|
MikroTESE TEKNİĞİ
Prof.Dr. Kaan AYDOS
Cerrahi
hazırlık
Optik
büyütme
MikroTESE
yöntemi mikrocerrahi gerektiren bir tekniktir. Cerrahın
daha önce bu konuda deneyim sahibi olması işlemin başarısını
artıracaktır. Testis yüzeyindeki damarların tanınması,
seminifer tubüllerin izolasyonu ve diseksiyon sırasında
kanama odaklarının koterizasyonu ile tunika albugineanın
kapatılmasında yerine göre 8/0 sütür ile çalışılma gereksinimi,
ancak optik büyütme ile mümkün olabilir. Optik büyütme,
dokuların daha iyi ayırt edilmesine ve daha ince sütür
materyallerinin kullanılmasına olanak verir. Optik luplar
ile 2X - 8X'e kadar sabit büyütme sağlanmaktaysa da,
büyütmenin artması ile görüş alanı daralıp, çalışma
sahasına mesafe oldukça azalacağından, mikroTESE için
lup kullanımı uygun değildir.
Operasyon
mikroskopları yere sabitlenmiş olup, optik kısmı manuel
ya da elektronik olarak ayarlanabilir. Gelişmiş tiplerde
fokus ve zum fonksiyonlarının ayak pedalı kullanılarak
ayarlanması mümkünse de, TESE sırasında testisin el
ile manipüle edilmesi bu donanıma gerek bırakmamaktadır.
Ameliyat mikroskopları 6X'dan 30X'a kadar büyütme sağlayabilirler.
TESE işleminde tunika albuginea üzerinden damarların
ayırt edilebilmesi için 6X - 8X büyütme yeterli olurken,
tubüllerin seçilmesinde 20X - 25X'e, gerekirse 30X'e
çıkılabilir.
Mikroskobun
göz mercekleri (eyepieces), binoküler tüplerden ve mikroskop
gövdesindeki merceklerden gelen gerçek görüntüyü 20X
kat daha büyültebilen lensler içerir. Göz merceklerinin
interpupiller mesafeye göre ayarlanması mümkündür. Binoküler
tüpler, içlerindeki prizmalar sayesinde karşıya bakar
pozisyondayken ameliyat sahasının görülebilmesini sağlar.
Objektif lensleri ise, mikroskobun optik sisteminin
en alt kısmında yer alırlar ve ameliyat sahasına fokus
yapılan mesafeyi belirlerler. TESE için tercih edilen
objektif lenslerinin fokus mesafeleri genelde 150 ile
200 mm arasında değişir. Büyütme artırıldıkça, görülen
alanın çapı azalır ve sahaya daha yakın çalışmak gerekir.
Aynı zamanda daha yoğun bir ışık kullanılma ihtiyacı
ortaya çıkar. Artan ışık yoğunluğu ise çalışılan sahadaki
dokularda kuruma yapabileceğinden, sık aralıklarla dokunun
irrigasyonu gerekir.
Hasta
ve cerrahın pozisyonu
Operasyon
masasına hasta supin pozisyonunda yatar. Bacakları,
altına bir destek konulmaksızın düz vaziyette uzatılır.
Skrotumun mümkün olduğu kadar gömülü kalmaması sağlanmalıdır.
Mikrocerrahi ayakta da yapılabilmekle beraber, daha
kullanışlı ve rahat olması nedeniyle genelde oturur
pozisyon tercih edilmektedir. Mikrocerrahi sırasında
cerrah uzun süre sabit pozisyonda, tüm dikkatini çalışma
alanına vermiş vaziyette çalışır. Bu nedenle fiziksel
olarak rahat edebileceği optimum şartlar mevcut olmalıdır.
Ameliyat
masasının yapısı ve ayakları cerrahın belinin ve dizlerinin
bükülerek çalışmasına yol açmamalı, bacaklar masanın
altına rahat yerleşmeli, bel dik pozisyonda olacak şekilde
oturulmalıdır. Hasta masanın ayakucuna doğru kaydırılırsa,
cerrahın bacaklarının masanın ayağından etkilenmeyecek
konumda bir boşluğa gelmesi sağlanılabilir. Bu amaçla
gerekirse hastanın ayakları bir tabure üzerine alınarak,
iyice aşağı kayması sağlanmalıdır. Operasyon süresince
masa hareketlerinin fokusu bozmaması için, masa en alt
konuma kadar indirilir. Hatta, sedye şeklinde sabit
masaların kullanılması da tercih edilebilir.
Ameliyata
başlamadan önce, mikroskop steril örtülür ve ameliyat
sahasına yönlendirilir. Başlangıçta en büyük büyütmeye
göre ayarları yapılır. Asistanın görüşü ve video görüntüsü
ayarlanır. Her iki göz merceği aynı fokusa getirilir,
interpupiller mesafe ayarlanır. Yeterli fokus mesafesi
sağlayacak lens seçilir. Binoküler tüpler, cerrahın
rahat ve doğal pozisyonda oturur durumdayken 30o yatay
açıyla öne ve aşağıya bakabilmesine müsaade edecek şekilde
sabitlenir. El ve bileklerin operasyon sahasına dayanır
vaziyette çalışılması, tremoru önleyerek, daha verimli
çalışılmasını temin eder.
Cilt
temizliği
Skrotum cildinin asepsisi antiseptik solüsyonlarla ile
yıkanarak sağlanır. Sperme bulaşan antiseptik solüsyon
zararlı olabileceğinden, cilt üzerindeki solüsyonun
kuruması için 3-5 dk beklenmelidir. Eğer ıslaklık halen
devam ediyorsa, steril tampon ile kurulanır. Bir kez
de salin ile yıkanması antiseptik artıklarını uzaklaştıracaktır.
İleride belirtileceği gibi, ciltte kullanılan aynı bistüri
kesinlikle testisin açılmasında da kullanılmamalıdır.
Gerekli
cerrahi aletler
Mikrocerrahi
için kullanılacak malzemelerin mümkün olduğunca ince
el hareketlerine uygun olması gerekir. El sırtı yere
dayanarak çalışıldığı için, aletin de parmak uçları
ile idare edilebileceği küçüklükte seçilmesi uygun olur.
Tunika albugineanın kesilmesinde ucu sivri 15 numara,
5mm oftalmik bistüri, mikroskop altında küçük damarların
arasından geçilmesinde kolaylık sağlar. Ayrıca, yuvarlak
bistüri sapına takılmış sivri uçlu mikrocerrahi bıçak
da seçilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta,
skrotum cildinin açılmasında ayrı bir bistürinin kullanılmasıdır.
Cilt üzerindeki antiseptik solüsyon artıklarının, mikroorganizmaların
veya istenmeyen partiküllerin testis içine taşınması
da bu yolla önlenilebilir. Cilt için 3 numara sapa takılmış
yuvarlak uçlu 15 numara (BB 515; Aesculap Tuttlingen,
Germany) küçük bıçak daha kullanışlıdır.
Kanama
odaklarının koagulasyonu ise yine ince uçlu, küçük bipolar
koter ucu kullanılarak ve düşük akımda çalışılarak sağlanmalıdır.
Seminifer tubüllerin diseksiyonunda kullanılacak mikrocerrahi
penset, tutma yeri kalın (plastik kaplamalı olabilir),
kaymayan ve düz uçlu olmalı. Dişli uçlu olanlar doku
travması yapabileceğinden tercih edilmemelidir. Bu amaçla
Muller FM1, 110 mm, 43/8" (Aesculapä, Tuttlingen,
Germany) kullanılabilir. Doku makası olarak düz, uzun-yassı
uçlu ve tutma yeri de yassı olanlar tercih edilmelidirler.
Vannas FD18 160 mm, 61/4" (Aesculapä, Tuttlingen,
Germany) makas bunun için yeterlidir.
Tunikanın
kapatılmasında atravmatik yuvarlak iğne takılı, 7-0
veya 8-0 absorbe olmayan, monoflamen, polipropylene
(Prolyeneä, Ethicon, Cincinnati, OH) sütür travmatize
etmeden ve oldukça estetik bir kapanma sağlayabilir.
Absorbe olmaması nedeniyle, sonraki girişimlerde eski
sütür hattının tanınması da mümkün olur. Dikiş devamlı
olmalı ve kilitleyerek sürdürülmelidir. Tunika vajinalis'te
ise 4-0 krome kat-güt de kullanılabilir. Sütür konulmasında
manipülasyon kolaylığı nedeniyle tutma yeri yuvarlak,
düz uçlu portekü önerilir. Kilitli portekü olması cerrahın
tercihine kalmış olmakla birlikte, genelde rahat bir
kullanım sağladığı söylenilebilir. Ancak, kilitin serbestleştirilmesi
sırasında istenmeyen travmalara yol açması da mümkündür.
Bu amaçla FD246 185 mm, 71/4" portekü önerilebilir
(Aesculapä, Tuttlingen, Germany).
İşlem
sırasında görüşü kolaylaştırmak için, ucuna 20 g anjiokatater
takılmış 20 ml enjektör ile aralıklı irrigasyon yapılmalıdır.
İrrigasyon solüsyonu olarak sperm metabolizmasında bozulma
yapmayacak ringer laktatın kullanılması uygundur.
Cerrahi
teknik
Cilt
temizliğini takiben hasta steril örtülür. Skrotum çevresinin
tamamen çevrelenecek şekilde örtülmesi, ileride testisin
cilt ile temasını önler. İşlem hafif sedasyon ile birlikte
spinal kordun lokal infiltrasyon anestezisi ya da genel
anestezi altında yapılabilir. Ancak, spermatozoa bulunamadığı
zaman ameliyat 2 saat veya daha fazla uzayabileceğinden,
lokal anestezinin etkisi kaybolup, hastanın aşırı ağrı
hissedebileceği düşünülerek genel anestezi tercih edilebilir.
Süre uzadığı zaman her ne kadar yeniden anestezik infiltrasyonu
ile işleme devam edilebilirse de, dokuların ödemli olması
nedeniyle her zaman istenen anestezi elde edilemeyebilir.
Lokal
anestezide; spermatik kord iki parmak arasında kavranarak
kaldırılır. Bu sırada testis aynı el yardımıyla aşağıya
doğru gerdirilir. Diğer el ile, ucuna 25g iğne takılı
10 ml'lik bir enjektör kullanılarak, 2-5 ml 1:1 %1 Xylocaine
ve %0.5 Marcaine karışımı, spermatik kordu çevreleyen
eksternal spermatik fasia içerisine verilir. Burada
en önemli nokta, spermatik kord tutulurken vaz deferensin
de hissedilmesi ve infiltrasyonun mümkün olduğunca vaza
yakın yapılmasına dikkat edilmesidir. Enjeksiyondan
önce piston hafifçe geri çekilerek damara girme durumu
kontrol edilir. Eksperimental çalışmalarda kord anestezisinin
%5 olguda spermatik arteri travmatize ettiği gösterilmişse
de, eksternal halkanın altından itibaren genelde birden
fazla arter bulunduğu için testiste iskemi gelişmesinden
korkulmamalıdır. Anestezinin yerleşmesi için 3-5 dk
süre geçmesi beklenilir.
Daha
sonra asistan testisi, üzerindeki cildi gerdirecek şekilde
iki eli ile tutarak sabitler. Skrotal rafenin üste gelmesi
sağlanmalıdır (Resim1a). Bu sırada epididimin testisin
arkasında kalacak şekilde kesi alanından uzak tutulmasına
dikkat edilmelidir. Yukarıda tanımlanan anestezik solüsyondan
1 ml, cilt ile tunika vajinalis arasına enjekte edilir.
Testisin ön yüzünde, skrotal damarları zedelemeyecek
şekilde rafe üzerinden vertikal bir kesi ile girilir
(Resim 2b). İlk kesiyi yaptıktan sonra yara köşelerine
bir miktar daha anestezik enjeksiyonu yapılarak kesi
uzatılır. Cilt altı geçilirken, kanayan küçük damarların
tamamının çok dikkatli koagule edilmesi, daha sonra
cilt altında hematom gelişme riskini ortadan kaldırır.
Arkasından, tunika vajinalis açılır ve testis dışarı
çıkarılır (Resim 1c). Testisin skrotuma değmesini önlemek
için etrafı steril örtü ile çevrelenmelidir.

Resim 1.
Tunika
vajinalis dışına alındıktan sonra testis, cerrahın baş
ve işaret parmakları arasında manipüle edilmeye başlanılır.
Böylece değişik seviyelerde çalışılırken, testis aşağı-yukarı
hareket ettirilerek mikroskobun foküs alanı içinde kalması
sağlanılır. Testisin arterleri genel olarak efferent
kanallar ve posterior kenar boyunca tunika albugineayı
penetre ederek, testis içerisine girerler. Daha sonra
değişik yönlerde subtunikal olarak dağılım gösterir
ve interlobüler septalar boyunca parankim içerisine
ilerlerler. Testisin arterleri end-arterler oldukları
için, büyük bir arterin ya da çok sayıda küçük arterlerin
yaralanması devaskülerizasyona, sonuçta da atrofiye
neden olacaktır. Bu nedenle TESE sırasında tunika albuginea
üzerinden yapılacak kesinin damarlara paralel ve transvers
yönde, avasküler alandan geçmesi önemlidir (Resim 1d).
6X - 8X optik büyütme altında subtunikal vasküler yapı
kolaylıkla ayırt edilebileceğinden, kesinin de damarlara
temas etmeden, aralarından geçecek şekilde yapılması
mümkün olacaktır. Oftalmik bistüri kullanılması, böyle
bir hassas kesiye olanak tanır (Resim 2a).
Tunikanın
açılması sırasında diseksiyonu önleyebilecek damarlar
koagule edildikten sonra kesilirler (Resim 2b). Daha
sonra, 20X - 25X optik büyütmeye geçilerek testis parankimi
incelenir (Resim 2c-d). Burada amaç; komplet spermatogenez
içerebileceği daha önceki çalışmalarda ortaya konmuş
olan, diğerlerinden daha dolgun ve daha opak-beyaz tubüllerin
seçilmesidir (Resim 3a).
Fibrotik
alanlar ve Sertoli cell-only tubülleri arasında böyle
tubüller kolaylıkla ayırt edilebilirler. Nonobstrüktif
azospermi olgularında bu tubüllerin görülebilmesi içinse,
genellikle testis parankiminin geniş biçimde diseksiyonu
gerekir. Testis üzerine el ile hafif basınç uygulanması,
daha derindeki tubülleri de görüş alanına çıkarır. Bu
sırada damarların mümkün olduğunca kesilmemesine dikkat
edilmelidir. Kanayan damarlar ise koterize edilirler.
Geniş koterizasyonun dokuda atrofiye neden olabileceği
unutulmamalıdır. Koterizasyon sırasında bir enjektör
ile ortamın ıslak tutulması, hem koagulasyonun etkisini
artırır hem de koter uçlarına doku yapışmasını önler.
Daha sonra,
seçilen tubüller penset yardımıyla tutularak kaldırılır
ve mikrocerrahi makas ile kesilerek (Resim 3b), laboratuvarda
ayrıştırılmak üzere içerisinde 3-5 ml sperm yıkama solüsyonu
bulunan bir petri kutusuna alınırlar. Laboratuvardaki
ayrıştırma sonucunda yeterli kalite ve miktarda spermatozoa
görülmesi durumunda işleme son verilir. Eğer doku yeterli
değilse, yeterli materyal elde edilinceye ya da daha
fazla diseksiyonun artık testis beslenmesini bozacağına
karar verilinceye kadar aramaya devam edilir. Optik
büyütme altında normal yapıda tubül görülmez ise diğerlerinden
daha matür olduğu düşünülenler kesilerek çıkarılır.
Bütün tubüllerin aynı morfolojide olması durumunda ise
mikroskop kullanılmaksızın testisin üst-alt-iç ve dış
kenarlarından randomize biyopsiler alınarak uygulama
sonlandırılır.

Resim 2.
Mikrodiseksiyon
işlemi tamamlandıktan sonra çok dikkatli bir kanama
kontrolü yapılır. Arkasından tunika albuginea yukarıda
tanımlanan sütürler ile kapatılır (Resim 3c-d). Kapatma
sırasında tunikanın fazla mobilize edilmesi kanamaya
neden olabileceğinden, tunikadan oldukça az doku dikiş
içerisinde bırakılarak, arteriyal beslenmenin zarar
görmemesine dikkat edilmelidir. Daha sonra tunika vajinalis,
cilt altı fasiaları ve cilt kapatılır.
TESE sırasında
ameliyatın mikroskop kullanılarak yapılması hem vasküler
travmayı minimalize ederek testis içerisinde hematom
gelişme riskini ortadan kaldırır hem de çıkarılan doku
volümünü anlamlı ölçüde azaltır. Gerçekten de bu yöntem,
çıkarılan doku miktarını randomize biyopsileme ile çıkarılan
doku miktarına göre oldukça azaltmaktadır (720 mg'a
karşılık 9.4 mg).

Resim 3.
MikroTESE
işleminde yeterli kalite ve kantitede spermatozoa bulma
başarısı, çıkarılan dokunun laboratuvarda ayrıştırma
işleminde kullanılan teknik ile de yakından ilgilidir.
Sadece mekanik ayrıştırma kullanılarak yapılanlarla
karşılaştırıldığında, enzimatik ayrıştırma eklenerek
yapılan TESE işleminde spermatozoa elde etme oranları
%36'dan %57'ye çıkmaktadır(Aydos Eur J Obst Gynecol
Reprod Biol 2004).
|