|
Hormon yetmezliğine
bağlı infertilite tedavisinde yaklaşım
HİPOGONADOTROPİK
HİPOGONADİZİM OLGULARINDA TESE İLE TESTİSLERDEN SPERM
ELDE EDİLMESİ VE ICSI SONUÇLARI
Hipogonadotropik
hipogonadizim (HH) olgularında spermatogenezin başlatılması
gonadotropinler ya da GnRH gibi hormon ilaçları kullanılarak
başarıyla sağlanılabilir. Bununla birlikte, ejakulatta
sperm çıkması için bazen 36 ayı da geçebilen uzun süreli
ve sürekli bir replasman tedavisinin yapılması gerekebilir.
Bu şekilde,
semen kalitesi yetersiz olsa bile, hastaların büyük
kısmında gebelik sağlanabilmektedir. Yine de uzun süreli
tedavilere rağmen ejakulatta sperm çıkması ya da gebelik
sağlanamayabilir.
Diğer
yandan, gerek maliyet gerekse sık enjeksiyon
yapılması hastalarda memnuniyetsizlik de yaratabilmektedir.
Ayrıca son yıllarda azoospermik erkeklerde testislerden
elde edilen spermler (TESE) ICSI'de kullanılarak,
ejakulat spermleri kadar başarılı sonuçlar da alınabilmektedir.
HH olgularında üremeye yardımcı teknikler (ÜYT) ile
kombine tedavi modaliteleri literatürde çok sık bildirilmemektedir.
Mısır'da Kahire Üniversitesi
Tıp Fakültesinden Abulghar ve arkadaşlarının
yaptıkları bir çalışmada, çoğu idiyopatik hipogonadotropik
hipogonadizimli (FSH, LH ve testosteron düşüklüğü
ile birlikte) 15 azoospermik infertil erkek değerlendirime
alınmıştır. Bunların testis volümleri ortalama
6±8 ml olup, daha önce yapılan hormon replasman tedavileri
ile anlamlı bir volüm artışı sağlanamamıştı.
Önce tüm hastalara en
az 6 ay süreyle haftada 3 kez 75 IU
hMG ve haftada bir ya da 2 kez olmak üzere 5000
IU hCG başlanılmış olup, hCG'nin dozu testosteron
seviyesindeki yükselmeye göre ayarlamıştır. . Hormon
tedavisinden sonra hala azoospermik kalan olgular
TESE programına alındı.
Sonuçta 15 erkekten 11'inde
(%73) TESE ile testis dokusundan sperm elde edilerek
ICSI'de kullanılabildi. Ancak hiç birisinde de klinik
gebelik başarılamadı. 6 hasta tedaviyi bıraktı. Geri
kalan 9 hasta 6 ay daha hormon tedavisine devam ettiler.
3'ünde ejakulatta sperm görülmeye başlandı. Geri kalanlarda
da TESE ile sperm elde edilebildi. Bunlar arasında 4
erkeğin eşinde klinik gebelik sağlanabildi. Genel olarak
fertilizasyon oranı %41.7, klinik gebelik ise %17.6
olarak saptandı.
HH tedavisinde kullanılan
tedavi protokolleri değişiklik gösterir. hCG haftada
3 kez 2000 IU şeklinde, 150 IU hMG ile birlikte ya da
tek başına, 3-6 ay boyunca kullanılabilir. Pulsatil
GnRH tedavisi de önerilmiş olmakla birlikte, sonuçları
tartışmalıdır. Gonadotropin tedavisine yanıt, bir çok
faktöre bağlı olarak değişir. İnmemiş testis ve küçük
testis olması sonucu olumsuz etkileyebilir. Yine de
böyle hastalarda ejakulatta sperm çıkma olasılığı vardır.
hCG/hMG kombinasyonu tedavi ile ejakulatta sperm çıkma
şansı %40 ile %80 arasında değişmektedir.
Burada özetlenen çalışmada
araştırıcılar ÜYT öncesinde hastalara 6 aydan uzun süreli
gonadotropin tedavisi uygulamışlardır. Neticede testis
boyutlarının artmaması ve ejakulatta sperm çıkmaması
hormon tedavisine yanıtsızlığı gösterir. FSH uygulamasının
kesintili yapılması testislerde fibrotik değişikliklere
yol açabilir. Bu çalışmada hormona yanıt alınamamasının
bir nedeni olarak, önceden alınmış farklı hormon uygulamaları
önerilmektedir. Gerçekten de olguların 3'ünde testislerinde
yaygın hiyalinizasyon bulunmuş.
HH'de hormon tedavisinin
bir sakıncası hasta kompliansıdır. Bu çalımadaki hastaların
8'i (%53) bu nedenle tedaviyi bırakmışlar. Hatta sperm
çıkışı başlayan 2 olgu bile tedaviden vazgeçmiştir.
Hormon uygulamasının kısa sürmesi nedeniyle erken dönemde
ÜYT'e geçilmesi bu bakımdan hastaların tedaviye komplianslarını
da artıracaktır.
Sonuç olarak, hormon
yetmezliğine bağlı infertilite görülen olgularda hormon
tedavisi sırasında daha sperm ejakulatta görülmeden
önce, testislerde görülmeye başlayabilir. Bu nedenle,
tedaviye yanıt alınamayan ya da sürekli hormon tedavisine
yanaşmayan olgularda, testislerden alınacak spermlerle
ICSI yapılması önerilebilir. Ancak, TESE/ICSI sonuçlarının
başarısını artırmak için hormon tedavisinin uzatılması
da önemlidir.
Kaynak: Human
Reproduction 19(7), 1558-61, 2004.
|