|
SEMİNİFER TUBÜLLER,
SERTOLİ HÜCRELERİ, TESTİSLERİN GELİŞMESİ VE SPERMATOGENEZ
Seminifer
tubüller

Seminifer
tubüllerin duvarını Sertoli destek hücreleri ve germ
hücreleri döşer. Germ hücreleri spermatogoniumlar (mitozla
yavaş bölünerek kendini yenileyen stem cell ve mayoza
girmek üzere mitozla hızla çoğalan spermatogoniumlar
olmak üzere 2 farklı populasyonda bulunurlar), spermatositler
(mayoz bölünme geçirirler) ve spermatidlerden (çoğalmayıp
sadece metamorfoz geçirerek maturasyonlarını tamamlarlar)
oluşmaktadır. Spermatozoa gelişimini tamamlamış en son
hücre olup, lümene dökülerek daha ileri taşınır.

Peritubüler yapılar
Üzerine
germ hücrelerinin oturduğu bazal membranın hemen dışında
kalın bir kollagen lif tabakası bulunur. Bunun dışında
miyoid hücreler, en dışta ise adventisiyal fibroblastlar
yerleşmiştir.
Peritubüler
miyoid hücreler hem kasılma hem de sekresyon yapma özelliklerine
sahiptirler. Kasılmaları ısı değişimlerine ve hormonlarla
uyarıma son derece hassastır. Sekresyon ürünleri ise
P-Mod-S (peritubular modifies Sertoli), fibronektin
ve kollagen tip I'dir. P-Mod-S FSH tarafından uyarılır
ve Sertoli hücrelerinin gelişmesi ve fonksiyonlarında
önemlidir. Ayrıca testosteron sentezi, Sertoli hücrelerinin
mezanşim ile etkileşimi ve Sertoli hücrelerinin sekresyonlarına
etkili uyarıların iletilmesi gibi önemli fonksiyonları
da bilinmektedir. Diğer çalışmalarda da peritubüler
bu yapıların spermatogenezde çok önemli rolleri bulunduğu
vurgulanmaktadır.
Sertoli hücreleri
Seminifer
tubüllerin duvarında, bazal membran üzerine oturmuş,
lümene kadar uzanan büyük hücrelerdir. Düzensiz şekilli
bir nukleusu, belirgin bir nukleolusu bulunur. Komşu
germ hücreleri ile özel bağlantı kompleksleri oluşturur.
İki Sertoli hücresi yanlara doğru yaptıkları sitoplazmik
uzantılarıyla birbirlerine tutunurlar. Bu uzantıların
arasında ise spermatogenetik seriye ait germ hücrelerinin
etrafını kuşatarak hapsederler. Böylece germ hücrelerinin
civar ortamla irtibatı kesilir. Beslenme, hormonal etkileşim
gibi fonksiyonları Sertoli hücreleri aracılığıyla gerçekleşir.
Spermatogoniumlar bazal membran üzerine oturmuş halde
bulundukları için sadece üst kutuplarından Sertoli hücrelerinin
yaptıkları bu bağlantı ile kuşatılırlar. Oysa daha ileri
evrelerde bulunan spermatositler ve spermatidler tüm
çevreleri boyunca kuşatılarak tamamen dış ortamdan izole
tutulurlar. Sertoli hücrelerinin birbirleri ile birleşerek
oluşturdukları bu bariyere "kan-testis bariyeri"
adı verilir. Kan-testis bariyeri bu şekilde seminifer
tubüllerin germ hücreleri ile döşeli duvarını ikiye
ayırmış olur: Bazal kompartman ve luminal kompartman.
Bazal kompartman içinde spermatogoniumlar ve genç spermatositler
(leptoten, zigoten), luminal kompartman da ise olgun
spermatositler (pakiten), spermatidler ve spermatozoa
bulunur. Spermatositler mayoz ile bölünürlerken , mayozun
ileri evrelerinde luminal kompartıman için egeçerler.
Kan-testis bariyerinin varlığını gösteren en güzel çalışma
testis damarlarına verilen çoğu maddenin testisin lenf
damarlarında çıkması ama rete testis sıvısına geçmemesidir.
Testis içindeki kan damarlarının duvarları ve peritubüler
miyoid hücrelerin de kan-testis bariyeri fonksiyonuna
katkıları bulunur. Kan-testis bariyeri pubertede spermatogenez
başladığı zaman oluşur. Bu bariyerin önemi germ hücreleri
mayoz geçirirken dış etkilere çok hassas oldukları için,
bunlara daha düzenli ve spesifik bir ortam sağlamasıdır.
Ayrıca, mayoz geçirdikten sonra haploid hale gelen germ
hücrelerinin vücut immün sistemi tarafından tanınmamaları
nedeniyle yıkılmalarına da mani olur. Diğer yandan,
bu bariyer sayesinde bazı ilaçların germ hücrelerine
ulaşmaları da önlenmiş olunur. Sertoli hücreleri "kan-testis
bariyeri" sayesinde luminal kompartımanda bulunan
hücreler için dış ortamdan izole, özel bir mikroçevre
yaratmış olurlar.
Sertoli
hücreleri komşu germ hücreleri ile de spesifik bağlantılar
yapar. Bu bağlantılar desmozom-benzeri bağlantılar (germ
hücrelerinin düzgün bir şekilde lümene doğru ilerlemelerine
yardımcı olur), ektoplazmik bağlantılar (uzamış formdaki
spermatidleri tutarlar) ve tubulobulbar kompleksler
(lümene dökülmeden birkaç gün önce spermatidler ile
Sertoli hücreleri arasında oluşurlar ve olgun sperm
hücresindeki fazla sitoplazmanın fagosite edilmesini
sağlarlar)'dir.
Sertoli
hücrelerinin fagositoz, sıvı sekresyonu ve çeşitli moleküllerin
salgılanması fonksiyonları vardır. Androjen bağlayan
protein (ABP), Sertoli hücrelerinin salgıladığı önemli
bir maddedir. ABP Sertoli hücreleri içinde androjenleri
bağlayarak, lümen içine ve buradan da epididime taşır.
Diğer Sertoli hücre ürünleri arasında ekstrasellüler
matriksi oluşturan maddeler (laminin, kollagen tip IV
ve tip I), proteinler (seruloplazmin, transferrin, inhibin,
büyüme faktörleri vd) ve steroidler (dihidrotestosteron,
testosteron, androstenediol, östradiol vd) sayılabilir.
Sertoli
hücrelerinin çalışmasında iki hormon önemlidir: FSH
ve testosteron. Progesteron, hidokortizon, insülin,
vitamin A ve E, epidermal büyüme faktöri (EGF) ve transferrinin
de Sertoli hücrelerinin fonksiyonları üzerine etkileri
bulunduğu gösterilmiştir. Yukarıda tanımlanan ve peritubüler
miyoid hücrelerden salgılanan P-Mod-S, komşu germ hücreleri
ve östrojenin de Sertoli hücre fonksiyonları üzerinde
değişik etkileri bulunabilir.
İnsanda
günde ortalama 123 milyon spermatozoa yapılır (21-374
milyon arasında değişir). Spermatogoniumlar mitoz ile
çoğalarak iki tip hücre oluştururlar: yeniden spermatogonium
yapacak kök hücre spermatogoniumlar ve spermatositi
oluşturacak spermatogoniumlar. Spermatositler artık
mayoza girerek kromozom sayılarını 46'dan (diploid hücreler)
23'e (haploid hücreler) indirirler. Spermatogoniumları
mitoz ve mayoz bölünme ile çoğalarak spermatid oluşturuncaya
kadar olan evreye spermatogenez evresi denilir. Spermatidlerin
metamorfoz geçirerek olgun sperm hücresi (spermatozoa)
oluşturması evresine ise spermiyogenez adı verilir.
Seminifer
tubül duvarı üzerinde, Sertoli hücreleri arasına sıkışmış
bazal membrandan lümene doğru dizilim gösteren çok sayıda
germ hücresi bulunur. İnsanda en az 13 tip germ hücresi
tanımlanmıştır: koyu tip A spermatogoniumlar (Ad), soluk
tip A spermatogoniumlar (Ap), tip B spermatogoniumlar
(B), preleptoten primer spermatositler (R), leptoten
primer spermatositler (L), zigoten primer spermatositler
(Z), pakiten primer spermatositler (P), sekonder spermatositler
(II), ve Sa, Sb1, Sb2, Sc, Sd1, Sd2 spermatidler ile
spermatozoa.
Testislerin gelişmesi
Embriyoner
dönemde primordial germ hücreleri gonadal çıkıntı'ya
göç ederek yerleşirler. Burada mezodermal hücrelerden
kaynaklanmış olan Sertoli hücreleri ile birlikte primitif
testis kordonlarını (ileride seminifer tubülleri yapacak)
oluştururlar. Gonad testis yönünde farklılaşırsa primitordial
germ hücrelerine gonosit adı verilir. Gonositler başlangıçta
seminifer tubülün ortasında lokalizedir. Daha sonra
periferine doğru çekilerek, spermatogonia adını alır.
Bu dönemde seminifer tubüllerinde lümen gelişmemiştir
(seminifer kordon da denilir).
Spermatogenez
puberte ile başlar. 8 haftalık bir embriyoda her bir
seminifer tubülde ortalama 1.1 gonosit bulunurken, bu
sayı gittikçe artar ve 22. haftada 3.5'e erişir. Doğumdan
sonra 7 yaşına kadar testislerde büyük bir morfolojik
değişiklik olmaz. 7-9 yaşından sonra ise gonositlerin
mitotik aktiviteleri ve bununla uyumlu olarak seminifer
tubül lümeninin periferinde toplanan spermatogonium
sayısı artar.
Erişkin
erkekte spermatogenez
Soluk
tip A spermatogoniumlar (Ap spermatogonium) seminifer
tubüllerin bazal kompartımanında, bazal membran üzerine
oturmuş durumda bulunurlar. Üzerlerinde komşu Sertoli
hücrelerinin aralarında oluşturdukları sitoplazmik uzantı
bileşkeleri bulunur. Ap spermatogoniumlar 16 günde bir
mitoz ile bölünerek B tipi spermatogoniumu oluşturur.
B spermatogoniumlar da spermatositleri oluşturarak mayoz
bölünmeye girer. Spermatogoniumlar mitoz ile bölünürlerken
birbirinden ayrı 2 adet nukleus oluştururken, sitoplazmaları
tamamen birbirinden kopmaz ve sürekli birbirleri ile
bu sitoplazmik köprüler aracılığıyla bağlantılı kalırlar.
Bu köprü bağlantıları mayozda da devam eder ve bütün
germ hücre basamaklarında görülür. Bu bağlantıların
fonksiyonel önemleri tam bilinmese bile, hücre çoğalmasının,
farklılaşmasının ve haploid hücrelerde gen ekspresyonunun
kontrolünde önemli oldukları ileri sürülmektedir.
Erkekte
germ hücreleri arasında en az farklılaşmış olanı, yani
ilk basamak hücre koyu tip A spermatogoniumlar (Ad)'dır.
Bunlar sürekli bölünerek kendilerini yenilerler ve yeni
Ad spermatogoniumlar oluştururlar. Buna hücre yenilenmesi
denilir ve sürekli olarak bir doğurucu spermatogonium
(Ad) deposu sağlamış olurlar. Bazı Ad spermatogoniumlar
ise spermatositlere dönüşmek üzere önce Ap (soluk tip
spermatogonium) ve arkasından da B spermatogoniumları
oluştururlar. Hangi Ad spermatogoniumun kendini yenileyeceği
hangisinin ise Ap ve B spermatogoniumları oluşturacağının
belirlenmesi konusu kesinliğe kavuşmamıştır. Bir görüşe
göre c-kit transmembran tirozin kinaz reseptörü bundan
sorumludur. Bu reseptörün bulunduğu hücreler spermatositleri
yapacak şekilde çoğalırlarken, bulundurmayanlar kendilerini
yenilemeye devam ederler.
Mayoz bölünme
Birbirlerine
sitoplazmik uzantılar ile bağlı halde bulunan B tipi
spermatogoniumlar mitoz ile bölünerek preleptoten primer
spermatositleri oluştururlar. Primer spermatositler
artık mayoz bölünme ile çoğalırlar. Sonuçta haploid
kromozom sayısına sahip spermatid meydana gelir.
Primer
spermatositlerde DNA sayısı 2N, kromozom sayısı ise
diploiddir. Mayoz ilerledikçe sekonder kromozom sayısı
da haploid hale gelir ki bu evrede hücreye sekonder
spermatosit (2N DNA) adı verilir. Sekonder spermatositler
ikinci mayoz bölünmeyi de geçirerek artık hem kromozom
sayısı hem de DNA içeriği haploid olan yuvarlak spermatidleri
(Sa) yapar. Böylece her bir primer spermatositten 4
adet spermatid meydana gelmiş olur. Spermatidler oluşuncaya
kadarki süreç içerisinde germ hücrelerinin yaklaşık
%40'ı dejenere olur ve ölür.
Mayoz
bölünmenin tamamı Sertoli hücrelerinin kendi aralarında
sitoplazmik uzantılarıyla oluşturdukları kan-testis
bariyerinin arkasında gerçekleşir, yani vücudun immün
sistem hücrelerinin bulunmadığı ortamda.
Spermiyogenez
Spermiyogenez;
yuvarlak Sa spermatidlerin matür spermatid oluşturacak
şekilde metamorfoza uğraması sürecidir. Bu sırada spermatidin
sitoplazmasında ve nukleusunda önemli değişiklikler
gerçekleşir. Sitoplazma azalır, akrozom oluşur, kuyruk
oluşur ve sitoplazma içinde bulunan organeller yer değiştirirler.
Spermatidler birbirlerine sitoplazmik köprülerle, Sertoli
hücrelerine ise ektoplazmik uzantılarla bağlanmış durumda
bulunurlar.

İnsanda
seminifer tubüllerin her hangi bir kesitinde germ hücreleri
hep belirli hücreler ile bir arada görülür. Bu şekilde
6 adet evre tanımlanmıştır. Buna spermatogenetik
siklus evreleri denilir. Evreler heliks biçiminde
dizilmiş olarak, daima düzenli şekilde birbirlerini
takip ederler. Seminifer tubülüllerin bütün kesitlerinde
mutlaka bu evrelerden birinde rastlanılır. Hücreler
başka bir kompozisyon içinde bulunmazlar. 6 evrenin
peşisıra tamamlanması için geçen süre ise 16 gündür.
Buna bir seminifer epitel siklusu adı verilir.
Bir Ap spermatogoniumdan olgun spermatozoa oluşup, lümene
dökülebilmesi için bu şekilde 4 seminifer epitel siklusunun
geçmesi gerekir, bu da yaklaşık 64 güne karşılık
gelir (Ancak, bir Ap spermatogoniumdan olgun spermatozoanın
oluşup, ejakulatta görülmesi için geçen süre yaklaşık
74 gündür). İşte bir spermatogoniumdan bir spermatozoanın
meydana gelmesi için geçen 64 günlük bu süreye ise spermatogenetik
siklus adı verilir. Her spermatogenetik siklus sırasında,
Ap spermatogoniumdan B spermatogonium oluşması, yani
mayozun başlaması 4 kez gerçekleşir. Neticede bütün
hücre çeşitleri sürekli olarak aynı anda oluşurlar ya
da peşi sıra birbirlerini takip ederler. İşte bu nedenle
her gün milyonlarca spermatozoa yapılarak ejakulatta
çıkabilmektedir.
Spermatogenezin
hormonal kontrolü
Pubertede
spermatogenezin başlamasında FSH ve daha az oranda LH
(testosteron salgısını stimüle ederek) görev alır. FSH
Sertoli hücrelerinin ve belki de Leydig hücrelerinin
gelişmesinden sorumludur. Testosteronun da puberte öncesinde
tek başına spermatogenezi başlatabileceği, ama bunun
kantitatif değil kalitatif düzeyde olacağı önerilmektedir.
Erişkin
erkekte ise daha önce başlamış olan spermatogenezin
devam ettirilmesinde, LH'nın uyarımıyla salgılanan testosteron
en önemli hormondur. Genel olarak kabul edilen görüş
komplet spermatogenezin kalitatif olarak devam ettirilmesinde
tek başına testosteronun, ama kantitatif olarak spermatogenezin
sürdürülmesinde ise FSH'nın gerekli olduğudur. FSH,
spermatogenezin mayoz öncesi ve sonrası evrede etkisini
gösterir.

Testosteron
etkisini Sertoli hücrelerini uyararak gösterir. Bazı
çalışmalarda testosteroun peritubüler hücreleri uyararak
P-Mod-S sekresyonunu artırması yoluyla Sertoli hücrelerini
uyardığı ortaya konmuştur.
Hipotalamusun
çıkarılamsı testislerde atrofi yapar. Bunlarda Leydig
hücre hiperplazisi, peritubüler hyalinizasyon ve germ
hücrelerinde azalma (sadece spermatogoniumlar içeren
tubüller ya da spermatosit evresinde duraklama görülebilir)
ortaya çıkar.
LH'nın
spermatogenez üzerine etkisi sadece Leydig hücrelerini
uyararak yaptığı testosteron salgılatıcı etkisidir.
Oysa FSH'nın spermatogenezin devam ettirilmesindeki
rolü ispatlanmıştır.
FSH yetersizliğine
bağlı spermatogenezin kalitatif olarak (sadece çok az
sayıda spermatid yapılacak miktarda) sürdürülmesi tek
başına testosteron ile mümkün iken, normalde olduğu
gibi çok sayıda matür spermatidin yapılabildiği kantitatif
düzeyde spermatogenezin sürdürülebilmesinde testosteron
ile birlikte FSH'nın da verilmesi gerekir. Tek başına
testosteronun etkili olmayışının nedeni testisler içerisinde
yeteri kadar yüksek testosteron konsantrasyoununun sağlanmasındaki
güçlüktür. Oysa testislerin içine testosteron küreciklerinin
enjekte edildiği çalışmalarda spermatogenezin normal
olarak devam ettiği ortaya konmuştur.
Testislerde
spermatogenezin sağlanmasında hormonların dışında başka
faktörler de önemlidir. Y-kromozomunun uzun kolu üzerindeki
genlerin, spermatogenezi regüle edici rolleri bulunur.
DAZ (deleted in azoospermia) geni bunlardan biridir.
Obstrüksiyon bulunmayan azoospermi olgularının %13'ünde
bu genin yokluğu bildirilmiştir. Ayrıca, seminifer büyüme
faktörü, fibroblast büyüme faktörü (FGF), IGF-1, Sertoli
hücrelerinden salgılanan büyüme faktörü, IL-1, mayoz
inhibe edici substans ve mayoz önleyici substans gibi
parakrin ya da otokrin faktörlerin de spermatogenez
üzerinde rolleri vardır.
Spermatogenezde
yaşa bağlı değişiklikler
Genç erkeklerde
testislerde ortalama 500 milyon adet Sertoli hücresi
bulunur. 50 yaşından sonra bu sayı yarıya iner. Leydig
hücre sayısında da benzer şekilde yaşa bağlı azalma
görülür.
27-42
yaşları arasındaki erkeklerde seminifer tubüllerin %85'i
normal spermatogenez gösterirken, 70-79 yaşları arasında
%31'i, 80-89 yaşları arasında ise %16'sı normal spermatogenez
gösterirler. Yaş ilerledikçe, seminifer tubüllerde hipospermatogenez,
maturasyon duraklaması, germinal aplazi ve sklerozis
gibi patolojiler de artar.
|