|
ANTİSPERM
ANTİKORLAR (ASA)
Kaan
AYDOS
İmmünolojik
infertilitede antisperm antikorlar temel mekanizmayı
oluşturmakla birlikte, özellikle son yıllarda lokalize
mukozal immün sistemin de anlaşılmasıyla konu daha dikkat
çeker duruma gelmiştir. Her ne kadar immünolojik infertilite
tanısı ASA'ların ölçülmesiyle konmaktaysa da, doğal
olarak buna eşlik eden hücresel immün reaksiyonun da
etkisi bilinmelidir.

İnfertilite tanısı ile
incelenen erkeklerin %3-12'sinde ASA saptanmaktadır
(Hendry 1997; Moghissi 1990). Gelişimleri dikkate alındığında,
spermler antijenden zengin hücrelerdir. Testislerde
gelişimleri sırasında veya epididimden geçerlerken ya
da seminal plazmayla karşılaştıklarında sperm üzerine
vücudun immün sistemine yabancı çok miktarda yeni antijenler
eklenir. Çok sayıda testiküler ve epididimal sperm antijenleri
bilinmektedir: LDH C4, PH 20, sperm otoantijen-1, HSA-63,
kreatinin fosfokinaz, mannoz ligand reseptör, SP-10,
CS-1 gibi. Bu antijenler spermatogenezin, enzim reseptörlerinin,
kapasitasyon uyarıcılarının, sperm-zona etkileşiminde
görevli moleküllerin çalışmalarının düzenlenmesini sağlarlar
(Kapur 1989; Saling 1990). Özellikle fertilizasyon antijeni-1
(FA-1), spermin zonaya bağlanmasının regülasyonunda
görevli bir glikoprotein olarak önem taşır. Eğer bu
antijene karşı antikor oluşmuşsa, spermin motilitesi
etkilenmeksizin sperm-zona seviyesinde fertilizasyon
bozukluğu ortaya çıkar (Naz 1992).
Bunların yanı sıra, antisperm
antikorlarının immünolojik infertilitede önemini kısıtlayan
bazı gözlemler de mevcuttur. Örneğin immünolojik infertilite
mikroorganizmalar ya da ilaçlara karşı oluşan ama aynı
zamanda sperm ile de reaksiyon verebilen antikorlara
bağlı olarak da ortaya çıkabilir (Tung 1976). Diğer
yandan, spermin gelişimi sırasında çok sayıda antijen
sperm yüzeyinden silinir ya da eklenir. İşte maturasyon
sırasında görülen ama daha sonra kaybolan bu antijenlere
karşı oluşan antikorlar, ölçülseler bile sorumlu oldukları
antijen ortadan kalktığı için patolojik bir değerleri
bulunmayacaktır (Kapur 1989). Ayrıca, antikorlar sıklıkla
yüzey antijenlerini değil de spermin internal antijenlerini
tanıdıklarından, fertilizasyon bakımından klinik önemleri
de sınırlı kalmaktadır (Bronson 1983).
Antisperm antikorlarının
infertiliteye yol açma mekanizmaları ya spermin taşınmasını
ya da sperm-oosit etkileşimini bozmasıdır (Tablo 1).
Sperm
taşınmasında bozukluk
Seminal plazma içinde spermatozoaların aglütinasyonu
Servikal kanaldan geçişte inhibisyon
Uterus içinde spermin ileri-hızlı hareketinin bozulması
Uterus içinde spermin kompleman aktivasyonu sonucu parçalanması
Gametler arasında etkileşimde bozulma
Sperm kapasitasyonu ve akrozom reaksiyonunda anormallik
Spermin zonaya bağlanması ve penetrasyonunda bozulma
Oosit plazma membranı ile spermin füzyonunda bozulma
Oosit içine giren spermin aktivasyonunda ve pronukleus
oluşumunda bozukluk
Embriyo gelişiminde bozulma (?)
Fertilize olmuş ooositin bölünememesi
Gelişen embriyonun canlılığını bozucu etkisi
Tablo 1. Antisperm antikorların etki gösterdikleri yerler.
Antisperm
antikorların en etkin oldukları seviye servikal mukustan
geçiştir. Eğer sperm yüzeyine antikorlar bağlanmışlarsa,
servikal mukusu penetrasyonları bozulur ve postkoital
test sırasında "yerinde titreme (shaking)"
tarzında hareket özelliği gözlenir. Spermin kümeleşmesi
ya da aglütinasyonu da servikal mukusta ilerlemesine
bir engel teşkil edebilir. Oosite yaklaştıkça spermin
oosite bağlanmasını engelleyerek gametler arasındaki
normal etkileşimi de bozarlar. Sonuçta, fertilizasyonun
olabilmesi için temel teşkil eden sperm-oosit arasındaki
spesifik iletişim mekanizmasını önleyebilir. Antisperm
antikorların embriyo gelişimi ve canlılığı üzerine olumsuz
etkileri ise tartışmalıdır.
KAYNAKLAR
|