|
İNFERTİLİTE
TANI VE TEDAVİSİNDE GÜNCEL ANDROLOJİ
Üremeye
yardımcı teknikler (ÜYT) ünitesinde bir androloji
uzmanının özellik gösteren görevleri aşağıda yazılmıştır:
a)
İnfertil Erkekte Tedavi Alternatiflerinin Değerlendirilmesi
ve ÜYT'lerin Kullanılmasına Karar Verilmesi: İnfertilite
nedeniyle tetkik edilen çiftlerde ÜYT'in kullanılmasına
karar verilmesinde erkek faktörünü düzeltebilecek ve
fizyolojik yollardan gebeliği sağlayabileceği şartları
kazandıracak her türlü diğer tedavi alternatifleri gözden
geçirilmelidir.
Daha önce
azoospermi nedeniyle takip edilirken TESE - ICSI uygulanmasına
karar verilmiş bazı erkekler transrektal ultrasonografi
(TRUS) ile değerlendirildiğinde ejakulatör kanallara
bası yapan ve azoospermiye neden olan bir orta hat kistine
rastlanılabilir. Kistin USG eşliğinde transrektal yolla
boşaltılması sperm parametrelerini normale döndürerek
spontan gebelik şansı elde edilebilir. Daha önce belirtildiği
gibi Yamamoto, IVF-ET yapılan ve başarısız olunan 13
olguda daha sonra varikosel operasyonu yapılmasını takiben
IVF-ET tekrar denendiğinde %31'inde gebelik elde edildiğini
bildirmiştir (2). Azoospermi ya da ileri derecede OAT
bulunan erkeklerde eğer obstrüktif bir etyoloji teşhis
edilebilirse, bunlara mikrocerrahi yöntemle vazoepididimostomi
yapılmasını takiben %43'e varan oranlarda spontan gebelik
sağlanabilmektedir (5). Torok, plasebo kontrollü 27
infertil erkeğin tedavi edildiği bir çalışmasında, 3
ay süreyle günde 20 mg Tamoxifen kullanmış ve seminal
parametrelerinde anlamlı düzelme, %33 oranındada gebelik
bildirmiştir (6). Plasebo kontrollü ve randomize beş
çalışmanın meta-analiz sonuçlarını bildiren bir başka
çalışmada ise, oral kallikrein kullanımının gebelik
oranlarını anlamlı derecede artırdığı gösterilmiştir
(7). Astenozoospermik infertil 51 erkekte de serbest
oksijen radikallerinin araştırılmasını takiben, oral
vitamin-E kullanımının spermatozoada malondialdehyde
düzeyini anlamlı derecede düşürerek zararlı antioksidan
etkiyi azalttığı ve neticede plasebo alan olgularda
%0 olmasına karşın, tedavi gören hastalarda %21 oranında
spontan gebelik elde edildiği gözlenmiştir (8).
Bütün
bu sonuçlar, erkek faktörünün detaylı bir değerlendirime
tabi tutulduğunda ya da belirli bir süre tedaviye alındıklarında,
bazı infertilite olgularında ÜYT'e gerek kalmadan spontan
gebeliğin elde edilebileceğini, bu şekilde gereksiz
yere kadının hormonal veya girişimsel manipülasyonlarına
gerek kalmayacağını , ayrıca ekonomik yönden de koruyucu
olunabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. O halde,
infertil çiftlerde ÜYT kararı verilirken tam bir androlojik
değerlendirim'e gereksinim vardır. Ancak bütün tetkikler
yapılıp başka tedavi seçeneği kalmadığı anlaşıldıktan
ve belgelendikten sonra tedaviye geçilmesi uygun olur.
b)
ÜYT Uygulanacak Çiftlerde Erkeğin Muayene Edilmesi ile
Hayatı Tehdit Eden Hastalıkların Saptanması: Çeşitli
hastalıklar erkekte spermatogenez ya da ejakulasyon
ve penil ereksiyonu bozarak infertiliteye yol açabilirler.
Bir çok sistemik hastalığın spermatogenez üzerine doğrudan
zararlı etkisi olduğu bilinmektedir. Her ne kadar infertilite,
ciddi hastalığı olan erkeklerde fazla önemsenen bir
faktör değilse de, bazı hastalıkların ilk belirtisi
üreme fonksiyonlarında bozulma olabilir. Burada infertil
erkeği muayene eden hekimin bu hastalıklar konusunda
yeterli bilgiye sahip olması, en azından şüphelenerek
gerekli muayene ve tetkikleri yapması gerekir.
İnfertilite
ile birlikte seyreden hastalıklar genel olarak 3 grupta
toplanabilir (9).
1)
Endokrin bozukluklar: Üreme fonksiyonlarının
ve cinsel fonksiyonların normal olarak devam edebilmesi
sağlam bir hipotalamus - hipofiz - testis aksının varlığına
bağlıdır. Hormon salgılayan tümörlerin bu aks üzerine
ters etkileri ya da nonfonksiyonel tümörlerin yaptıkları
basılar neticesinde üreme fonksiyonları bozulabilir.
Hiperprolaktineminin ise, tümörün hipofizde LH ve FSH
salgılayan hücreler üzerine direk bası yaparak ya da
hipotalamustan GnRH salgılanmasını inhibe ederek veya
periferik hedef androjen dokularını etkileyerek fertiliteyi
engellemesi mümkündür. Aşırı androjen salgılayan hastalıklarda
da hipofiz - hipotalamus üzerine artmış feed-back etkiyle
gonadal fonksiyonlar bozulabilmektedir (Tablo 1).
Hipofiz
tümörleri
SSS
tümörleri
Adrenal
karsinom
Konjenital
adrenal hiperplazi
Leydig
hücreli tümör
Klinefelter
sendromu
Androjen
dirençli hastalıklar
Kalmann
sendromu
Tablo
1. Endokrin sistemi etkileyerek infertilite ile
birlikte seyredebilen medikal hastalıklar.
2)
Spermatogenez bozukluğu ile birlikte seyreden hastalıklar:
Spermatogenez, haploid genotipte germinal hücrelerin
yapıldığı, mitoz ve mayoz bölünmelerin birlikte seyrettiği
kompleks bir proçestir. Bu işlem sağlam bir nöroendokrin
etkileşimi gerektirir. Ayrıca, yeterli nutrisyonel bir
ortamın sağlanmış olması ve vücut ısısından daha düşük
bir ısı da şarttır. Bu proçes bir çok medikal hastalık
ya da anomali neticesi bozulabilir ve infertilite ortaya
çıkabilir.
Testislerin
maliğn tümörlerine infertil hasta grubunda daha sık
rastlanılabilmektedir. Ayrıca, testis kanserli çoğu
erkekte tedaviye başlamadan önce sıklıkla fertilite
de bozulmuştur. İnmemiş testis olgularında gerek infertilite
gerekse testis tümörü gelişme sıklığı normalden oldukça
fazladır. Tek taraflı inmemiş testis bulunan olguların
%30'unda infertilite bulunması bu patolojinin bilateral
etkisini vurgular niteliktedir. Genel populasyonda %10-20
oranında rastlanılan varikoselin sıklığı infertil erkekler
arasında %30-40'a çıkmaktadır. Testis tümörü ve inmemiş
testis olgularında da rastlanıldığı gibi, tek taraflı
varikoselin bilateral testis fonksiyonlarında bozulma
yapması mümkündür. Sağ tarafta ortaya çıkan bir varikosel
hekimi testiküler venöz dönüşü engelleyen bir retroperitoneal
hastalık konusunda uyarmalıdır. Özellikle retroperitoneal
lenfoma ve sarkomlar ile büyük böbrek kanserleri ilk
akla gelmelidir. Kartagener sendromu gibi sistemik bir
hastalığın varlığı da spermatogenezi bozmuş olabilir.
Spermatozoanın flagellumu ile solunum yollarındaki flagellaların
mikrotubuli yapıları birbirleriyle aynıdır. Bu nedenle,
total sperm motilite bozukluğu olgularında bu patoloji
de akla gelmelidir (tablo 2).
Testis
tümörleri
Retroperitoneal
tümörler (varikosel yaparak)
İnmemiş
testis
Kartagener
sendromu
Tablo
2. Spermatogenezi etkileyen medikal hastalıklar.
3)
Ejakulasyon bozuklukları: Nöromuskuler bir işlev
olan ejakulasyon, aynı zamanda sağlam bir sperm taşıyıcı
kanal sisteminin varlığını da gerektirir. Bu işlem otonom
sempatik sinir sistemi (T10-L2) ve somatik sinir sistemi
(S2-4) sayesinde işler. Bunlarda bozukluk yapan anatomik
defektler ile otonom ve somatik sinir sistemi bozuklukları
infertilite nedeni olabilirler (tablo 3).
Diyabet
mellitus
Multiple
skleroz
Spinal
kord travmaları
Retroperitoneal
operasyonlar
Nörotoksik
ilaçlar
Vaz
agenezi ile birlikte olan kistik fibrozis
Young
sendromu
Genitoüriner
anomaliler
Tablo
3. Ejakulasyonu etkileyen medikal hastalıklar.
Yukarıda
sayılan hastalıklar infertil erkeklerde nadir görülmekle
birlikte ortaya çıktıkları zaman hayati önem taşımaktadırlar.
Özellikle erken tanı konularak tedaviye gidilmeleri
şahıs için bir şanstır. Günümüzde ÜYT'deki ilerlemeler
infertil erkeğin araştırılmasında çoğu kez yeterli bir
muayenenin yapılmasının ihmal edilmesine neden olmuştur.
Tecrübesiz hekimler ya da konunun uzmanı olmayanlarca
hastanın değerlendirilmesi, bu hastalıkların gözden
kaçması ve tanıda gecikmelerle sonuçlanabilir. Buda
bize tek başına bir spermiyogram ile hastanın takip
edilmesi durumunda, eşlik eden ve hayati tehlikeye sahip
olabilecek önemli hastalıkların teşhis edilemiyeceğini
göstermektedir. Bu nedenle erkek faktörü infertilite
ile baş vuran bütün erkekler bir üro- androloji uzmanı
tarafından komple değerlendirimden geçirilmelidir.
c)
ÜYT Uygulanacak İnfertil Çiftlerde Erkeğin Hazırlanması:
1992
yılında ICSI'nin kullanıma girmesiyle birlikte, erkek
infertilitesinin tedavisinde de yeni bir dönem başlamış
oldu. Daha önce çocuk sahibi olamayan çiftlerin önemli
bir kısmında sağlıklı gebelikler başarılabilir hale
gelmiştir. Eğer spesifik tedaviler ile başarılı olunamamış
ise, ICSI faydalı bir alternatif olarak düşünülmektedir.
Bununla birlikte ICSI beraberinde genetik risk faktörlerini
de gündeme getirmiştir.
Şiddetli
oligozoospermi ve azoospermili erkeklerin önemli bir
kısmında neden genetik temele dayanmaktadır. Sıklıkla
3 çeşit genetik bozukluk erkekte infertilite
nedeni olabilir: konjenital bilateral vaz deferens agenezine
(CBAV) yol açan kistik fibrozis transmembran regülatör
(CFTR) gen mutasyonları, Y- kromozom mikrodelesyonları,
ve Klinefelter sendromu gibi karyotip bozukluklar. CBAV'li
erkeklerin %80'inde CFTR geninde mutasyona uğramış en
az bir allel bulunur. ÜYT'e geçmeden önce hem erkek
hem de kadında kistik fibrozis için mutasyona uğramış
genlerin araştırılması şarttır. CBAV'li erkeklerin %20'sinde
ise CFTR mutasyonu bulunamaz ve bunlar ya tanımlanamamış
mutasyonlara sahiptirler ya da farklı bir etyoloji söz
konusudur.
Azoospermik
erkeklerin %16'sında kromozom anomalileri söz konusu
olup, bunun da %13'ünü Klinefelter sendromu oluşturur.
Oligozoospermili erkeklerde ise karyotip anomalileri
görülme sıklığı %5-6 arasında olup, çoğu otozomal Robertsonian
ve resiprokal translokasyonlardır. Somatik karyotip
normal bulunmuş olsa bile, hasta yüksek oranda anöploidi
taşıyan spermatozoa çıkarabilir. Yapılan çalışmalar,
TESE ile elde edilen spermlerde ve şiddetli oligoastenoteratozoospermi
olgularında anöploidi ve diploidi oranlarının normallerden
yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Böyle spermler kullanılarak
yapılan ICSI uygulamaları sonucu doğacak çocuklarda
anöploidik doğum riski her zaman akılda tutulmalıdır.
Y
kromozom delesyonuna azoospermi olgularının %10-20'sinde,
şiddetli oligozoospermilerin ise %5-6'sında rastlanılmaktadır.
Bu defektin ICSI ile erkek çocuğa da geçme riski söz
konusudur.
Spermatogenezde
androjenler, özellikle testosteron esastır. Androjenlerin
fonksiyonları androjen reseptörleri tarafından idare
edilir. Androjen reseptör geninin 1 numaralı eksonu
üzerinde iki tane son derece polimorfik CAG ve GGN mikrosatellit
dizeleri bulunur. Kennedy hastalıklı erkeklerde CAG
dizesinin tekrar sayısı 40'ı aşmakta olup, neticede
androjen reseptör mutasyonu ortaya çıkar. Kennedy
hastalığı ise X'e bağımlı bir tür spinobulber musküler
atrofi durumudur. İnfertil erkeklerde CAG tekrar sayısı
ile sperm sayısı arasında bir ilişkinin bulunabileceği
ileri sürülmüş olmakla birlikte aksi veriler de mevcuttur.
Her ne olursa olsun, bazı trinukleotid dizelerinin uzaması
nöromusküler hastalık, spino-bulber musküler atrofi
veya Kennedy hastalığı için risk getirmektedirler. Androjen
reseptör geni Xq11-12 numaralı X kromozomu üzerinde
bulunduğundan, CAG trinukleotid tekrar dizelerinin Kennedy
hastalığını ICSI sonrasında ileri nesillere geçirme
riski bildirilmiştir (63). Bu konunun araştırılarak
ailelere bildirilmesi önem gösterir.
İşte bütün
bu nedenler göz önüne alındığında, üremeye yardımcı
teknikler uygulanacak çiftlerde androlog tarafından
erkeğe ait risklerin aileye izah edilmesi ve gerekli
testlerin yapılması son derece önemlidir. Aksi takdirde
gerek tıbbi gerekse legal bazı sorunlarla karşılaşılabilir.
1-2-3-4-5-6
|