|
TESTİS İNTERSTİSYUMU
VE LEYDİG HÜCRELERİ
Testisin
intestisiyumunu kan damarları, lenfatikler, fibroblastlar,
makrofajlar, mast hücreleri ve Leydig hücreleri oluşturur.
Makrofajların Leydig hücreleri ve diğer parankimal hücrelerin
fonksiyonlarında rolleri vardır.
Leydig
hücreleri toplam testis volümünün yaklaşık %5-12'sini
oluşturur. Genç bir erkekte ortalama 700 milyon Leydig
hücresi bulunur. Leydig hücrelerinin prekürsör hücrelerden
farklılaşmasında LH ve testis içindeki parakrin faktörler
etkili olurlar. Örneğin insulin-like growth factor-I
(IGF-I) Leydig hücrelerinde androjen yapımını uyarmaktadır.
Vücutta
bulunan testosteronun %95'i testislerde, Leydig hücreleri
içinde kolesterolden sentezlenerek yapılır. Kolesterol
ise ya dolaşımdan gelir ya da Leydig hücreleri içerisinde
yeniden sentezlenerek (de novo sentez) oluşturulur veya
hücre içindeki lipid damlacıklarında bulunan kolesterol
esterlerinden kaynaklanır.
Kolesterolün
hücre içinde de novo sentezi endoplazmik retikulumda
gerçekleşir. Steroid öncülü asetatlar sitoplazmadan
endoplazmik retikulum içine girerek bu reaksiyonu başlatırlar.
HMG-CoA enzimi yardımıyla önce squalane ve bundan da
lanosterol yapılır. Lanosterol'den oluşan kolesterol
kolesterol bağlayıcı proteine (CBP) bağlanarak sitoplazmadaki
kolesterol havuzuna taşınır. Her üç durumda da, Leydig
hücresi içinde metabolik olarak aktif kolesterol havuzunda
toplanan kolesterol sonuçta mitokondriye nakledilir.
Burada "P-450 yan zincir klivaj enzimi" tarafından
pregnenolone ve C6 isocaproaldehyde'e dönüşür. Pregnenolone,
pregnenolon bağlayan protein vasıtasıyla mitokondriden
dışarı çıkarak düz endoplazmik retikulum içine taşınır,
burada testosteronu oluşturur. Oluşan testosteron ise
endoplazmik retikulumdan sitoplazma içine, buradan da
hücre dışına taşınarak, kanda testosteron bağlayıcı
proteine bağlanır. Testosteronun hücre dışına çıkarılması
ve burada tutulması albumin, androjen bağlayan protein
(ABP) ve testosteron-estradiol bağlayan protein gibi
Leydig hücresi dışında bulunan bağlayıcı proteinler
tarafından gerçekleştirilir.
Leydig
hücrelerinde testosteron yapımı primer olarak LH'a bağımlı
olarak gerçekleşir. Hücre içine LH'nın girişi reseptör
aracılığı ile olur. Hücre içinde LH; ya kolesterolün
mitokondri içine taşınmasına ya da kolesterolün P-450
yan zincir klivaj enzimine bağlanmasına yarar. LH dışında
FSH, prolaktin, LH-RH, inhibin, aktivin, epidermal growth
faktör (EGF), IGF-I, transforming growth faktör b, prostaglandinler
ve adrenerjikler gibi başka otokrin ve parakrin faktörler
de Leydig hücrelerinde LH'ya bağımlı steroidogenezin
gerçekleşmesinde rol alırlar. Diğer yandan, östrojenler
ve androjenlerin Leydig hücrelerindeki steroidogenezi
inhibe edici rolleri de vardır.
Kanda
testosteron düzeyi yaşam dönemlerine göre farklılıklar
gösterir. Hayat boyunca testosteron en üst seviyelerine
3 dönemde yükselir: i) gebeliğin 12-18. haftaları arasında;
ii) doğumdan sonra 2 aylıkken ve iii) puberte ile birlikte
2 ile 3. dekadlarda. Puberte öncesinde en düşük seviyelerinde
seyreder. Ayrıca mevsimsel ve gün içi değişiklikleri
de vardır. Sonbaharda yükselir, ilkbaharda ise düşer.
Gün içinde ise sabahları en yüksek düzeyine ulaşırken,
akşama doğru düşer. Saatlere göre değerlendirildiğinde
de testosteronun yaklaşık 2 saat aralıklarla yükselme
ve alçalmalar gösterdiği dikkat çeker.
Testosteronda
hayat boyunca gözlenen yükselmeler, vücutta eş zamanlı
olarak androjenik gelişmeyi uyarmaktadır. Fötal dönemdeki
yükselmesi genital sistemin gelişmesini uyarırken, doğumu
takiben görülen yükselme pubertede gelişim gösterecek
androjen bağımlı organların gelişmesini, ve erişkindeki
yükselmesi ise maskülinizasyonun tamamlanmasını ve sürdürülmesini
sağlamaya yöneliktir.
|