|
İNFERTİLİTE
TANI VE TEDAVİSİNDE GÜNCEL ANDROLOJİ
Kaan AYDOS
İnfertil
çiftler arasında erkek faktörü, olguların yaklaşık olarak
%50'sinde sorumlu tutulmaktadır (1). Özellikle son yıllarda
moleküler biyoloji alanında kaydedilen ilerlemeler,
daha önce klasik sperm analizi ile normal bulunmasına
rağmen, infertilite nedeni olabilecek ya da en azından
fertilizasyon bozukluğuna katkıda bulunabilecek başka
faktörlerin de mevcut olabileceğini ortaya koymuştur.
Örneğin sperm DNA kırıkları bu konuda üzerinde en çok
çalışılan patoloji durumundadır. Sigara, çevresel toksikler,
oksidatif stres gibi sık karşılaşılan bir çok faktör
DNA hasarından sorumlu tutulmuşlardır. Diğer yandan,
spermin kapasitasyonunda membrandan kolesterolün uzaklaştırılmasının
önemi anlaşıldıkça, kolesterol bağlayıcı albuminin sperm
hazırlama solüsyonlarındaki konsantrasyonu da in vitro
fertilizasyon (IVF) ve intrauterin inseminasyon (IUI)
uygulamalarında önem kazanmıştır. Serum testosteron/östradiol
oranında dengesizlikle karakterize bir endokrinopati
de son zamanlarda ayrı bir etyolojik neden olarak önerilmektedir.
Bütün
bu ve benzer nedenler ile, gerek spontan gebelik beklenmesinde
gerekse üremeye yardımcı tekniklerin kullanılacağı infertilite
tedavisinde erkeğin tetkiki ve değerlendirilmesi
bir gereksinim haline gelmektedir. İnfertilite nedeniyle
başvuran çiftlerin ilk arzusu fizyolojik yoldan çocuk
sahibi olabilmeleridir. Erkekte tedaviyi takiben fizyolojik
yoldan eşlerinde gebeliğin sağlanabileceği birçok düzeltilebilir
faktör bulunmaktadır: enfeksiyon, antisperm antikor
varlığı, inflamasyon, ereksiyon ve ejakulasyon bozuklukları,
penisin anatomik defektleri, parsiyel ya da komplet
obstrüktif nedenler, varikosel, skrotal patolojiler,
hormonal bozukluklar, koruyucu amaçla inmemiş testisin
düzeltilmesi, çevresel faktörler, toksik madde kullanımı
bunlar arasında sayılabilir. Bunların tedavisi ancak
konunun uzmanı androloglar tarafından yapılabilir. Yine
de, olguların önemli bir kısmında fizyolojik yollardan
çiftin çocuk sahibi olması mümkün olamamaktadır. O zaman
üremeye yardımcı tekniklerin (ÜYT) kullanılması
gerekir. Günümüzde ÜYT'in kullanılması ile erkek faktörü
infertilite olgularında sorun yüksek oranda çözümlenebilmektedir.
ÜYT, erkek infertilitesinde önemli bir yer oluşturmaktadır.
Son yıllarda yapılan çalışmalar göstermiştir ki, in
vitro şartlarda fertilitenin sağlanmasında germ hücrelerinin
oluşum ve maturasyon evrelerinde yapılacak iyileştirmeler,
başarıyı önemli ölçüde artıracaktır. Sperm membran yapısındaki
ultrastrüktürel defektlere neden olabilecek faktörlerin
tedavi edilmeleri (örneğin varikoselin tedavisi ya da
oksidatif stresin eliminasyonu) ÜYT'de sperm-oosit etkileşiminde
başarı oranlarını belirgin derecede yükseltebilir. O
nedenle, tek başına gametin tedavi edilmesinin yanısıra,
gametlerin in vivo tedavilerinin de sağlanması son derece
önem kazanmaktadır.
ÜYT'de
son yıllarda kaydedilen çarpıcı ilerlemeler ortaya koymuştur
ki, in vitro fertilizasyon (IVF-ET) uygulamalarında
%20'nin üzerinde, intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu
(ICSI) uygulamalarında ise yaklaşık %80 olguda endikasyon
erkek faktörüdür. Erkek faktörü infertilite olgularında
ÜYT'in önemli yeri olduğu yapılan birçok çalışmada da
vurgulanmıştır. Yamamoto ve ark., oligoastenoteratozoospermi
(OAT) bulunan ve IVF-ET uygulamalarından fayda görmemiş
13 varikosel olgusunda, varikosel operasyonunu takiben
%31 oranında gebelik görüldüğünü bildirmiştir (2). Dubin
ve ark. ise kendi çalışmalarında benzer olgularda erkekte
tedaviye hCG'nin eklenmesinin gebelik oranlarını % 27'den
%45'e çıkaracağını göstermiştir (3). Diğer yandan, testiküler
sperm ekstraksiyonu (TESE) ve mikrocerrahi ile
epididimal sperm eldesi (MESA) gibi yeni tekniklerin
kullanılmaya başlanılması da obstrüktif / nonobstrüktif
azoospermi olgularının ya da konjenital bilateral vaz
agenezi (CBAVD) olgularının ayırt edici tanılarında
dikkatli bir androlojik araştırmayı gerekli kılmıştır.
Varikosel ve testis tümörleri gibi diğer patolojilerin
teşhisi de ancak erkeğin dikkatli bir fizik muayenesi
ile yapılabilir. İnfertilite olgularında etyolojiye
yönelik kriptorşidizm ya da çevresel toksik ajanlar
gibi risk faktörlerinin ortaya konulmasında erkeğe ait
tıbbi hikaye, yeterli bir androlojik muayenenin önemini
vurgular niteliktedir.
Erkek
faktörünün sorumlu olduğu infertilite olguların tedavisinde
ÜYT'in kullanılması veya tedavi edilebilir patolojilerin
tanısı konularak erkekteki bozukluğun spesifik olarak
düzeltilmesi arasında bir tercih yapılmasında, ekonomik
faktörler de ön plandadır. Örneğin, ABD'de varikoselektomiyi
takiben spontan gebelik elde edilmesi ve doğurtulmasının
maliyeti 26.000 $ iken, bunlara ICSI uygulanmış olması
durumundaki maliyet ise 89.000 $ olarak bulunmuştur
(4). Çalışmaya göre gebelik oranları ise varikosel ve
ICSI ile yapılan doğumlar için sırasıyla %30 ve %28
olup, belirgin bir fark göstermemektedir. Bununla birlikte,
spermlerin akrozin aktivitesi, akrozom reaksiyonu ya
da zonaya bağlanma gibi fonksiyonlarının bozulduğu olguları
da IUI veya IVF-ET ile tedavi etmeye çalışmak gerek
maliyet gerekse zaman bakımından boşuna kayıplara neden
olacaktır. Bu gibi olgularda ÜYT'de tercih edilecek
tek tedavi yöntemi ICSI'dir.
1-2-3-4-5-6
|