|
İLERİ
YAŞ ANNE-BABALARDA ÇOCUĞA AİT PROBLEMLER
Bu konu
üzerinde yapılan çalışmalarda maternal ve paternal yaşlanmanın
çocuğu değişik mekanizmalarla etkilediği gösterilmiştir.
Geciken annelikte obstetrik komplikasyon olasılığı artmakta,
yenidoğan ve ileriki hayatta morbidite ve mortalite
riskini arttıran fetal ve perinatal problemlere neden
olmaktadır. Ayrıca maternal yaşlanma ile erkek/dişi
infertilite oranı düşmekte, trizomi oranı ve mitokondrial
DNA bozukluklarında artış görülmektedir. Geciken babalıkta
ise yeni kalıtılabilir mutasyonlar ile doğan çocuklarda
risk artışı mevcuttur.
İleri
yaştaki ebeveynlerin çocuklarında görülen bozuklukların
nedenleri şöyle sıralanabilir; (i) orta yaşlı kadınların
oositleri yüksek oranda oksidatif strese maruz kalmakta
çünkü mitokondrileri fazla miktarda reaktif oksijen
türleri üretmektedir, (ii) diploten oositlerde ve metafaz
1-2'deki oositlerdeki maternal, yaştan bağımsız etkili
DNA onarım mekanizması mevcuttur; (iii) gelecek nesillere
mitokondri aktarılması matrilineal bir çizgi şeklinde
olmaktadır. Dahası, (i) yaşlı erkeklerde seminal plazma
ve spermatozoondaki antioksidan enzimler azalmakta ve
bu yüzden genç erkeklere oranla spermatozoonlar mutasyonlara
daha yatkın olmaktadırlar , (ii) geç spermatidler, immatür
ve matür spermatozoonlarda DNA onarım sistemi bulunmaktadır.
Günümüz
koşulları kadınların ilk hamileliğini otuzlu yaşların
ortalarına ve daha geç yaşlara kaydırmaktadır. Buna
"modus vivendi" yani uzamış öğrenim süresi ve iş bulma
problemleri sebep olmaktadır. Her ne kadar bazı yazarlarca
gecikmiş anneliğin fazla abartıldığı söylenilse de,
geciken annelik, sadece infertilite ve obstetrik problemlerle
(hipertansiyon, toxemi, gestasyonel DM, membranların
erken rüptürü, geç gebelik kanamaları, sezaryen ile
doğum, maternal mortalite...) ilişkili olmayıp aynı
zamanda fetal ve paternal problemlerle de.
Geciken
annelikte, prematürite ve dismatürite oranlarında artış
izlenmektedir. Ancak düşük doğum ağırlığı ile ilgili
diğer risk faktörleri göz önüne alındığında genç ve
ileri yaş kadınlarda doğum oranı ve mortalite arasında
belirgin fark olmadığı görülmektedir. Daha önceki çalışmalar
ileri yaş annelerde gebelikte yüksek östrojen seviyesinin,
yenidoğanda meme ve testis kanseri riskini arttırdığını
göstermişti. Ancak, yeni çalışmalar bu ilginin çok zayıf
olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Maternal
yaşlılık ile spefik non-sitogenetik konjenital malformasyonlar
(spina bifida, yarık damak, sindaktili, ekstremite anomalileri,
erkek genitoüriner trakt malformasyonları...) arasındaki
ilişki tartışmalı bir konudur. Maternal yaşlanma non-sitogenetik
konjenital malformasyonları indirekt olarak arttırabilir;
şöyle ki; ileri yaştaki gebelerde diabet oranı artmakta,
konsepsiyonel siklusun folliküler fazı uzamaktadır.
Ancak non-sitogenetik konjenital malformasyonlar yaş
bağımsız faktörlere (teratojenik ajanlar, fetal alkol
sendromu, maternal viral enfeksiyon...) bağlı gelişme
olasılığı vardır.
Maternal
yaşlılık ile ilgili bir başka konu çocuklarda nörolojik
bozukluklardır. İleri yaştaki doğumlarda; cerebral palsi,
otizm, epilepsi, disleksi, psikotik bozukluklar, minor
gelişimsel bozukluklar arasında artan bir risk ilişkisi
bildirilmiştir. Ancak bu çalışmalarda kontrol grubu
bulunmamaktadır. Vak'a kontrollu çalışmalarda ileri
anne yaşı ile otizm/psikotik bozukluk arasında bir ilişki
tesbit edilmemiştir. Dahası anne yaşına bağlı epilepsinin
nedeni belki de gebelik toksemisi ya da düşük ya da
yüksek doğum ağırlığıdır.
Maternal
Yaş Bağımlı DNA Hastalıkların Aktarımı
İleri
yaştaki postmenepozal kadınların oositlerinde/overlerinde
gençlere göre artmış oranda mitokondrial DNA da delesyon
(ATP ase 8 ve Nd 5 genleri arasında 4977 baz çifti kayıp)
gösterilmiştir. Orta yaşlı kadınlarda preovulatuvar
oositlerde mitokondrial dansitede, volumde ve alanında
artış mevcut olup bunlar oksidatif fosforilasyon kapasitesindeki
değişiklere işaret etmektedirler. Mitokondrilerin gördüğü
bu hasar, defektif mitokondrinin gelecek kuşağa aktarılmasına
mitokondrial DNA hastalıklarının fenotipik expresyonuna,
çocukların üreme potansiyellerinin azalmasına neden
olabilmektedir. Paternal kalıtımlı mitokondrial DNA
mutasyonu hiç bildirilmemiştir; zigotik mitokondrial
DNA'da maternal/paternal oranı 1000:1'dir.
Fazla
miktarda defektif maternal mitokondri kalıtımı çocuklarda
over/testis oluşturan dokularda infertiliteye yol açabilmektedir.
Kesin olmamakla birlikte ileri anne yaşının yol açtığı
mitokondrial DNA mutasyonlarındaki artış erkek çocukların
spermatozoonlarında azalmış motilite ve fertiliteye
neden olduğu ileri sürülmektedir. Ayrıca mitokondrilerin
konsepsiyon öncesi uzun bir süre endojen/exojen mutajen
ajanlara maruz kalması ve pre-menapozal yıllarda endokrin
düzensizliklerle karşılaşması mutasyonların artışına
sebep olmaktadır. 40 yaş üzerindeki annelerin oğullarında
astenozoospermiye bağlı infertilitede artış ve kızlarında
menstrüel düzensizliklerde artış geliştiği bildirilmiştir.
İleri
yaştaki annelerin kızlarının trizomik çocuk doğurma
riskinde artış mevcuttur. Down sendromlu çocukların
annelerinin ileri yaşta doğum yaptıklarına dair bir
çalışma mevcuttur. Bir başka çalışmada 30 yaş altında
Down sendromlu çocuk doğuran kadınların annelerinin
ileri yaşta doğum yaptığı ancak 30 yaş üstünde Down
sendromlu çocuğu olan kadınların annelerinde ise belirgin
bir yüksek yaşta doğum hikayesi bulunmadığı gösterilmiştir.
Bu sonuçlar konsepsiyon sırasında kromozomal segregasyon
üzerinde maternal ve grandmaternal yaşlılığın bağımsız
etkileri olmasıyla açıklanabilir.
Avrupanın
aristokrat ailelerinde yapılan çalışmada maternal ve
paternal yaşlılığın oğulların yaşam sürelerini etkilemediği
ancak kızların yaşam sürelerini kısalttığı gösterilmiştir.
Bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkmıştır ki; (i) 50-59
yaşındaki babaların kızları 20-29 yaş babaların kızlarına
göre 4.4 yıl kısadır ve (ii) 40 yaş üstü annelerin kızları
40 yaş altı annelerin kızlarına göre 3.6 yıl kısadır.
Anne yaşının oğlanların yaşam süresine etkisinin olmaması
embryo/fetal dönemde kuvvetli "rejeksiyon"a bağlanmıştır.
SPONTAN
MUTASYON VE PATERNAL YAŞ
İleri
paternal yaş, çocuklarda yeni kalıtılabilir mutasyon
bozukluklarına neden olmaktadır. Sendromların üçte ikisinde
paternal yaş ile artan mutasyon oranları mevcuttur.
Mutasyonlar çoğunlukla nokta mutasyonu şeklindedir.
Günümüzde
"modern obstetrik bakım" altında, ileri yaşta doğum
yapan kadınlarda az miktarda obstetrik fetal ve neonatal
risk mevcuttur. Ek olarak orta yaşta anneler değişik
miktarlarda mutant mitokondrial DNA aktarmakta ve bu
DNA'lar diğer kuşaklara da iletilmektedir. Trizomi insidansı
preimplantasyon ve prenatal diagnostik testlerle kontrol
edilebilir. Son olarak paternal yaşlılığın nükleer DNA'da
mutasyonel etkileri sadece ellili ve daha ileri yaşlarda
izlenmektedir.
Tarin
JJ, Brines J, Cano A; Hum Reprod, 13: 2371-6, 1998'den
Özetleyen: Uz.Dr. Cem DEMİREL
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
İnfertilite Teşhis ve Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi
|