Untitled Document
Örnek Olgular
Mitolojide Androloji
Sanat ve Androloji
Basından Haberler

Tüm sorular ve danışmak istediğiniz konular için tıklayınız

 

 İntrauterin İnseminasyon (IUI)

IUI'da, hazırlanmış sperm küçük bir katater yardımıyla serviksden geçirilerek uterus kavitesine bırakılır. Servikal mukusun bu şekilde atlanması ile, daha fazla sayıda motil spermin fallop tüplerine erişmesi ve böylece gebelik şansının da artması beklenmektedir. Gerek seminal plazma içerisindeki prostaglandinler uterusda şiddetli kramplara neden olacağından gerekse seminal sıvıdaki bakterilerin pelvik enfeksiyon yapma riski bulunduğundan, semenin hazırlanmadan kullanılması kontrendikedir.

IUI sırasında spermin yıkanarak hazırlanmasının faydaları aşağıda yazıldığı gibidir:

· Prostaglandin ve diğer inhibitör maddelerin spermden uzaklaştırılması
· İleri-motil spermatozoaların konsantre edilerek toplanması
· Spermatozoaların motilite ve ileri hareketlerini artırmak
· Seminal plazma volümünü, uterusa verilebilecek miktara kadar azaltmak

Erkek faktörü infertilite, izah edilemeyen infertilite, servikal mukus bozuklukları, ve spermin serviks ağzında depolanmasını önleyen anatomik bozuklukların (şiddetli hipospadias, retrograd ejakulasyon, ve bazı erektil disfonksiyon olguları) hepsi de IUI için endikasyon oluştururlar. Ayrıca, servikal faktör infertilitesi, disparoni gibi vajinal girişi engelleyen anatomik bozukluklar ve psikojenik seksüel disfonksiyon da IUI'ın diğer endikasyonlarıdır.

IUI yapılacak kadın ya doğal olarak ovulasyona bırakılır (doğal-siklus ile IUI) ya da çok sayıda yumurtanın maturasyonunu stimüle etmek için ilaç kullanabilir (süperovulasyon ya da kontrollü ovarian hiperstimülasyon). Esas olarak semenin vajende yeterli depolanmasında problem bulunan (hipospadias, ejakulasyon bozuklukları, seksüel fonksiyon bozuklukları) olgularda doğal-siklus ile IUI gerekir. Kontrollü çalışmaların büyük kısmında, semen parametreleri bozulmuş erkek faktörü infertilite olgularında doğal-siklus ile IUI'ın faydası bulunduğu gösterilememiştir. Dondurulmadan önce normal semen parametreleri saptanmış kryoprezervasyon spermlerinde de doğal-siklus ile IUI endikedir. Benzer şekilde, donör inseminasyonu veya kemoterapi ya da radyoterapi öncesi dondurularak saklanmış spermler için de aynı uygulama gerekir.

Erkek faktörü bulunan çiftlerde doğal-siklus ile IUI'ın kötü sonuçlar vermesi nedeniyle, sıklıkla ovulasyon indüksiyonu da eklenir. Çok sayıda kontrollü çalışma yapılmış olup, büyük kısmında bu yaklaşımın gebelik oranlarını düzelttiği ortaya konmuştur.

Ovulasyon indüksiyonu klomifen sitrat gibi oral ilaçlarla yapılabildiği gibi, gonadotropin enjeksiyonlarıyla da yapılabilir. Yakın tarihli yayınları içine alan bir derleme, erkek faktörü bulunan çiftlerde yalnız koit ile gebelik oranlarının siklus başına %1-3 olduğunu önermektedir. Semen parametreleri suboptimal ise doğal-siklus ile IUI yapıldığında bu oranlar düzelmemektedir. Oysa ovulasyon indüksiyonu ile birlikte IUI yapıldığında gebelik oranları bazal değerlerin üzerine çıkmaktadır.

Erkek faktörü infertilite olgularında her ne kadar klomifen sitrat ile stimülasyonun gerçekleştirildiği sikluslara ait veriler çok açık değilse de, bunlarda siklus başına sıklıkla %5-8 arasında değişen gebelik oranları elde edilmektedir. Gonadotropin ile ovulasyon indüksiyonu yapılmış IUI'larda ise siklus başına ortalama %10-15 gebelik görülmektedir. 3 kez IUI uygulanmasını takiben kümülatif gebelik oranları %25 civarındadır. Antisperm antikor varlığına karşı bir önlem olarak sperm toplama kabı içerisine sperm hazırlama mediumu konularak, fertilizasyon başarısının artırılacağı ileri sürülmektedir. Bu yöntemle 3 kez IUI'dan alınan kümülatif gebelik oranı %64; bir siklus IVF uygulamasında da %44 gebelik sağlanılabilir.

Çalışmaların çoğunda, gebeliklerin büyük kısmı ilk üç siklus sırasında görülür. Bundan sonraki sikluslarda özel indüksiyon şemaları uygulanarak çok az sayıda gebelik gelişebilmektedir. Böylece, tedaviye sıklıkla birkaç ay süresince klomifen sitrat siklusları ile başlanılır. Eğer gebelik gelişmez ise, 3 siklusa kadar gonadotropinlerle ovulasyon indüksiyonu yapılarak devam edilir.

IUI ile gebelik başarılamamışsa, IVF düşünülmelidir. Aynı koit sonrasında olduğu gibi, IUI'dan sonra da gebeliğin oluşabilmesi için gerekli belirli bir minimum sperm sayısı bulunmamaktadır. 1 milyon motil spermin altında yapılan inseminasyonlarda gebelik oranları anlamlı derecede düşmektedir. Motil sperm sayısının 10-20 milyon/ml'ye kadar yükselmesi ile gebelik oranları da artabilir, ama bundan sonra oranlar bir plato oluşturur.

Semen hazırlandıktan sonra en az 1 milyon ileri-motil (a+b) spermin elde edildiği çiftlere IUI önerilmelidir. Semen hazırlanırken spermin sadece %10-20'si elde edilebildiği için, semende hazırlama öncesi genellikle en az 5-10 milyon motil sperm bulunmalıdır. IUI komplikasyonları; genellikle sınırlı gelişen uterus krampları, hastaların %0.5'inden azında pelvik enfeksiyon ve nadiren inseminasyon medyumuna karşı allerjik reaksiyonlardır.

Her ne kadar ovulasyon indüksiyonu gebelik oranlarını yükseltmekteyse de, sonuç alınan olguların %15-30'unda çoğul gebelikle sonuçlanmaktadır. Çoğul gebeliklerin ise yaklaşık %80'i ikiz, %12'si de üçüz olup, %7'sinde üçün üzerinde gebelik kesesi gözlenir.

Erkekte HIV pozitif olması durumunda dikkatli olunmalıdır. HIV-1-enfeksiyonlu erkeklerin semenlerinde lökositler içinde bulunmasının yanı sıra, HIV semende serbest halde de bulunmuştur. Her ne kadar birkaç merkez viral partikülleri uzaklaştırmak amacıyla semeni hazırladıktan sonra başarıyla IUI'da kullandıklarını bildirmiş olsalar da, bu yaklaşımın güvenilirliliğinin ispatlanması için daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

İn Vitro Fertilizasyon ve ICSI

İnfertil çiftlerin tedavisinde IVF kullanımı artarak yaygınlaşmıştır. Çoğu merkez oosit sayısını artırmak için gonadotropinler ile superovulasyonu tercih etmektedir. IVF'de follikül gelişimi ultrason ile takip edilir ve henüz ovulasyon olmadan önce ultrason altında iğne aspirasyonu yapılarak yumurta toplanır. Elde edilen yumurtalar, hazırlanmış sperm ile biraraya getirilerek in vitro inseminasyon gerçekleştirilir.

Konvansiyonel IVF'de, fertilizasyon olmuşsa, gelişen embriyolar 2-3 gün süreyle kültür ortamında bekletilirler ve arkasından transservikal yolla uterus içerisine nakledilirler. Ortalama 3-4 embriyonun transfer edilmesi önerilir. Transfer edilen embriyo sayısı daha az olursa gebelik şansı azalır, fazla olması durumunda ise çoğul gebelik gelişme olasılığı artar.. Nakledilen embriyoların sadece %20-30'u implante olacak ve klinik gebelikle sonuçlanacaktır.

Son yıllarda, embriyolar kültür ortamında 5 gün bekletilerek blastosist safhasına geldikten sonra da transfer edilmeye başlanılmıştır. Standart 3 günlük embriyo transferleri ile karşılaştırıldığında blastosist transferlerinin implantasyon oranları daha yüksek görülmektedir. Bu uygulamada daha az embriyo transferi yapıldığı için çoklu gebelik riski de az olmaktadır. İmplantasyon oranlarını düzeltmek amacıyla zona pellusidanın in vitro tekniklerle açılması (assisted hatching) da kullanılmaktadır. Bazı IVF hastaları bu uygulamadan fayda görebilir.

Sperm fonksiyonları normal ise, insemine edilen oositlerin %90'dan fazlası rutin olarak fertilize olurlar. Ancak, erkek faktörü varsa fertilizasyon oranları düşer. ICSI'de ise yumurta içerisine tek bir sperm enjeksiyonu yapılır. Bu yöntemle çok düşük sperm sayılarında bile fertilizasyon olanağı vardır. ICSI, daha önce kullanılan subzonal sperm enjeksiyonu ya da zona manipülasyonu ile gerçekleştirilen diğer tekniklerinin temelde yerini almıştır. Şiddetli erkek faktörü infertilite olgularında, regüler IVF sikluslarında fertilizasyonun gelişmediği ya da zayıf geliştiği olgularda, ya da spermin ciddi fertilizasyon defekti taşıdığı olgularda (yuvarlak-başlı sperm gibi) ICSI gerekir. Yuvarlak baş anomalisi gibi ciddi sperm morfoloji bozukluklarında ICSI'nin başarısı da düşmektedir.

Klinik gebelik ultrasonografi ile uterus içerisinde en az bir gebelik kesesinin gösterildiği gebeliği ifade eder. Bu durum, belki klinik gebeliğe hiç ulaşamayacak olan biyokimyasal gebelikten farklıdır. IVF sonuçları belirtilirken klinik gebelik değerleri kullanılmalıdır. Konvansiyonel IVF ile klinik gebelik oranları, her başlanılan siklus başına %20 ile %30 arasında değişir. IVF'de gebelik oranları üzerine kadın yaşının önemli etkisi bulunur. Örneğin, the Centers for Disease Control and Prevention verileri 1997 yılında yapılan IVF sikluslarında, 35 yaş altı kadınlarda gebelik oranlarını %35.7, 40 yaş üzerindekiler de ise %13.2 olarak bildirmiştir. ICSI ile de benzer ya da kısmen daha iyi sonuçlar elde edilmektedir. Ancak, gebelik oranlarının canlı doğum oranları olmadığını da unutmamak gerekir. Çünkü ovarian stimülasyona başlanılan kadınlarda siklusların hepsinde de oosit toplanıp embriyo transferi yapılamaz ve klinik gebeliklerin %15'i düşük ile sonuçlanır. Dolayısıyla, her ne kadar 35 yaş altı kadınlarda gebelik oranları %35.7 olsa da, canlı doğum oranı %30.7'dir. Daha önemlisi, 40 yaş üzeri kadınlarda gebelik oranı %13.2 iken, canlı doğum oranı sadece %7.6'dır.

Regüler IVF ile genelde 3-4 embriyo implante edilirken, blastosist transferlerinde genellikle sadece 2 embriyo transferi yapılır. Gebeliklerin %18-44'ü çoğuldur. Bunların büyük kısmı ikiz, %3-14'ü ise üçüz ya da üzerindedir.

DEVAM



ANA SAYFA | HASTALAR İÇİN | ÖRNEK OLGULAR | KLİNİK ANDROLOJİ | YAŞLANAN ERKEK - ANDROPOZ
AKADEMİK DOSYALAR | DERS NOTLARI | BİLİMSEL TOPLANTILAR | MİTOLOJİDE ANDROLOJİ
SANAT ve ANDROLOJİ | BASINDAN HABERLER | MAKALE TARAMA | DERGİLER | DİĞER SİTELER | İLETİŞİM