk
6. Semen parametrelerinin normal olmasına karşın, izah
edilemeyen infertilite olguları
Antisperm
antikorların tayini
ASA'lar
serum, seminal plazma ya da sperm yüzeyine bağlı bulunabilirler.
Serumda bulunanlar, sperm yüzeyine bağlı olanlardan
daha az öneme sahiptirler. IgG ve IgA tipi antikorların
klinik önemi vardır. IgM sınıfı olanlar oldukça büyük
olup, sadece serumda bulunduklarından varlıkları spermi
etkilemez. IgG esasen lokal olarak üretilmekle birlikte,
kandan transsudasyon yoluyla da sperme ulaşabilir. Bunların
serumdaki miktarlarının ancak %1'inin seminal plazmaya
geçebildiği gösterilmiştir (Haas 1984). Serumda ölçülemese
bile sperme bağlı IgG'ler de gösterilebilir. IgA ise
sadece lokal olarak yapılır (Witkin 1981). Antijenlerin
sistemik inokülasyonu IgG yapımını başlatırlarken, lokal
sperm antijenleri IgA yapımını uyarırlar.
Antisperm
antikorlar serumda da ölçülebilmekle birlikte, fertilizasyon
bakımından araştırılıyorsa sadece semende ve sperm yüzeyine
bağlı antikorları ölçen ASA tayinleri önem taşır. Testlerde
IgG ve IgA sınıfı antikorlara bakılmalıdır. İdeal olanı
herhangi bir hazırlama işlemine maruz bırakılmamış motil
spermlerin yüzey antijenlerine bağlı antikorların tayin
edilmesidir. Fikse edilmiş ya da mekanik pulverizasyon
yapılmış spermlerde internal antijenler de dışarı çıkacaklarından
testin güvenilirliliği azalır.
ASA ölçümünde
çok sayıda metod tanımlanmış olmakla birlikte, her birinin
avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Jel-aglütinasyon
testi, slayd aglütinasyon testi (tray slide agglutination
test), ve Microtray aglütinasyon testleri spermatozoalarda
aglütinasyon oluşumunu sağlayan immünglobülin miktarının
eşik değerini tayin etmeye yönelik testlerdir (Bronson
1984; Meinertz 1992). Sperm immobilizasyon testi ise
kompleman varlığında spermatozoalardaki immobilizasyonu
oluşturan immünglobülin miktarını ölçer (Isojima 1989).
Koyun eritrositlerine bağlanmış immünglobulinler ile
sperm yüzeyine bağlanmış antisperm antikorlar arasındaki
reaksiyonu ölçen MAC (mixed antiglobulin reaction) testi
daha sonra yerini MAR testine bırakmıştır. İndirekt
immünfloresan ve ELISA yöntemleri ise daha az kullanılan
testlerdir (Dondero 1997). Güvenilir olmakla birlikte
sperm yüzeyine bağlanmış antikorların lokalizasyonları
hakkında bilgi vermeyen diğer iki test ise radiolabeled
antiglobulin testi ile flow sitometridir (Peters 1992).
Günümüzde
kullanılan iki test vardır: IBT (Immunobead test)
ve MAR (Mixed antiglobulin reaction test). Bu testlerin
yapılabilmesi için sperm sayımında ileri hareketli en
az 100 spermatozoanın bulunması gerekir. Ejakulatın
fazla visköz olması test sonuçlarını olumsuz etkileyebilir.
IBT ve MAR testi sonuçları her zaman korale olmayabilir.
IBT, sperm aglütinasyon ve immobilizasyon testleri ile
daha uyumlu sonuçlar vermektedir. Bu testlerin pozitif
bulunması halinde sperm-servikal mukus kontakt testi
ya da sperm-servikal mukus kapiller tüp testleri ile
serumda antikor titrasyonu testleri de tanıyı teyit
etmek için yapılabilir.
Immunobead
Test (IBT): IBT testi ile sperm yüzeyine yapışık
antikorlar saptanabilirler (Clarke 1985). Immunobead
partikülleri; tavşan anti-immünglobülünlerine bağlı
polyacrylamide taneciklerdir. Testin yapılışı için,
öncelikle ejakulat sperm yıkama mediumu ile karıştırılarak
santrifüj edilerek birkaç kez yıkanır. Daha sonra sperm
süspansiyonu immünobead süspansiyonu ile karıştırılır.
400 x büyütmede faz kontrast mikroskop altında incelenir.
Spermatozoa süspansiyon içinde yüzdükçe immunobead +
anti-immünglobulin partikülleri yüzeyinde antikor bulunan
spermlere yapışırlar. Yüzeyine immunobead bağlı sperm
oranı hesaplanır. Ayrı ayrı immunglobülinler kullanılarak,
IgG ve A için test tekrarlanır. Ancak, her üç grup antikoru
(IgG, IgA, IgM) total olarak saptamak amacıyla (total
B-hücre bağlanması) one-step test de geliştirilmiştir.
%20 veya
daha fazla motil spermatozoanın parçacıklara bağlanmış
olması durumunda test pozitif kabul edilir. Ancak, servikal
mukus içinde sperm penetrasyonu ve in vitro fertilizasyon
%50 veya daha fazla motil spermatozoanın antikor bağlı
olması durumunda anlamlı derecede bozulmaktadır. Bu
nedenle, immunobead testinin anlamlı olarak bozuk kabul
edilmesi için en az %50 spermatozoanın antikor tutulumu
göstermesi gerekir. Sperm kuyruğuna bağlı antikorların
fertilizasyon üzerine olumsuz etkileri bulunmamaktadır.
Mixed
antiglobulin reaction test (MAR test): Taze spermin
immünglobülin bağlanmış latex partikülleri yada koyun
eritrositleri ile karıştırılmasıyla yapılır (Helmerhorst
2000). Bu karışıma ayrıca monospesifik anti immünglobülin
(IgG veya IgA) eklenir. Partiküller ile motil spermatozoaların
aglütinasyon oluşturması durumunda test pozitif kabul
edilir. %50 veya daha fazla motil spermatozoanın partiküllere
bağlanmış olması, immünolojik infertilite tanısı koydurur.
%10 ile %50 arasındaki bağlanmalar şüpheli immünolojik
etyoloji olarak kabul edilir.
Hücresel
immüniteyi ölçen testler
İmmünolojik
infertilitede hücresel immün sistemin rolü tam aydınlatılmamış
olmakla birlikte çok önemlidir. İmmün sistemin kompleks
oluşundan dolayı sperme karşı hücresel immüniteyi kantitatif
olarak ölçecek testlerin geliştirilmesi güçlük göstermektedir.
Sperme karşı gecikmiş tip hipersensitiviteyi ölçmek
üzere lökosit migrasyon inhibisyon (LMIF) testi tanımlanmıştır
(Dimitrov 1994). Normal semen parametrelerine sahip
erkeklerin hiç birisinde LMIF sonucu patolojik gelmezken,
astenozoospermik erkeklerin %53'ünde ve oligoastenozoospermik
erkeklerin %25'inde LMIF sonuçları anormal bulunmuştur.
Bu amaçla
kullanılmak üzere tanımlanan bir diğer test ise lenfosit
proliferasyon testidir (Focacci 1997). Vazektomize
erkeklerin %61'inde, fertil erkeklerin ise sadece %40'ında
hücresel immün yanıtın gelişmiş olduğu ortaya konmuştur.
Oysa hücresel immün yanıt ile antisperm antikorların
bulunup bulunmaması arasında anlamlı bir ilişki gösterilmemiştir.
Sonuçta, lenfosit proliferasyon testi immünolojik infertilite
tanısında anlamlı bulunmamakla birlikte, hücresel immün
sistemin spermatozoayı tanıması sıklığının sık ortaya
çıkan bir faktör olduğunu ortaya çıkarması bakımından
önemli bulunmuştur.
Otoimmün
infertilitede hücresel immün yanıtın kantitatif değerlendirimi
üzerine başka çalışmalar da bildirilmiştir. Eksperimental
allerjik orşit oluşturulduktan sonra germ hücreleri
ile lenfositler inkübe edildiğinde, interlökin-2 ve
interferon-gama sitokinlerinde kontrolle karşılaştırıldığında
anlamlı yükselme görülmektedir (Turek 1998). Hücresel
immünitede esas olan hücresel yanıtın TH1 veya inflamasyon
olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmalar, immünolojik infertilitede
hücresel immünite aktivitesini değerlendirmede immün
hücrelerin ürünlerinin ölçümünün faydalı olabileceğini
düşündürmektedir.
KAYNAKLAR
|